Babası saraylı bir Türk, annesi Rum, ailesinde Ermeni geçmişi de var… Tıpkı Türkiye’m gibi acıyla yoğrulmuş ama bir o kadar gerçek bir ustaymış Adile Naşit. Ben çocukken aramızdan ayrıldı, filmleriyle tanıma fırsatım oldu yaşıtlarım gibi. Hababam Sınıfı, Neşeli Günler, bugün halen Asri Turşucu’dan girdiğimde ‘keşke yaşasaydım’ diye anarım o güzel günleri…
Çağan Irmak’ın Adile Naşit filmini gözlerimde yaşla izledim. Her ne kadar film dönemin atmosferine girmemeyi, toplumsal zorlukları, siyasi tarihi irdelememeyi seçse de sadece Adile Naşit’in biyografisini vermesi bile yetti. Değişen ve dönüşen Türkiye’de film sektöründe tüm yapamaz diyenlerle inat bir başarı hikayesi… Kan, ter ve gözyaşı. İnsanları gülüp, eğlendirirken içi kan ağlayan, o zamanlar gibi gerçek bir oyuncu Adile Naşit.
Filmde beni mutlu eden sahnelerden biri de, sadece dört-beş saniye de olsa, merhum Mordiko’nun isimsiz hatırlanmasıydı. Çağan Irmak Yeşilçam filmlerinin çekildiği sokaklarda şüphesiz oyuncuların tanıdığı, Adile Naşit’in de ara ara sohbet ettiği o acılı garip Mordiko’yu atlamamış.
Üst baş paspare, ayaklarında yarım pabuçlar, başında yan giyilmiş bir kasket. Elinde şık bir direksiyon simidi, hayali bir dolmuş arabası ile Şişhane-Karaköy arasında dolmuş yapardı Mordiko. Mordiko bip bip bip. Onun Karaköy’den sola kıvrılıp tramvay yolunu takip Bankalar Caddesi’ne sapmasını ve meyilli dönemecin de rampa olması hasebi ile sürati azalan hayali arabasının vitesini değiştirmesini dönemin esnafından kimler hatırlar? Direksiyondan vites değiştirirken de, arabayı kullanırken de sesleri de taklit etmekten aşağı kalmazdı. Yıllar geçti, en son şimdilerde kapanan Or Ahayim’de yattı. O da uzun zaman evvel aramızdan ayrıldı.
“İnsan sevdiği birinin yüzüne bakarken onun son kez olduğunu bilemiyor. Hep yarın varmış gibi yaşanıyor hayat. İnsan bir şeye son sefer baktığını bilse ne uzun bakar kimbilir, neyse ki bilmiyoruz.”
“Evladımı, vatanımı sevmeyi onlardan mı öğreneceğim?”
Filmin onlarca dokunaklı repliği içinde bu cümleler içime işledi. Biraz nostalji, çokça da özlemle izledim Adoş’u! Keşke burada olsa da, o dönem Yeşilçam’da azınlık olmayı bir de ona sorabilseydim…
***
Geçtiğimiz hafta sonu Kanye West isimli ırkçı, antisemit ve kadın düşmanı şarkıcı binlerce izleyicinin karşısında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda sahne aldı.
Açıkça nefret suçu işleyen, insani değerlerden yoksun bu insanın konserini doldurmak, ona yer açmak, övmek, birçok Avrupa ülkesi izin vermezken baş tacı etmek en basit haliyle hakikate kulağımızı tıkayıp bunu genç nesle aktarmaktan başka bir şeye hizmet eder mi?
Hele hele medyadan gördüğüm kadarıyla konsere katılan Türk Yahudilerinin olması ise absürtlüğün, kimliğini reddetmenin bir başka yolu olsa gerek…
Burada bırakayım.
Hepimize mutlu anlarımızın bol olduğu ama Adile Naşit kadar gerçek bir hayat yaşamamız dileğiyle!