Biraz sanat biraz edebiyat…

Elda SASUN Köşe Yazısı
1 Temmuz 2026 Çarşamba

Haziran doğduğum ay olduğu için genelde kendimle senelik muhasebe ve yeni notlar yazığım bir aydır.

Yazar Pierre Assouline’nin Fransız Enstitüsü’nde, yeni kitabı için düzenlenen davette, anlattıkları düşündürücüydü.

Kitaplar birer ruhsal sığınak olabilir mi?

Yazar Pierre Assouline’nin Tenez bon: comment des livres nous donnent de l'espoir / Dayanın: Kitaplar Bize Nasıl Umut Verir? adlı son eseri, edebiyatın zor zamanlarda bir direniş ve umut kaynağı olabileceğini anlatan bir kitap. Yazar, kişisel ve toplumsal krizler karşısında melankoliye kapılmak veya pes etmek yerine, okumanın nasıl bir umut ve kurtuluş yolu olabileceğini anlatıyor. Yazar, sıradan kötülüklere, yaşamın bizi zorlayan durumlara karşı edebiyatın, okuduklarımızın ve o metinlerden hatırladığımız bazı karakterlerin, kelime veya cümlelerin bize bir dayanma gücü sağladığını savunuyor.

Assouline’nin kitabı kendi travmatik deneyimden yola çıkarak, kitapların sadece entelektüel bir tarafı olmadığını; kırılmalar karşısında birer sığınak ve ruhsal cephane olduğunu, okurlara zor zamanlarda tutunabilecekleri edebi bir pusula ve adeta bir ‘yaşam rehberi’ olduğunu belirterek son bulur. Zihnime yazıverdim..

AGAM’ın dünyaya bakışı 

Sanat haberlerinde uluslararası Yaacov Agam’ın ölüm haberi de sıradaşı bir sanatçının vefatıydı…

Agam 1928'de, Rishon LeZion'da dindar bir haham ve kabbalist babanın oğlu olarak doğdu. Optik ve kinetik sanat alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınan sanatçı önce Kudüs'teki Bezalel Sanat ve Tasarım Akademisi'nde eğitim gördü.

1949'da İsviçre'nin Zürih kentine, 1951 yılında ise Fransa'nın Paris kentine yerleşti.

Bazı önemli eserleri arasında :

   * Tel Aviv'deki ünlü Dizengoff Meydanı'nda yer alan Ateş ve Su Çeşmesi (1986) ve Dan Oteli’nin denize bakan cephesi,

   * Paris, La Défense bölgesindeki anıtsal çeşme (1975),

   * Fransa Cumhurbaşkanı Georges Pompidou'nun Élysée Sarayı'ndaki özel dairesinin giriş salonu tasarımı,

   * New York'ta Beşinci Cadde'de Hanuka bayramı için kurulan ve Guinness Rekorlar Kitabı'na giren dünyanın en büyük Hanuka şamdanı sayılabilir.

Ayrıca, doğduğu şehir Rishon LeZion'da sanatçının kendi adını taşıyan Yaacov Agam Sanat Müzesi (YAMA) bulunmaktadır.

1996 yılında çocukların görsel eğitimi için geliştirdiği "Agam Metodu" için de UNESCO tarafından ödüllendirildi.

Agam’ın amacı çocukların şekile bakış hafızasını, yaratıcılığını ve geometrik sezgilerini geliştirmekti. Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar için geliştirdiği bu metodun temel amacı, çocukların çevrelerindeki dünyayı sadece ‘görmelerini’ değil, onu parçalara ayırarak ‘anlamalarını’ sağlamaktı.

Çocuklar temel geometrik formları tanımayı, zihinlerinde onları döndürmeyi, bu formları birleştirerek yeni yapılar oluşturmayı ve hareketin görünen dünyayı nasıl değiştirdiğini  öğrenirler.

Araştırmalar, Agam Metodu ile eğitilen çocukların sadece sanat alanında değil; matematik, geometri, akıl yürütme ve hatta erken okuryazarlık becerilerinde akranlarına göre daha hızlı gelişim gösterdiğini ortaya koydu.

Böylece Agam, eserlerinde izleyicilerin baktığı açıya göre tamamen değişen görüntüler sunan, kendine has bir tarz geliştirdi.

Agam Metodu nedir?

Agam'ın sanat dünyasına kazandırdığı Agamograf tekniği ve çocuk eğitimi için geliştirdiği Agam Metodu optik/kinetik sanatın temel örneklerinden biri kabul edilir.

Bu teknikte, birden fazla farklı resim veya kompozisyon şeritler halinde kesilir ve akordeon gibi katlanmış bir yüzey üzerine yerleştirilir. Eser sabit durur ancak izleyicinin hareket etmesi gerekir. Siz eserin sol tarafında durduğunuzda tamamen farklı bir geometrik form veya renk görürken, sağ tarafına doğru yürüdükçe resim yavaşça tamamen başka bir kompozisyona dönüşür. Tam karşıdan bakıldığında ise bu iki veya daha fazla görüntünün birleşiminden başka bir kompozisyon ortaya çıkar.

Agam, sorgulama ve derin bir bakış kültürünü yansıtarak sanatın da sabit olmaması gerektiğine inanıyordu. Hareketsiz  bir nesneye ‘zaman’ ve ‘hareket’ boyutunu ekleyerek izleyiciyi de sanat eserinin aktif bir parçası haline getirdi.

Agam'ın hem sanatı hem de eğitim yaklaşımı, insanın duran bir dünyada yaşamadığını, her şeyin sürekli bir hareket, değişim ve etkileşim halinde olduğunu anlatmayı amaçlar.

Kendisiyle Paris’te bir davette tanışma şansına erişmiştim. Sakin konuşan, sesiz bir karizması olan özel bir sanatçıydı. Onunla tanışmak isteyenlerle sohbet etmiş, resim çektirmiştik.

21 Haziran'da Paris'te 98 yaşında hayatını kaybetti. Eserleri uluslararası piyasada ve müzayedelerde en yüksek fiyatlara alıcı bulan İsrailli sanatçıların başında gelir.

Biz de onun gibi her şeyin hareket ve değişim halinde olduğunu fark etsek dünyaya bakış açımız nasıl olurdu acaba?

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün