Dünyadaki en tehlikeli dönemler bazen savaşların başladığı anlar değil, güç dengelerinin değişmeye başladığı anlardır. Çünkü eski düzen sarsılırken korku büyür, güvensizlik artar ve devletler birbirinin niyetlerini yanlış okumaya başlar. ‘Tukidides Tuzağı’ denen kavram tam da bunu anlatıyor.
Kavram adını MÖ 5. yüzyılda yaşamış Atinalı tarihçi ve komutan Tukidides'ten alıyor. Tukidides, Peloponnes Savaşı sırasında yaşananları ayrıntılı biçimde kaleme aldı. Sadece olayları kaydeden bir tarihçi değil, aynı zamanda savaşın nedenlerini ve devletlerin davranışlarını anlamaya çalışan ilk büyük düşünürlerden biriydi.
O dönemde Atina yükselen güçtü. Ticarette büyüyor, denizlerde hakimiyet kuruyor, zenginleşiyor ve kültürel olarak etkisini artırıyordu. Sparta ise Yunan dünyasının en önemli askeri gücüydü. Disiplinli, sert ve mevcut düzenin koruyucusu olarak görülüyordu. Başlangıçta iki şehir devleti arasında bir savaş olasılığı yoktu ama Atina geliştikçe Sparta'da gelecekle ilgili korkular oluşmaya başladı. Tukidides bunu çok güzel bir cümleyle anlatır:
“Savaşı kaçınılmaz yapan şey Atina'nın yükselişi ve bunun Sparta'da yarattığı korkuydu.”
Bu korkunun ilk işaretleri savaştan çok önce ortaya çıkmıştı. MÖ 464’te Sparta büyük bir depremle sarsıldı ve Atina büyük bir orduyla yardıma geldi. Ama Spartalılar kısa süre sonra Atinalıları geri gönderdi. Çünkü Atina’nın demokratik fikirlerinin kendi halkını etkileyebileceğinden korkuyorlardı. Yani savaş daha başlamadan önce güvensizlik başlamıştı.
Sparta ile Atina arasındaki Pelopennes Savaşı yaklaşık 27 yıl sürdü. Bu savaş sadece askeri değil, iki farklı dünya görüşünün çatışmasıydı aslında. Savaşı Sparta kazanmasına rağmen iki taraf da çok yıprandı. Bu uzun çatışma Antik Yunan dünyasını zayıflattı ve sonraki dönemde Büyük iskender’in yükselişine zemin hazırladı.
Tukidides tuzağı tarihte tekrar tekrar ortaya çıktı.
Hollanda 17. yüzyılda ticaret ve denizcilikte inanılmaz bir hızla büyüdü. O dönemin dünya gücü İspanya bunu önce ekonomik rekabet olarak gördü, sonra varoluşsal tehdit olarak algıladı ve Seksen Yıl Savaşı başladı. Bu savaşlardan Hollanda güçlü çıktı.
Ardından İngiltere ortaya çıktı. Hollanda'nın ticaret üstünlüğünü kendi varlığına tehdit olarak gördü ve karşı hamle yaptı. Bu hikayenin sonu ilginç bitti. İngiltere Hollanda'yı yok etmedi, onu sisteme dahil etti. 1688'de Hollandalı William İngiliz tahtına oturdu. Rakip güç, savaşla değil evlilik ve diplomasiyle sindirildi.
19. yüzyılın sonunda Almanya kısa sürede Avrupa'nın sanayi devi haline geldi. Fabrikaları, teknolojisi ve askeri kapasitesi hızla büyüdü. O sırada dünyanın hakim gücü İngiltere’ydi. Başta rekabet yönetilebilir görünüyordu. Ancak Almanya güçlendikçe İngiltere bunu stratejik bir tehdit olarak görmeye başladı. Donanma yarışı başladı ve sonunda Avrupa kendini 1.Dünya Savaşı içinde buldu. Almanya savaşı kaybetti. İngiltere’de yavaş yavaş yeni yükselen yıldız olan ABD’ye dünya liderliğini kaptırmaya başladı.
Bugün ise dünyanın gözü Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiye çevrilmiş durumda.
Çin son kırk yılda tarihte eşi benzeri az görülmüş bir yükseliş yaşadı. Sadece ekonomik olarak değil, teknolojide, üretimde ve askeri kapasitede de büyük sıçrama yaptı. ABD ise uzun süredir kurduğu küresel düzenin lideri. Haliyle ABD’yi bir korku sardı. Burada da Tukidides Tuzağı'nın mantığı çok net biçimde hissediliyor. Çin yükseldikçe ABD bunu doğal olarak stratejik bir meydan okuma olarak görüyor. Çin ise kendi yükselişinin engellenmeye çalışıldığına inanıyor.
Yine de bugünkü dünya geçmişten tamamen farklı. Ekonomiler birbirine çok daha bağımlı. Nükleer caydırıcılık var. Küresel piyasalar, teknoloji şirketleri ve uluslararası ticaret sistemi iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle ben ABD ile Çin arasında büyük bir savaşın kaçınılmaz olduğunu düşünmüyorum. Ama Tukidides'in anlattığı risk hâlâ geçerli. Büyük güçler çoğunlukla savaşı istedikleri için değil, korkuları yönetemedikleri için buna sürüklenirler.
Günümüzün dünyasında iki büyük güç birbirinin korkusunu yönetebilecek mi sorusuna Tukidides MÖ 5. yüzyılda "hayır" demişti. Bu kez farklı olup olmayacağını zaman gösterecek.