Ekimin ilk adımlarında…

Tülay GÜRLER KURTULUŞ Köşe Yazısı
7 Ekim 2026 Çarşamba

Biliyor musunuz, kitap okumak sanki sonbaharda daha zevkli oluyor. Tabiat sararırken, hafif de olsa içe kapanmaya giderken, tuhaf bir şekilde içimizi açmaya önümüzü aydınlatmaya devam eden en büyük değer, kitaplar… Eylül, en güzel aydır okumak için…Daha çok okumak ya da iyi bir okur değilse insan, onu başlangıç olarak kabul etmek…Gençlere bir türlü anlatamıyoruz maalesef… Tadına bir varsalar okumanın; başka başka hayatların, sağlam hayallerin peşine düşecekler.

Siz iyi bir okursanız tarihi roman, bilim-kurgu, aşk, polisiye, fantastik… Aklınıza ne gelirse alıp bu ayın içine saklayabilir, ellerinden tutup ekim’e yürüyebilirsiniz onlarla…

Korku okuyun mesela… Harry Potter serisi ilk çıktığında çocuk gibi bir gecede sabahlamış, bitirmiştim. Nasıl bir düş gücü, nasıl sağlam bir olay zinciri planıysa yazarın mucizesi, beni sabaha kadar uyutmamıştı. Asıl söylemek istediğim, filminin ilk sahnesini izlediğimde yaşadığım büyük şaşkınlıktı. Filmi ben yönetseydim, romanın başladığı sokağı, sokağın lambasını, baykuşu, mektupları ve Hagrid’i ancak böyle tasarlardım! Aklımda yarattığım sokağı başka bir göz, benim yerime yaratmıştı! Potter başka bir dünya… Yaşınız kaç olursa olsun, bütün seriyi en baştan okumanızı şiddetle öneririm.

Gerilimde daha ileri bir kitap arıyorsanız size bir vampir hikayesi önerebilirim. Vampirler, her zaman merak edildi. İnanalar var, hiç inanmayanlar var. İnsan, bilmediğinden daha çok korkar. Bu iş de bilinmeyen bir şey olduğu için olsa gerek Bram Stoker’in çok ilgisini çekmiş olacak ki tam yedi yıl uğraşmış Dracula’yı yazmak için. Gerilim türünün en büyük eseridir bu kitap. İster sevin ister sevmeyin; inanın, inanmayın ama kitabı keyifle okuyacaksınız çünkü yazar en ince ayrıntıyı bile düşünmüş. O kadar ki bugüne kadar daha iyisi yazılmadı bu türün. Biraz korkarak ama en çok da merak ederek ve bir süre sonra bu iki duyguya da alışarak okuyacaksınız Dracula’yı…

“İrlandalı yazar Bram Stoker'ın üzerinde yedi yıl çalışıp 1897 yılında yayımladığı Dracula, gerilim ve korku edebiyatında bir başyapıttır. Roman, İngiliz avukat Jonathan Harker'ın Transilvanya'daki Kont Dracula Şatosuna gidişiyle başlar. Kont'un Londra'da satın aldığı evle ilgili işlemleri halletmeye çalışan Harker, kısa bir süre sonra kendini bir dizi korkunç olayın içinde bulacaktır. Yeni bir kan bulmak ve ölümsüzlüğün lanetini yaymak amacıyla İngiltere'ye ulaşmak isteyen Dracula'nın karşısına bunu engellemek isteyen bir grup genç çıkacaktır. Profesör Van Helsing'in şehri ve insanlığı bu lanetten kurtarmak isteyen gençlere yardımıyla, önce Londra sokaklarında sonra ise denizde bir kovalamaca başlar. Vampir olarak bilinen kurgusal karakteri dünyaya tanıtan Dracula, doğaüstü çekiciliği sayesinde birçok dizi, film ve sahne uyarlamalarına referans olmuştur ve bir asırdan fazla zamandır okuyucuyu büyülemeye devam etmektedir.” Dracula, ilginç ve eğlenceliydi. Bu eylüle de bir seri ve bir roman sığdırmış oldum yıllar sonra yeniden…

Hayat bazen içinize fenalık getirebilir. Bir şeyleri düzeltmek, hatta kökten değiştirmek için kafa patlatırken bulursunuz kendinizi. Yaşadıklarınızı geleceğe taşımak istemezsiniz. Hiç olmazsa yarınlar, bugünlerden daha güzel olsun, hayat daha anlamlı, daha keyifli olsun diye yapamayacağınız şey yoktur. Böyle hissediyorsanız, işte size bu hislere şahane bir cevap: Okuyun! İster benim gibi eski veya yeni korku içeren kitaplar olsun bunlar ister bambaşka türler… Hepsi, her şeye iyi gelecektir bir anda. Bu kadar mucizevidir okumak!

Bir de bazen düşürür insanı hayat. Bir sebeple ekseniniz kayar. Zihnen, ruhen, fiziken… Düzelebilmek için uğraşırken denize düşmüş gibi tutunursunuz yılana ve her şeye… Sonra bir kitapta hayatın başka bir tarafını tam da yaşarken okuduğunuzu fark edersiniz. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün