Karmaşık olayları basite indirgemek veya tam tersi basiti karmaşık hale getirmek insanlığın bitmeyen bir döngüsüdür.
“İki haberim var; biri iyi diğeri kötü, hangisinden başlasam?” sorusuna genelde “kötüden başla” cevabını veririm. İçgüdüsel olarak verdiğimiz bu yanıt hakkında psikologlar söz konusu kişilerin kötü haberi başta öğrenerek durumu kontrol altına almak ve belirsizlikten bir an önce kurtulmak istediklerini söylerler.
***
Basit ama dağarcığıma sığmayan birkaç sözcük kimi zaman günlük yaşamımda sıkıntı yaratmıştır.
Çocuk yaşlarda akrabalık bağlarının teyze, hala, amca, dayıdan oluştuğunu zannederdim. Baldız ve görümce, konu komşudan duyduğum, kulağıma tanıdık gelmeyen kavramlardı. İleriki yıllarda ne eşimin ne de benim kız kardeşimiz olmadığından baldız ve görümce günlük yaşantımdan uzak kaldı. Anlamlarını elbette biliyorum, buna rağmen hitap ederken bir an duraksıyorum.
Bir diğer ikili, iyi bir gurme olmadığımın göstergesi. Aynı yemek yörelere göre farklı isimlerle tanınabilir. Zararlı veya yararlı her tür tatlı ilgi alanıma girer.
‘Yaş pasta /kuru pasta’nın iki ayrı tür olduğunu, yaş pastanın bildiğimiz pasta, kuru pastanın ise tatlı/tuzlu kurabiye anlamına geldiğini sonraları öğrendim. Geldiğimiz noktada kimse kimseyi çaya çağırmıyor ve kurabiye yapmıyor. Böylelikle kuru pasta kendiliğinden yok oldu. Doğum günlerinde ise pasta alıyorum o da yaş olsun.
Hiçbiri önemli olmayan söz konusu betimlemeler istemsiz de olsa birilerini üzmediği sürece karmaşa yaratmaz.
***
Karmaşa, herhangi bir konuyla alakanız olmamasına rağmen gelişmelerin dolaylı olarak kişilere yansımasıyla ortaya çıkar.
Üç kitabı aynı anda okumak yılların verdiği bir alışkanlık. Bu açıdan hiçbir zaman zorlanmadım. En büyük getirisi, hayatın içinde, bilmediğim konuları nispeten daha kolay anlayabilmekti. Öte yandan başladığım bir kitabı bitirememenin ‘ayıp’ olmadığına da gönül rahatlığıyla karar verdim.
‘Yapay zekâ’ konusunda ilk öğrendiğim YZ’nin bilgisayarların insan gibi düşünmesini öğrenmesini sağlayan geniş bir teknoloji dalı olduğuydu. Bu bilgi alfabenin ilk harfi gibiydi.
“ChatGPT’yi indirmedin mi daha?” diyenler çoğalınca, alfabenin ikinci harfine ulaştığımı zannettim…
Chat GPT ile YZ’nin aynı değil de YZ’nin sadece küçük bir parçası ve popüler uygulaması olduğunu anladım. Zaten ChatGPT’ye “Salı günü hangi sinemaya gideyim, bu akşam ne pişireyim?” gibi zekice sorular soran veya sağlıkla ilgili yanıtları doğru kabul edenler oldukça YZ gerekmiyor.
Komşunun sekiz yaşındaki yeğeninin ev ödevini ChatGPT desteğiyle yaptığını öğrendiğimde şok geçirdim. Bana göre düpedüz kopya çekmekti; çocuğa göre ise hızlı öğrenmenin bir yoluydu.
Elbette bunlar başlangıçtı ancak konuyla ilgili üç kitabı bir arada okumayacağım da kesin. Şimdilerde çoğunlukla YouTube’da uzman kişileri izliyorum. Herkesin anlayabileceği dilde bilgilendiren Prof. Cem Say severek dinlediğim akademisyenlerden biri.
***
Sonbaharın en güzel zamanlarını yaşarken, huzur bozmanın âlemi ne?
Kriz yönetimi, borsa-fon krizi, riski yönetmek, yüzde 40 bin faizler, yüksek kâr verip para toplamak, sürdürebilirliği olmayan hesaplar… Konunun yabancısı olsanız bile sonun nereye varacağını, esen rüzgârın çoğunluğu üşüteceğini tahmin etmek zor değil.
Yapay zekâ insanların on yılda yok olacağını söylüyor. Belki de iyi bir fikir, dünya zaten dibe vurmuş durumda.
Sağlıkla kalın.