NOAH- Hedef

Rav İzak ALALUF Köşe Yazısı
14 Ekim 2026 Çarşamba

İlk peraşa olan Bereşit okunurken Adam ve Hava acımasız eleştirilir. Benzer şekilde Noah peraşasında Noah eleştiri oklarının hedefidir. Ancak hiç kimse onların ne düşündüğünü analiz etmeyi aklından bile geçirmez. Hadi bir kere sorup cevabını bulmak için kendimizi zorlayalım. Evet, ilk sorumuz Adam ne düşünmektedir ki bu yanlışı yapmıştır.

Elbette, yasak ağacın meyvesini yemek yanlıştır. O da tüm insanların yaptığı gibi yapılan hatanın sonucunda ceza görmüştür. Ancak, belki de bu eylemi zihninde haklı çıkaracak bir mantığı, bir düşünce süreci olduğunu beklemek çok yanlış mıdır? Tanrı'nın açıkça yememesini emrettiği meyveyi yemesine onu ne itmiş olabilir?

Arizal, Adam'ın günahının manevi etkilerini ve insanı nasıl kökten dönüştürdüğünü açıklar. Günahından önce, yetser ara kişinin dışındadır ve varlığının bir parçası değildir. Adam saf ve bozulmamış bir varlıktır. Doğru şekilde davranma ve doğru şeyi yapma konusunda doğal bir eğilime sahiptir. Ayartmalar mevcut olsa da, önlenebilir düzeydedir. Kişi, ayartma kaynaklarından uzak durabilir ve herhangi bir içsel direnç veya mücadele olmadan Tanrı'ya kolayca hizmet edebilecek kudrettedir ancak günahtan sonra her şey bir mücadeleye dönüşür. Hepimizin bildiği gibi, yaptığımız neredeyse her iyi iş bir miktar çaba, doğru şeyi yapma arzumuzla yanlış şeyi yapma arzumuz arasında bir ‘çekişme’ gerektirir. Bu süregelen mücadele, Adam ve Hava yasak meyveyi yedikten sonra ortaya çıkar. Bu da Adam’ın, Hava’nın ‘ikram ettiği’ meyveyi yemeye karar vermesinin mantığını açıklar.

Maça hazır bir şekilde gelen bir futbol takımını hayal edin, ancak maç öncesi antrenmanları ve vuruş antrenmanlarından sonra, ilk atıştan hemen önce, diğer takım sahaya çıkmıyor ve hükmen mağlup sayılıyor. Birinci takım elbette galibiyetle anılmaktan mutluluk duyacaktır, ancak bu zaferden pek gurur duymayacaktır. Ancak maç oynanır ve uzatmalara gidilirse, iki takım da sıkı çalışarak son vuruşta dramatik bir şekilde kazanılırsa, bir galibiyetin verdiği memnuniyetle evine dönecektir.

Adam yetser ara’yı varlığına davet ederek ve sürekli manevi mücadelenin meydan okumasını kabul ederek Tanrı'ya yaklaşabileceğini düşünmüştür. Bu iç çatışma olmadan Tanrı'ya hizmet etmek, savaşmadan, hükmen galip gelmek gibi olacağından Adam pek memnun değildir. Hâlbuki sürekli olarak cazibelere ve ayartmalara direnerek Tanrı'ya hizmet etmek durumunu bir zafer kazanmak gibi görmüştür. Adam bu şekilde düşünmek istemiştir. Büyüklük için çabalar ve büyüklüğe ancak sıkı çalışma ve mücadeleyle ulaşılabileceğinin bilincindedir. Bu nedenle, yetser ara’nın zorlu meydan okumalarına maruz kalmaya karar verir. Bu da ömür boyu bir mücadele anlamına gelir. Düşünce tarzı ve niyet iyi olsa da Adam kesinlikle yanılmıştır. Bu karar Tanrı’ya karşı gelmek ve günahı davet etmek anlamına gelmiştir. Bu da üzerimize ölüm dâhil sayısız sorun getirmiştir.  

Tanrı ona meyveyi yememesini söylemiştir. Adam sanki Tanrı’dan daha iyi bir fikre sahip olabileceği düşüncesine kapılarak belki iyi niyetle ama hatalı olarak bu emre itaat etmemeyi seçmiştir. Noah da nasıl olursa olsun kâinat yok olacaksa boşuna dua ederek ‘yenilgiye uğramış’ gibi hissetmek istememiştir. Tanrı’ya itaatsizlik ederek O’na yaklaşmak mümkün değildir. Bu sadece Tanrı ile aramıza mesafe koymak anlamına gelir.

Gemara, Adam’ın işlemiş olduğu günahın ‘zohama’sının yani kirliliğinin Matan Tora zamanına kadar devam ettiğini öğretir. Bene Yisrael “naase ve nişma”diyerek, kendilerini koşulsuz olarak Tanrı'nın iradesine adarlar. Sınırsız itaatlerini ilan ederler, her emri tereddüt etmeden ve akıl yürütmeden yerine getireceklerini söylerler. Bu, Adam'ın günahından beri insanlığı rahatsız eden kötülüğü, yani Tanrı'nın emirlerini kibirli bir şekilde insan mantığına ve muhakemesine tabi tutma eğilimini düzeltmiştir. Noah’ın hatası da zaman içinde Yosef ve Moşe gibi iki büyük tsadik tarafından onarılmaya çalışılır.  

Ancak trajik bir şekilde, Bene Yisrael, sadece kırk gün sonra, altın buzağıya tapındıklarında bir kez daha düşer. Her ne kadar Bene Yisrael altın buzağıya bir tanrı olarak tapmasa da, niyetleri asil olsa da Tanrı emrine doğrudan itaatsizlik ederek hata yaparlar.

Dini uygulamalar, kendi fikirlerimize, tercihlerimize veya doğru-yanlış algılarımıza uyacak şekilde sulandırılamaz veya değiştirilemez. Belirli bir davranış biçiminin ‘manevi’ veya ‘dini’ açıdan faydalı olduğuna ve Tanrı ile ilişkimizi ilerletmeye hizmet ettiğine ne kadar ikna olmuş olursak olalım, eğer Tanrı’nın sözünü ihlal ediyorsa, bize verdiği Tora’yı çiğniyorsa, bu davranış biçimine uymak doğru değildir.

Adam'ın hatası bize, en asil niyetlerin bile itaatsizliği haklı gösteremeyeceğini hatırlatır.  Noah’ın hatası da umursamazlığın bir işe yaramayacağının delilidir. Gerçek ‘avodat Aşem’, kendi bilgeliğimizden çok, alçakgönüllülükle O'nun bilgeliğine güvendiğimizde başlar.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün