Mecburi yakınlık

Hayati MOLİNAS Köşe Yazısı
17 Haziran 2026 Çarşamba

Çin ve Rusya, Batı’ya karşı birlikte durmaya devam ediyor.

Vladimir Putin’in Pekin ziyareti, sadece iki liderin diplomatik buluşması değildi. Aynı zamanda dünyaya verilmiş dikkatle kurgulanmış bir mesajdı. Kırmızı halılar, ortak bildiriler ve çok kutuplu dünya vurgusu bu mesajın görünen yüzüydü. Fakat bazen büyük jeopolitik resmi en iyi anlatan şey kısa anlar oluyor.

Bu ziyaret sırasında sosyal medyada paylaşılan bir görüntüde Putin’in Xi Jinping’e çıkış yönünü sorar gibi “Bu tarafa mı, şu tarafa mı?” dediği görüldü. Bu birkaç saniyelik yön arama hali komik geldi herkese. Dünya düzenini yeniden şekillendirme iddiasındaki iki liderin, protokol labirentinde yön araması, aslında bu ilişkinin doğasına da ironik bir ışık tutuyordu. Birlikte yürüyorlar, ama yolun tam olarak nereye çıkacağı net değil!

Rusya açısından Çin bugün sadece stratejik bir ortak değil, ekonomik ve diplomatik bir can simidi. Ukrayna savaşından itibaren Batı yaptırımları Moskova’nın hareket alanını daralttı. Avrupa'ya doğalgaz satışının büyük bölümü bitti, uluslararası finans sisteminden dışlandılar. Ayrıca Batı başkentlerinde Rusya büyükelçileri neredeyse yalnız kaldı. Pekin, Moskova için hem enerji satabileceği dev bir pazar hem de Batı’ya ‘yalnız değilim’ mesajını verebileceği  bir komşu süper güç. Moskova bu ilişkiyle en azından büyük güç görüntüsünü korumak istiyor.

Çin açısından ise Rusya gerekli ama sınırlı bir ortak. Pekin için Moskova, kuzey sınırında istikrar, ucuz enerji kaynağı ve Batı baskısına karşı stratejik ortak demek. Aynı zamanda Çin’in savunduğu ‘çok kutuplu dünya’ söylemine güçlü bir destek sağlıyor bu yakın ilişki.  Çin yine de bu ilişkiyi dikkatlice sürdürüyor. Küresel ekonomiyle çok daha derin bağları olan Pekin, Rusya'ya yönelik Batı yaptırımlarını açıkça delmekten kaçınıyor. Ayrıca Rus enerjisine aşırı bağımlı hale gelmekten de çekiniyor.

ABD bu gelişmeden çok rahatsız. Sadece iki otoriter lideri kırmızı halıda kol kola yürürken görmekten değil tabii ki. Asıl endişe, Çin’in Rusya’nın savaş ekonomisini dolaylı yollardan ayakta tutması. Çin bankaları, Rusya'nın yaptırımları kısmen atlatmasını kolaylaştırıyor. Enerji ticareti ise Rusya'yı ekonomik olarak ayakta tutuyor. Washington'un Çin'e mesajı giderek daha sert bir hal alıyor. Bizim pazarlarımızdan yararlanırken Rusya'nın savaş kapasitesini de besleyemezsiniz, ikisi birden olmaz diyor ABD. Bu baskı son zamanlarda Çin şirketlerine yapılan yaptırımlarla somut adımlara dönüşmeye başladı.

Dünyanın geri kalanı ise bu ilişkiye endişeyle bakıyor. Avrupa için Çin-Rusya yakınlaşması güvenlik tehdidini büyüten bir gelişme. Rusya eğer ileride mesela Moldovya’ya veya baltık ülkelerine saldırırsa Çin Ukrayna’da olduğu gibi yardım edecektir. Bu da Avrupa’nın askeri açıdan hazır olmadığı bir yakın dönemde olursa ciddi sıkıntılar yaratacak.

Afrika ve Latin Amerika'nın büyük bölümü ise tam anlamıyla kararsız. Bu ülkeler Batı'ya karşı ses yükseltmek için bu ortaklığı kısmen kullanıyor, ama Çin'in ve Rusya'nın da nihayetinde kendi çıkarlarını kollayan büyük güçler olduğunu biliyorlar. Düzen değişsin diyorlar, ama kimin düzeni kuracağı konusunda ihtiyatlılar.

Genellikle gözden kaçan bir boyut daha var, o da Orta Asya. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan gibi ülkeler tarihsel olarak Rusya'nın arka bahçesi sayılırdı. Şimdi Çin bu coğrafyada Kuşak ve Yol yatırımlarıyla, altyapı projeleriyle, ticaret hacmiyle sessizce ama kararlılıkla genişliyor. Rusya izliyor ve bu bölgede giderek daha az tercih edilen ortak haline geldiği için de bundan rahatsızlık duyuyor.

Bu ilişkinin geleceği belirsizlikler ile dolu. Rusya’nın Çin’e bağımlılığı artacak. Çin ise Rusya’yı kullanışlı bir ortak olarak yanında tutacak, fakat onun yükünü tamamen sırtlamayacak. Pekin ve Moskova aynı yöne bakıyor gibi görünebilir. Ama aynı hızda yürümüyorlar. Biri yön arıyor, diğeri yönü tarif ediyor.

Fırtınalı bir dünyada hesaplı ama kırılgan bir birliktelik görüyoruz. Bismarck’ın sözüyle, siyaset “mümkün olanın sanatıdır.” Xi ve Putin’in ortaklığı da büyük bir dostluktan çok, bugünün mümkün olan en hesaplı jeopolitik kurgusu gibi görünüyor.

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün