Her dönem kendi içinde de sık evrim geçirir. Bir vakit çocukların kimlerle arkadaşlık ettiğini anlamak için "Kimin oğlusun/kızısın?" diye başlayan sorular, "Baban ne iş yapar"la devam ederdi. Şimdilerde ebeveynlerin ne iş yaptığını öğrenmemek daha rahatlatıcı. Doktor, avukat vs gibi kanıksanmış meslek grupları haricinde, alacağınız yanıt, genelde anlamayacağınız türdendir.
Zaman içinde çocuklar, ebeveynler büyür. Büyükanne-büyükbaba nesli devreye girer. Günümüz çocukları daha uyanık. Siz sormadan "Filancanın torunuyum," diye anlatmaya başlar. Eğer hâlâ kim olduğunu çıkaramazsanız, yakın çevreniz ailenin seceresini önünüze serer. İsimleri unutmanın doğal sayıldığı aşamada iseniz, sorun değil. Dört kişi bir aradayken biri bir isim, diğeri bir başkasını söyler ve ‘imece’ usulü sonuca ulaşırsınız.
***
İsim bulmak kolay da günümüzde çocuk yetiştirmek ‘çok’ zor. Yazlık mekânda kısıtlı bir çevreyi gözlemleyebiliyorum. Dolayısıyla genelleme yapmak doğru değil. İkonik model spor ayakkabıları ile koşuşturan çocuklar normal bir ses tonuyla konuşmuyor. Bağırmak daha iyi anlaşmayı sağlamıyor. Kimisi de teknolojinin son gelişmeleriyle baş başa kalıp ağzını açmamayı yeğliyor. Her iki tarafla da iletişim kurmak zor.
Günümüz çocuklarının ortak paydalarından biri, ‘sıkılmak’. Etkinlik programları öylesine yoğun ki, boş kaldıklarında, eğer iPad veya televizyon ekranına yapışmamışlarsa, ‘sıkıldım’ devreye giriyor. Bir gün dayanamayıp küçük yeğenime, “Biraz sıkılmak iyidir. Yaratıcı olmanı sağlar” dediğimde çok şaşırdı.
Neyse ki, böyle zamanlarda, komşu evin, bahçesinde yaşayan yirmi kedi imdadımıza yetişir. Tam yirmi kedi! Yaz kış Adalı olan komşumuz gerçek bir hayvansever. Sokaktan toplayıp kısırlaştırdığı kedileri eğitme becerisine şaşırıyorum. Hayvanlar sabahları bahçede gezinir, gerinir; öğleden sonra kapı açılır, hepsi sokağa dağılır. Akşam vakti geri dönerler. Ev sahibi de, "Pamuk, Beyaaz..." diye sayım yapar. Ritüel her gün aynı şekilde tekrarlanır. Yirmi kediyi hizaya koyan komşumuz, aynı disiplini dokuz yaşındaki oğluna uygulayamıyor. Çocuk yaklaşık her gece saat dokuz sularında havuza girip yüzme stilini geliştiriyor. Gecenin sessizliğinde dalga varmışçasına çıkan sesler ise yan komşuların pek hoşuna gitmiyor...
Bu bağlamda kedilere hazır mama verilmesine karşı olan bir arkadaşım, “Hayvanların metabolizması değişti. Kediler neredeyse fare yakalamayı unutacak” görüşünde.
***
Doğaya zarar vermeden yaşayabilmek mümkün mü? Gürültü kirliliğinin yaydığı olumsuz etki doğayı, dolayısıyla insanı etkiliyor.
Yaz aylarının en büyük ödüllerinden biri televizyon ekranından uzak durmam(dı). Haber yok, huzur var. Meğerse bu istek geçmiş yıllara aitmiş. Üst katımızda yaşayan senelerin komşusu ‘olgunluk’ çağına gelmiş. Televizyonun sesi yüksek volümden sokağa yankılanıyor.
Herkese aynı keyfi vermese bile sabahları martı, öğlenleri güvercin, akşamları karga sesi bana iyi geliyor.
Sağlıkla kalın.