Korah meselesinde kendisi hep haklı olduğunu düşünmüş ve inanmıştır. Aslında Raşi’ye göre Korah ‘ruah akodeş’ dediğimiz özel bir ruha sahiptir. İronik bir şekilde Korah kendi neslinden gelecek olan Peygamber Şemuel’i görmüştür. Bu öngörü de doğrudur. Bu yüzden de Moşe'nin yerine çölde, şu anda haklı liderin kendisi olması gerektiğine karar verir.
Korah iddialarını oldukça ikna edici görünen argümanlarla destekler. Midraş’a göre, Korah, geçimini sağlamak için küçük bir tarlası ve iki küçük kızı olan fakir bir dul kadının hikâyesini anlatarak davasına destek kazanmaya çalışır. Önce kadın, öküzü ve eşeğiyle tarlayı sürmeye başlar. Bu yaptığı Tora’ya göre yasaktır. Keza tarlasına iki farklı ürün ekimi yapmak ister bu da Tora’ya göre yasaktır. Tarlayı biçmeye başlayınca, yoksullar için belli bir miktar ekin bırakılması, Kohen ve Leviler için belli bir miktar ekin ayrılması gündeme gelir. Kadın bunun üzerine tarlasını satar ve hayvancılığa yönelir. Bu kez de ilk doğanların Kohen olanlara verilmesi emri devreye girer ki bu da Tora’nın bir emridir. Bu kadın ve kızlarını perişan etmiş gibi anlatılır ve bunların sebebi olarak Moşe ve Aaron gösterilir. Şimdi ilk bakışta Korah’ın bu anlattıklarına kayıtsız kalmak olanaksızdır. Bunu normal bir durumda kime anlatırsanız anlatın Korah haklı gibi gözükür. Korah’ın verdiği görüntü burada ‘leşem şamayım’ bir şekilde insanların hakkını savunması gibidir. Ancak gerçek neden farklıdır. Gerçek neden Korah’ın kıskançlıkla bu işin peşinden gitmesidir.
Korah kendine karşı dürüst değildir. Bu mücadelenin adaletle ilgisi yoktur. Hikaye kendisiyle, egosuyla, onur ve prestij arzusuyla ilgilidir. Kendisini ve destekçilerini, asil bir savaş yürüttüğünü, doğru şeyi yaptığını, adaletsizliğe karşı savaştığını düşünerek kandırmıştır. Ama gerçekte, yüzeye çıkan bencil, egoist kaygılarıdır.
Hepimiz kendimize dürüstçe soralım: Biz hiç aynı hatayı yaptık mı? Hiçbir kavgaya veya tartışmaya karıştık mı, kesinlikle haklı olduğumuzu, asil ve kutsal bir dava uğruna savaştığımızı düşündük mü? Eğer öyleyse, gerçek amaçlarımız hakkında açık ve nesnel bir şekilde düşünmeyi bıraktık mı? Belki de gerçekten haklı olmadığımızı, bencil ve önemsiz davrandığımızı düşündük mü?
Gemara, Korah'ın ayaklanmasında önde gelen katılımcılardan birinin On ben Pelet’in eşi sayesinde geri çekildiğini söyler. Eşi ona bu fikrin saçma olduğunu söyler. Korah'ın tarafı kazansa bile, onun Moşe'nin yerine Korah'ın otoritesi altında olacağını söyler. Yani her iki durumda da On ben Pelet’in durumu değişmeyecektir.
Hepimizin hayatında On ben Pelet'in eşi gibi nesnel ve rasyonel düşünmemize yardımcı olabilecek insanlara ihtiyacımız vardır. Kendimizi bir kavganın içinde veya bir tartışmanın parçası olarak bulduğumuzda, bize yanıldığımızı, yanlış davrandığımızı, bu kavganın buna değmediğini söyleyebilecek birinin olması ve bizim de onu dinlemeye yatkın olmamız bizi büyük yanlışlardan kurtarabilir.
Bir dahaki sefere kavga etmek istediğimizde, birine karşı bir eyleme katılmak istediğimizde, durup açık ve dürüst bir şekilde düşünelim. Gerçekten samimi olup olmadığımızı, bu tartışmanın gerçekten gerekli olup olmadığını ve yaptıklarımızın buna değip değmediğini kendimize soralım.
Bunu yapabildiğimizde, kendimizi birçok gönül kırıklığından, boşa harcanan duygusal enerjiden kurtarmamız mümkün olacaktır. Bu da bizlerin gerçekten önemli olan şeylere odaklanmamıza, üretken çalışmalar yapmamıza ve bunları başarmamıza yol açacaktır.