Dostluk ebedidir

Elda SASUN Köşe Yazısı
1 Nisan 2026 Çarşamba

Bu ay çok kıymetli tarihçimiz ve yazar sevgili İlber Ortaylı aramızdan ayrıldı. Tüm ülkede derin üzüntü ve sıra dışı bir sevgi seli ile uğurlandı. Ona veda etmekte zorlandık. Ardından sosyal medya ve televizyon programlarında ve birçok yerde onun sözleri anıldı, paylaşıldı.

Gazeteci Fatih Altaylı’nın yıllardır sunduğu Teke Tek programının son bölümünde, Celal Şengör ile birlikte yer alan İlber Ortaylı’nın “Dostluk nedir?” sorusuna verdiği “Ne dermiş Cicero hazretleri? Dostluk ebedidir. Çok nadirdir fakat ebedidir” cevabı çok anlamlıydı.

İlber Hoca’nın bu veda niteliğindeki programı ve bu cümlesi, aslında Cicero’nun 2000 yıl önce yazdığı 'Dostluk Üzerine' eserinin bir özetiydi. Cicero’ya göre gerçek dostluk, erdemli insanlar arasında doğar. Gerçek dostluklar ölümsüzdür ve yoklukta da yaşamaya devam eder.

İbranicede dost kelimesi, dost anlamı dışında başka anlamda da kullanılır:

1. חָבֵר (Haver) kelimesi:

 * Arkadaş / dost: Aile üyesi olmayan, fakat yakın olunan kişi.

 * Üye: Bir grubun, kulübün veya bir organizasyonun parçası olan kişi. 

 * Arkadaş / meslektaş: Aynı çerçeveyi paylaşan kişi. İş arkadaşı veya okul arkadaşı.

2. חֶבֶר (Hever) - Grup / ekip / kadro: Ortak bir amaç için bir araya gelmiş topluluk.

3. חֶבְרֶה (Hevre)

 * Arkadaş grubu: Aralarında arkadaşlık bağı olan insan topluluğu.

4. חָבַר (Hibur) – fiil: Katılmak / birleşmek / kaynaşmak; bir gruba dâhil olmak. Birleştirmek, parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturmak.

Veya tanıştırmak / İki insanı birbiriyle tanıştırmak, birleştirmek, bağlamak anlamına da gelir.

İşte dost bunların hepsi de olabilir diyebilirim. 

İlber Ortaylı’nın dostluk kavramına bakışı, sadece bir ‘arkadaşlık’ meselesi değil, sanki aynı zamanda bir kültür ve entelektüel derinlik anlamını da taşırdı. 

İlber Hoca dostluğu tanımlarken şöyle derdi: “Dostluk rastgele bir araya geliş değil; bir zaman ve emek işidir; emek beraberliğidir. Ayrıca, dost özlenir. Ha ha hi hi ile dost olmaz.” İlber Hoca her kesimden insanı sevdi; herkesle konuşur, insana, tabiata, sevgiyle yaklaşırdı. Hayvan severdi.

Hoca’ya göre gerçek bir dost, sadece iyi günde yanında olan değil, sizinle aynı kitaba heyecanlanabilen, aynı konser veya operanın müziğini dinlerken bu keyfi de paylaşan biriydi. Onun o meşhur, şefkatli üslubuyla birine ‘dostum’ demesi, o kişinin bir çeşit tarih süzgecinden ve ortak bir ‘merak’ sınavından geçtiğini de gösterirdi. Bu dostluk, sadece iki insan arasında basitçe gerçekleşen veya entelektüel bir ortaklık da olabilirdi.

İlber Ortaylı’nın dostluk anlayışında beyefendiliğinin izleri vardı. Hoca’nın dostluğu, ‘boş vakit geçirmek’ için değil, ‘vakti kaliteli, verimli fakat aynı zamanda keyifli de kılmak’ içindi. Aynı yaşamı gibi…

İlber Hoca’nın kendine has ‘hoca’ ciddi tavrı yanı sıra, içindeki çocuğu da her zaman yaşamayı bilen, inanılmaz bir mizah anlayışı da vardı.

Bizim tanışmamız yıllar önce Ortadoğu ve Osmanlı Tarihi eğitimi aldığım üniversite de başladı. İlber Hoca bize misafir hoca olarak gelirdi. Onu her zaman ilgi ve merakla dinlerdik. Yıllar geçti, İlber Hoca Topkapı Müdürü ve çok ünlü bir tarihçi oldu. Uzaktan da olsa onu hep izledim. Bir gün, yine bir konferansını dinledikten sonra yanına gidip kendimi tekrar tanıttım. Kendisinin de yakından tanıdığı hocalarımı ve müşterek dostlarımızı andık. Zamanla onunla birkaç söyleşi yaptım, sohbetlerimiz arttı, birçok davet, konser, sergi ve etkinliklere birlikte katıldık. Birçok kez ofisinde kendisini ziyarete gittim; peşine takıldım, İstanbul kitapçılarının bir kısmını onun sayesinde tanıdım, gezdim. Ondan pek çok şey öğrendim. Her zaman, aynı coşkuyla eski ve yeni kitaplar almayı pek sevdi. Kitap baktıktan sonra ve her fırsatta çay içmeden çıkmazdık; çay onun yakın dostuydu. Dostluğu, vefası sonsuzdu diyebilirim. Kendisiyle dostluğum vesilesiyle aracı olduğum birçok davet veya etkinliğe her zaman gelmeye çalıştı. Genelde kimseyi kıramaz, pek hayır diyemez, her kişiye layık olduğu kıymeti de verirdi. Ona hep ‘hocam’ ve ‘siz’ ile hitap ettim. Onu aradığımda ise beni, “Kim? Bizim Elda mı?” diye sorması beni çok mutlu ederdi.

Evet, İlber Hoca aslında koca bir yüreği olan ve çok vefalı bir dosttu. Hatır sormayı hiç ihmal etmezdi. İlber Hoca bitmez tükenmez okuma, gezme ve araştırma merakı yanı sıra duygularını sıkılmadan taşıyan sadece bir tarih hocası değil hakiki bir hayat hocasıydı. Kadim dostum İlber Hoca’mı günlük yaşamımda her kafama takılan soruda ve birçok konuda sohbetlerimizi, içten gelen ünlü kahkahalarını, yorumlarını çok özleyeceğim.

Güle güle sevgili Hocam… Nurlar içinde uyu.

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün