“Maşallah, iyi görünüyorsunuz”

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
3 Haziran 2026 Çarşamba

Dokuz günlük Kurban Bayramı tatili kimi için dinlence, kimileri için eğlence niteliğinde geçip gitti. Ailenin bir araya geldiği bayram yemekleri, geleneksel ziyaretler neredeyse tarihe karıştı. Günümüz yaşam temposu artılarla eksileri dengelemekte artık bir ölçü değil.

Bayram çıkışı 1 Haziran Pazartesi, cep telefonuma bir uyarı geldi; ‘Haftalık sağlık raporunuz’. Bilinçli olarak ayarladığım bir veri tabanı olmadığı kesin. Bazen gerçekleri bilirsiniz de yüzünüze vurulmasından hoşlanmazsınız. Nitekim rapor beslenme, attığım adım sayısı, uyku düzeni vs. hafta boyunca yaptığım etkinliklerin ruhsal/ fiziksel bir karışımıydı. Televizyon haber ve yorumları izlediğim günler kilokalorim artmış, nabzım yükselmiş. Yürüyüş yaptığım günlerde attığım adım sayısı ortalamada aynı; arkadaşlarla yemeğe çıktığımda kalori ibresi yükselmiş, nabız normal. Metabolizmam koşullara bağlı olarak çeşitlilik göstermişse de ‘uyku düzenim’ hiç bozulmamış. Mucizelerdir bizi yaşatan…

↔↔↔

Hayatımızın belli evrelerinde daha sık ziyaret ettiğimiz mekânlar vardır. Son zamanlarda yakınlarımla gittiğim gezi gruplarının arasında görüntüleme merkezleri, poliklinikler, ortak muayenehaneler, tekli muayenehaneler ön planda.

Öncelikle belirtmek istediğim, böylesi yerlere gidebildiğimiz için şükretmemiz gerektiğidir. Sıkça gittiğiniz uzmanın sekreteri geleceğinizin güvencesidir. İçeri adım attığınızda isminizle hitap eden, kötü hissetseniz bile güler yüzle “Maşallah iyi gördüm sizi” demesi, moral açısından değerlidir.

Sağlık kuruluşlarında, doktor muayenehanelerinde ilginç olan bir unsur bekleme salonlarıdır. Bekleme salonları farklı nitelikler içerir. Birincisi sosyal buluşma yeridir. Özellikle belli bir yaşın üstündeki hastaların tanışlarıyla karşılaşması bir sohbet vesilesidir. Hal hatırın ardından, ortak rahatsızlıklarla ilgili ‘konsültasyon’ başlar, doktor çağırana kadar devam eder. İkincisi; birbirlerini hiç tanımayıp vakit geçirmek için dostluk kurmaya çalışan refakatçilerdir. “Geçmiş olsun, neyiniz var?” ile başlar. Soru bana yöneltilmişse cevabım ‘kontrol’ deyip susmak olur. Zira ikinci soru genelde “kimlerdensiniz?” gibi konulara dönüşür.

Üçüncüsü; şık giyimli, soğuk bakışlı, ağzını açmadan sizi tepeden tırnağa süzen, doktorun odasına girince de bir türlü çıkmak bilmeyenler…

Tiplemelerin örnekleri çoğaltmakla bitmez.

↔↔↔

Yine aynı salonlarda çoğunlukla kurumun, bazen de doktorun mizacını yansıtan sehpa üzerine dizilmiş dergi ve gazeteler bir pazarlama stratejisi gibidir.

Birçok doktorun bir arada bulunduğu görüntüleme, laboratuvar gibi bölümlerin bulunduğu merkezlerde genelde günlük gazete ve birkaç ay öncesine ait dergilerin yanı sıra büyük ekran televizyon hiç durmaksızın haberleri verir. En iyi tarafı sessizde olmasıdır.

Kimi muayenehaneler sahaf dükkânı gibidir. Akla gelmeyen değişik konular yüzünüzü gülümsetir. İlber Ortaylı’nın dediği üzere, “Tarih sadece geçmişi değil bugünü de anlamanın anahtarıdır.”

Sehpadaki söz konusu dergiler, içerideki uzmanın büyük olasılıkla hayata daha geniş açıdan baktığını anlatır.

Bazen de evde birikmiş geçmiş zamanlardan kalma seyahat, National Geography 
gibi mecmualara da bir başka tıp adamının oturma odasında rastlayabilirsiniz.

Bunların çoğu özellikle doktorun kişiliğiyle doğrudan bağlantılı değilse de şık bekleme salonundaki imzalı tablolar da bir gösterge değildir.

Sağlıkla kalın.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün