BEREŞİT - Hayal gücümüz

Rav İzak ALALUF Köşe Yazısı
7 Ekim 2026 Çarşamba

Midraş, Adam ve Hava'yı günaha sürükleyen ve Hava'yı yasak ağacın meyvesini yemeye teşvik eden, ardından meyvenin bir kısmını Adam ile paylaşan yılan hakkında ilginç bir şey anlatır. Midraş, bu yılanın, geçmişte insanın sahip olduğu en büyük hizmetkâr olduğunu bildirir. Uzak diyarlara giderek, güzel mücevherleri Adam’a getiren odur. Adam ile Hava'yı günaha sürükleyen yılan, aynı zamanda onlara değerli elmasları getiren en büyük yardımcıları olarak Midraş tarafından betimlenmektedir. Burada yılanın iki yüzünü görmekteyiz. Bir taraftan Adam ve Hava’ya hizmet ederken diğer yandan da onların çöküşünü hazırlamıştır. Yılan hem en iyi dostumuz hem de en büyük düşmanımız olarak karşımıza çıkmaktadır.  

Cevabı yılanlardan ve elmaslardan bahseden başka bir kaynakta Gemara Masehet Bava Batra 74b’de bulmaya çalışacağız. Bu noktada Gemara bir gemide seyahat eden ve etrafı yılanla çevrili değerli bir elmas gören insanların hikâyesini anlatır. Bir dalgıç elması gemiye getirir, ancak yılan daha sonra tüm gemiyi yutmaya gelir. Bir kuş aşağı uçar ve yılanın başını ısırır. Ardından başka bir yılan gemiyi yutmaya gelir, ancak o da ölür. Bu olay birkaç kez tekrarlanır. Durum bir öykü gibi görünse de burada bir sembolizminin olduğu açıktır. İşte Malbim, bu hikâyenin sembolizmini açıklar.

Bizler bir ‘elmas’ gibi yaratılmışızdır. Amaç saf ve bozulmamış bir ruhla yaratıldığımız gibi saf ve bozulmamış bir hayat yaşamaktır. Burada sorun bizim saflığımıza, zihinlerimize saldırarak her şeyi mahveden yılandadır. Yılanı her bertaraf ettiğimizde, toparlanarak saldırılarına devam etmektedir.

Bu ‘yılan’ bizim hayal gücümüzdür. Midraş'ın da dediği gibi, hayal gücü en değerli varlığımızdır ve bize değerli ‘mücevherler’ kazandırır. Hayal gücü olmadan hiçbir şey inşa edilemez, yaratılamaz veya yenilenemez. Hayal gücümüz, neler yapılabileceğini, neler olabileceğimizi, neler yaratabileceğimizi görmemizi sağlar, bu da başarıya giden ilk kritik adımdır. Hayal gücümüz sayesinde, bizi ileriye taşıyan, çalışmaya ve büyük işler başarmaya iten hayallerimiz ve hırslarımız vardır. Ancak ne yazık ki yılan gibi hayal gücümüz de çöküşümüze yol açabilir. Buna basit bir örnek vermeye çalışalım.

Diyelim ki bir arkadaşımızın oğlunun veya kızının nişan haberini duyduk. Ortada sadece bir duyum olduğuna dikkat edelim. O duyumla sevinmiş olabiliriz bu doğaldır. Günler ve haftalar geçtikçe o arkadaşımızdan bir haber veya davet almamak bizi düşündürmeye başlar. Bu noktada hayal gücümüz kontrolden çıkmaya başlayabilir. Önce arkadaşımızın bir nedenden dolayı bizi unuttuğunu veya bize kırgın olduğunu düşünmeye başlarız. Biz onu bütün etkinliklerimize davet etmemize rağmen bize nişan haberi vermeyi bile çok görmüştür. Gelmeyen bu davet, zihnimizde bizi yutan ve tüm ‘elmaslarımızı’, tüm saflığımızı ve iyiliğimizi çalan bir yılan, bir canavar gibi olur. Kızgınlık ve düşmanlıkla dolup taşmaya başlar; duyumun doğruluğunu araştırmak bu noktada aklımıza gelmez. Nitekim ortada bir kızgınlık, kırgınlık hisseden veya unutmuş bir arkadaş yoktur.  Nişan olayı sadece yanlış bir duyumdur.

Reklamcılığın tüm alanı, insan hayal gücünün nasıl çalıştığına dair bu anlayışa dayanır. Rengârenk reklam panoları, zihnimizde ürpertici imgeler oluşturur. Belirli kıyafetler giymiş bir manken gördüğümüzde kendimizi de en az onlar kadar iyi hissederiz. Keyifli bir tatil beldesinin reklamını okuduğumuzda kendimizi o keyfi yaşarken hayal ederiz. Bir araba reklamı, komşularımız kıskançlıkla bakarken kendimizi o arabayı sürerken kurduğumuz hayale sürükler.

İşte yılan Adam ve Hava’yı bu şekilde kandırmayı başarmıştır. Onlara yasak meyveyi yerlerse yaşayacakları sınırsız mutluluğu hayal ettirir. İnsanoğlunun çoğu kötü alışkanlığı da aynı şekilde işler. Bizi cezbeden şey, meyvenin kendisi değil, hayal gücümüzdür. Bu da bizi, canımızın istediği şeyi yaparsak eşsiz bir sevinç ve memnuniyet yaşayacağımıza inandırır.

Hayal gücümüz bize değerli elmaslar kazandırabilir, büyük zirvelere ulaşmamıza ve muhteşem şeyler başarmamıza yardımcı olabilir, ama aynı zamanda neşe ve tatmini yanlış yerlerde aramamıza neden olarak bizi mahvedebilir.

Adem ve Hava'nın hikâyesi bize ‘yılanımızı’ kontrol altında tutmamız gerektiğini öğretir. Hayal gücümüz hem en iyi dostumuz hem de en kötü düşmanımızdır. Onu hayal kurmak, arzulamak, cesur ve iddialı hedefler belirlemek, büyüklüğe ulaşmak için çabalamak, ama kıskanç, öfkeli, küskün veya açgözlü hissetmemek için akıllıca kullanmamız gerekir. Kendimizi büyük işler yaparken ve ilerlerken hayal edelim ve olmamız gereken işlere odaklanalım.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün