Geçtiğimiz iki haftadır, hafta sonları önce Şanlıurfa ardından da Mardin’deydim. Güneydoğu’nun sıcak, samimi insanının, bu toprakların heyecanını Teknofest’in bu sene Şanlıurfa’da düzenlenmesinin ne kadar doğru bir karar olduğunu yerinde gözlemledim. Harran’da gençlerin ‘Biz yaptık!’ türküsünü söylerken heyecanlarını, kendileriyle gurur duyabilmelerini hissettim. Ülkemle ve teknoloji alanında geldiği noktayla gurur duydum. İlerde evladım inşallah Teknofest’e katılır, çağımızın üretim yarışında yer alır diye diledim.
Urfa ahalisi öyle sıcak karşıladı ki Teknofest’i ki, adına yazılan türküler, çekilen halaylar, yapay zekâ robotla oynayan çocuklar anlatmakla bitmez bir görüntüydü. Ülkem, yıllarca maalesef imkân eşitliğinden yararlanamamış bir bölgemizi bağrına basıp, bütünleşmenin en güzel örneğini gösterdi. Ne kadar takdir ve teşekkür etsek az, Teknofestler bizim ortak istikbalimizdir.
Ülkemdeki temel sorunlardan biri de doğruya doğru diyememek. Selçuk Bayraktar’ın eğitim geçmişini değerli Ak Partili bir dost sayesinde öğrendim. Aynı fikirleri her konuda paylaşmasak da, bugüne bugün Robert Kolej mezunu, İstanbul Teknik Üniversitesi ve üzerine Amerika’da iki ayrı dalda yüksek lisans öyle her babayiğidin yapabileceği iş değil. Ülkemize kattıklarını, savunma sanayii başta olmak üzere teknolojide geldiğimiz noktada Sayın Bayraktar’ın emeği tartışılmaz.
Dileğim Musevi Lisesi gençlerinin başarılarını da teknofestlerde ilerde izleyebilmek. Siyasi partilerden, siyasetten bağımsız iyi ve başarılı olana hakkını verip destekleyebiliriz. “Aynı imkanlar bizde de olsa…” diyenlere de katılmıyorum, bunca yıl neredeydiniz? Bu ülkenin en büyük sorunu muhalefet eksikliğidir.
Yepyeni kendi zorlukları krizleriyle dünya ile eş zamanlı sıkıntılarla dolu bir yıl daha bizi bekliyor. Dayanışmayla ayrışmadan biz olabileceğimiz, ortak başarılarla gurur duyabileceğimiz bir dönem dileğiyle!