Biri hapşırır, diğeri nezle olur

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
30 Eylül 2026 Çarşamba

En sevdiğim, enerji dolu olduğum mevsimdir sonbahar. Yaz aylarının kavurucu sıcağında gölge ararken, kışın en soğuk günlerinde vasıta beklerken içime işleyen rüzgâr da mutsuz eder. Oysa arada kalan sonbahar huzur ve mutluluk verir.

Hayatı ne siyah ne de beyaz gördüğüm için eylül ve ekimde grileşen gökyüzü, yağmurlardan sonra ortaya çıkan gökkuşağının yedi renginden biri gibidir.

***

Can Yücel, ‘Başkası Olmak’ adlı şiirinde sonbaharı şöyle tasvir eder: “Ne kadar az uyursan o kadar çok rüya görürsün/ Ne kadar çok sonbahar yaprağı dökülürse/ O kadar çok çay içersin/ Hayat, sarı yaprakların arasında/Kaybolup gitmekten ibaret değil ya/ Biraz da reçelli ekmek gibidir.”

Necip Fazıl ise, “Yaprak sıkılmıştı ağaçtan, bahaneydi sonbahar…” der. Mizah mı, serzeniş mi karar veremedim.

***

Zamlar, pahalılık çoğunluğu kendi bütçesi çerçevesinde etkiliyor. Uzun zamandır, doğal sayıp dikkat etmediğimiz, ‘küçük’ noktalar artık ‘büyük’ler kategorisine giriyor. Öncelikler epeydir yer değiştirdi.

Herkes gıda ihtiyacını internetten yapmıyor. Ya da pazara gidemiyor. Dolayısıyla tek seçenek marketler. Neredeyse her gün değişen fiyat etiketleri kargaşaya yol açıyor. İndirimli ürünlerin raftaki fiyatıyla kasada ödeme yaptığımız fiyat birbirini tutmuyor.

Geçenlerde markette sıra beklerken önümde duran yaşlıca bir bayanın ödeme yaptıktan sonra fişini kontrol ettiğini gördüm. Az sonra kasaya geri döndü. Aldığı indirimli ürünün normal fiyattan yazıldığını ve gerekenin iadesini istedi. Böylesi durumlarda alınan ilk yanıt “Sistem böyle gösteriyor” olur. Ardından bir yetkili çağrıldı. Uzun konuşmalardan sonra para iade edildi. Özetle, marketten çıkmadan önce fişinizi kontrol etmekte yarar var. Yetkililer her gün karşılaştıkları bu tür olaylardan bezgin, satış elemanları ise, ‘kasaya sorun’ demeyi yeğliyor.

***

Yakın zamanda eşimle bir kuruluş yıldönümüne çağrılıydık. Katılımın yüksek olduğu gece özenle hazırlanmıştı.

Kurumun bütçe açısından dikkatli davrandığını tahmin ediyordum. Masada menüde yazılanı görünce duraksadım. Ordövr tabağından başlayıp tatlı ile biten sıralamanın altında, ‘limitsiz çay ikramı’ yazıyordu. Sınırlı içki olması çok doğal da limitsiz çayın menüde ön plana çıkması buruk bir tat. Sanırım ekonomi ‘limitsiz içki’yi unutturacak.

***

Biri hapşırır, diğeri nezle olur. Teşvikiye civarında uzun yıllardır hizmet veren bir otopark bulunur. Sahibi de, yanında çalışanlar da gelen geçeni tanır, eski tanışlara yardımcı olurlar. Devamlı park edenlerin yanı sıra en büyük müşterileri, doktora gidenlerdir. Zira otoparkın bulunduğu cadde muayenehanelerin yoğunlaştığı bir konumdadır.

Kısa süre önce otoparkın önünden geçerken, sahibinin bir tanıdığıyla konuşmasına tanık oldum. “Bir haftadır işler bıçak gibi kesildi. İnsanlar artık doktora da mı gitmiyor?”

Ne yazık ki fırtına çıkınca herkes etkileniyor.

Nezlesiz bir sonbahar dilerim.

Sağlıkla kalın.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün