20 Temmuz 1969’da Apollo 11 uzay aracının efsanevi astronotu Neil Armstrong’un Ay’a ilk basan insan olduğunda, “Bir insan için küçük bir adım ama insanlık için dev bir adım” sözü, insanlığın uzaydaki ilk somut adımını simgeleyen en ikonik ifade olarak tarihe geçer.
Ancak insanlı Ay’a gidişi ifade eden Apollo projesi 1972’den sonra askıya alınır.
O tarihten sonra NASA, bütçe kısıtlamaları, projenin devasa maliyeti, önceliklerin değişip uzay mekiği projelerine yönelmesi ve Soğuk Savaş’ın uzay yarışındaki heyecanının azalması sonucunda Ay’a sadece insansız araçlar gönderir.
Bugün ise, tam 54 yıl sonra, ABD birkaç yıldır hazırlandığı Artemis projesiyle Ay’a insanlı olarak dönüşü tekrar başlattı.
Neden bunca yıl sonra?
***
Sorunun iki cevabı var. Biri Çin faktörü. Çin sessiz sedasız uzun yıllardır kendi uzay programını hayata geçirmek için çok çalışıyor ve büyük ihtimalle 2030’da Ay’a insanlı uzay aracı göndermeyi başaracak. Bugünlerde Ay’a göndereceği uzay aracını teste tabi tutuyor. Aracı fırlatacak roket ile iniş aracını geliştirmekte ise, büyük yol kat etmiş durumda.
ABD’nin Artemis projesini hızlandırmasının en büyük nedeni Çin’in onlardan önce Ay’a basma olasılığı. Zira bu kez ayak basan Ay’da bir üs kuracak. Ay’da üs kurulmasıyla orası Mars’a gidişin bir sıçrama taşı olacak. Artemis Projesi 2027 yılında ABD’li astronotları Ay’ın güney kutbuna indirmeyi ve orada bir üs kurmayı projelendirmiş durumda.
İkinci cevap ise Ay’da bulunduğu tahmin edilen nadir toprak elementlerini ele geçirmek. Demir, Titanyum ve süper iletkenlerden tıbbi malzemelere kadar kullanılan Helyum gazının varlığı Ay’a gidişin en önemli ikinci nedeni.
Geçtiğimiz hafta fırlatılan ve içinde biri kadın dört astronotun olduğu Artemis II uzay aracı Ay’a inmeyecek ama 2027’de planlanan Ay’a ayak basma yolculuğu öncesi hem yeni sistemleri test edecek hem de bugüne kadar pek görüntüleri çekilemeyen Ay’ın karanlık yüzü denilen arka tarafının çok yakın ve süper net fotoğraflarını çekecek.
Ay’ın karanlık tarafının dünyadan görünmesi mümkün değil. Zira Ay, Dünya etrafında bir tur atarken kendi etrafında da tam bir tur döner ve bu yüzden bize hep aynı yarım küre bakar. Uzak taraf denilen arkası bizden görünmez. İşte Artemis II arka tarafa geçerek Ay’ın bilinmeyen kısmının yer şekillerini, kraterlerini, toprağın renklerini ve başka birçok detayı bize aktaracak.
Artemis II geleceğe yönelik olarak da çok önemli bir test yapacak: radyasyon testi.
Uzay aracında, astronotların kendi hücrelerinden üretilmiş ve kalp, kas, sinir dokusu taklidi yapan canlı hücreleri içeren çipler olacak. Uzaydaki radyasyonun astronotların biyolojik kopyaları olan o çiplerdeki hücreleri ne kadar etkilediği saptanmaya çalışılacak. Derin uzayda radyasyon normalin çok üstünde olduğu için, uzaya gidecek astronotların bundan en az etkilenmesi için yapılacak çalışmalar için veri toplanmış olacak.
Buradaki asıl amaç Mars yolculuğundaki yüksek radyasyonun önceden ölçülebilmesi ve buna karşı önlemler alınması.
Artemis II, Ay’ın etrafındaki misyonunu tamamladıktan sonra fırlatılışından on gün sonra Dünya’ya geri dönecek ve astronotlar özel paraşütlerle ABD kıyılarında denize atlayacaklar.
***
BM’de 1967’de imzalanan ve hâlen geçerli olan Uzay Anlaşması hiçbir devletin Ay’a sahip olamayacağını belirtiyor, ama oraya gidenlerin madenlere sahip olma veya kullanmasına engel teşkil edecek bir maddeye sahip değil.
Sonuçta Artemis II, yeni bir jeopolitik dönemin habercisi gibi görünüyor. Ay’a dönüş, bilimsel ilerlemeyi hızlandırırken, ABD-Çin rekabeti uzayın militarizasyonunu gündeme getiriyor. Önümüzdeki üç ila beş sene içinde Ay’da kim önce üs kurarsa, kuralları o belirleyecek.
Ay’a dönüş geçmişin tekrarı değil, geleceğin başlangıcını simgeliyor.
İnsanlığın Ay’ı barışçıl bir ortak miras olarak mı, yoksa yeni bir çatışma alanı olarak mı göreceğine hep birlikte tanık olacağız.
Dünya’yı paylaşamadık, yarın Ay’a ve daha sonra da Mars’a sahip olmak için mi savaşacağız?
Ne kadar absürt bir soru da olsa, kimi zaman insanlığın geçirdiği cinnet hâlinden dolayı bunun kimilerimizi düşündürmesi çok doğal.
Umarız distopik bir gelecek yaşamayız.
Bilim, her geçen gün iyi bir yaşam için bize kollarını daha da açar, doğru yolu gösterirken insanlığın ona ihanet ederek uzay için güç savaşına girmesi doğaya ve bilime ihanet olmalı.
Bütün bu projeler insanlığın faydası için olsun, gelişsin.
Ay’a dönüş insanlık için kutlu olsun.