Ehliyet yok, plaka yok, denetim yok

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
22 Temmuz 2026 Çarşamba

Yaz aylarının en zarif çiçeklerinden biridir lavanta. Morun en güzel rengine sahip bu çiçeğe her çağda farklı anlamlar yüklendi. Yine de insan ruhuna iyi gelme özelliğini kaybetmedi. Renginin verdiği huzur aynı zamanda zarafet, sükûnet ve sadakati simgeler. Latincesi ‘lavandula’ olan bu mor çiçek adını yıkamak anlamına gelen, ‘lavare’ fiilinden alır.

Yazın demet halinde kuruttuğum lavantanın yerini kışın aktardan edindiğim lavanta yağı ile dengelerim.

Yoğun stres halinde, küçük şişeden içime çektiğim koku zihnimi sakinleştirir.

***

Dört nesildir Büyükada’da yaşayan bir aileyiz. Büyük büyük dedenin zatürre olduğu - belki de veremdi - yıl doktorun kışı Ada’da geçirme önerisi haricinde mayıstan ekime kadar ‘yazlıkçı’ydık. Düşününce anlatılanlar masal gibiydi. Yüksek tavanlı, üç katlı, çini sobayla ısıtılan tahta evde, hasta nasıl daha hasta olmazdı, bir türlü kavrayamazdık. Muhtemelen Ada’nın temiz havası ve çamlık yöre tedavinin bir parçasıydı.

Yaz aylarında dört ailenin yanı sıra dul teyze ve halalar da yaşantının doğal bir parçasıydı.

Hiyerarşik düzenin temeli, ‘saygı’dan kaynaklanıyordu.

Zaman içinde aileler büyüyünce ayrı evlere taşınıldı. Kalabalık bir ailede geçen yıllar çocukluğumun en güzel anıları arasındadır.

***

Ne değişti? Neden çoğunluk mutsuz? Hava soğuk, hava sıcak, hiç fark etmiyor. Herkes öfkeli. Adalarda cinayet, balık istifi gibi kalabalık vapurlarda yaşanan arbedeler. Bu mu değişim?

Çocuklar karşıya geçerken, ‘önce sola sonra sağa sonra tekrar sola bak’ öğretisi artık müfredattan kalkmalı.

Şehirdeki moto-kuryeleri özler oldum. Adalar Belediyesi akülü araçları toplayıp kazaları, trafiği hafifletmeye çalışıyor. ‘Adalar ve trafik ikilisi’ zaten doğanın yapısına aykırı.

Alamet-i farikası sepette plastik çiçek olan, ‘kiralık bisiklet’leri gördüğümde hemen kaldırıma yapışıyorum. İlk bisiklet deneyimlerini Ada’da gerçekleştiren kimi gençler dengeyi bulmak için zikzak çizerek gidiyor, olmadık yerde duruyor ya da birden yana düşerken size çarpıyor. İskele ve çarşı içindeki yasak umurlarında değil.

“Adalar bisiklet ve yaya yoludur” keyfi tarihe karıştı.

Denetimsiz bir ortam kazaları beraberinde getiriyor.

Ve elektrikli bisikletlerle geceleri neon ışığı gibi gözünüzü kamaştıran son moda scooterlar…

Yaşları 11 ile 15 arası olan ergen gruplarının rally misali hız temposu ürkütücü boyutlara geldi.

Ehliyet yok; plaka yok; denetim yok. Üstüne üstlük, “Oğlum dikkat etsene!” diye uyardığınızda küstah, terbiyesiz yanıtlar da ‘bonus’.

İki adabüsün yan yana geçmeye zorlandığı bir cadde, koltuk sayısı kadar yolcu alması gereken araçların balık istifi kalabalık taşıması; adataksi telefonunun sürekli meşgul çalması; Ada halkı yerine günü birlik ziyaretçilere yönelik düzenlemeler vs.

Sanırım bunca yıllık Adalı olmama rağmen ilk kez Ada’dan başka bir seçenek düşüncesi zihnimi kurcalıyor.

Ardından, “Neden giden ben olayım…” diye isyan ediyorum.

Lavanta demeti stresi azaltıyor. Denemeliyim.

Sağlıkla kalın.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün