Ay'a seyahat…

Sami AJİ Köşe Yazısı
25 Mart 2026 Çarşamba

Bu yazımı iki kadından aldığım ilhama borçluyum… Birincisi sevgili eşim, ikincisi de NTV sunucusu Seda Öğretir.

Eşim, Seda Öğretir’in sunduğu ‘Zincirleme Reaksiyon’ programını izlerken, ismini maalesef anımsamadığı bir misafir profesör milâttan sonra ikinci yüzyılda yaşamış olan Adıyamanlı Lusyen isminde bir hiciv yazarı Ay’a seyahat hakkında bir kitap yazdığını duyduğunu bana söyledi. “Tam sana göre bir bilgi” dedi.

Hem de nasıl!

Meğerse ilk Ay’a seyahatler hakkında hikâyelerin hepsini okuduğumu zannediyordum!

Ay’a seyahatle ilgili ilk bilgilerim hepinizin mutlaka okumuş olduğu ünlü kahramanımız ‘Tintin’in ‘Aya Seyahat’ ve ‘Ay Üzerinde Yürüdük’ adlı çizgi romanlarına dayanır.

Ayrıca, 1956 yılında okuduğum, Jules Verne’in ‘De la Terre à la Lune’1 kitabına da bayılmıştım… Sıkı durun, bu kitabın ilk yayın tarihi 1865…

Jules Verne, romandaki kahramanına Ay’a kadar gidecek bir top mermisi projesi hazırlatıyor. Bu mermiyi fırlatacak topun özelliklerini bir mühendis grubuna yaptırıyor. Neredeyse çözüm bulunmuşken aniden bir arkadaş grubu geliyor ve kendilerinin de Ay’a gidip gidemeyeceklerini sorarlar. Proje daha da genişler. Neticede ekip Ay’a kadar gider ama Ay’ın üstüne inmezler.

Peki, nasıl dönerler? Jules Verne bu konuyu dört sene boyunca düşünür ve nihayet 1869’da ‘Autour de la Lune’2 adlı kitabını hazırlar ve 1870’de yayına sokar… Gördüğünüz gibi Ay’a gitmek Neil Armstrong’un oralara ayak basmasından3 100 sene evvel de düşünülmeye başlanmıştı. En azından ben öyle sanıyordum.

Meğerse bu hayal çok uzun seneler evvel başlamış.

Hemen araştırmaya koyuldum. İki ipucumuz vardı: Adıyaman ve Lusyen.

Burada sevgili dostum ChatGPT’ye danıştım. O bana Adıyaman’a bağlı, Samsat diye bir ilçe olduğunu söyledi. Adıyaman’ın ilçesi mi yalnız? Aman Allah’ım neymiş burası! Medeniyetlere göre ismi Samosata, Semizata, Şamuata olmuştur, İbranice ve Süryanice ona Simsat denir. Elden ele geçse de her zaman önemli bir merkez olmuştur… Hatta nüfusu 50.000’e kadar çıkmıştı (Gerisini lütfen Vikipedi’den okuyun, çok ilginçtir).

Ve işte bu önemli merkezde MS 125 yılında Lucian veya Lucianus anadili Süryanice olan orta halli, heykelcilik ile uğraşan bir ailede dünyaya gelir. Önce heykeltıraş olur sonra Batı Anadolu’ya göç edip yunanca ve retorik üzerinde ustalaşıp filozof ve hiciv yazarı olarak ünlenir.

Şimdi sıkı durun… En tanınmış eseri aya gitme konusundadır Samsatlı Lucianus’umuzun. Aslında Ay’a gitmeyi hayal ettiğinden yazmıyor kitabını. O hicivci ve gerçekçi bir filozoftur.  Zamanında yaygın olan ve mitolojiye dayanan dini inançlarla alay eder.

Eserinin adı (şaşırmayınız): ‘Gerçek bir Hikâye’

Lucianus, oldukça ilginç bir giriş yapar: Okuyucuya baştan uyarıda bulunur ve anlatacağı her şeyin tamamen uydurma olduğunu söyler…

Hikâye, anlatıcının ve arkadaşlarının Herkül Sütunları’nı (Cebelitarık Boğazı) geçerek bilinmeyene doğru yaptıkları deniz yolculuğuyla başlar. Amaçları, okyanusun ötesinde ne olduğunu keşfetmektir4. Başlangıçta her şey normal ilerlerken, bir süre sonra gemileri korkunç bir fırtınaya yakalanır. Bu fırtına sıradan değildir: Gemi, dalgalar yerine rüzgârın gücüyle yukarı doğru savrulur ve günler boyunca havada sürüklenir.

Sonunda gemi, şaşırtıcı bir şekilde Ay’a ulaşır. Burada yolcular kendilerini tamamen yabancı bir dünyada bulurlar. Ay’da yaşayan varlıklar, insanlara benzemekle birlikte oldukça tuhaf özelliklere sahiptir. Örneğin bazıları ağaçtan doğar, bazılarıysa fiziksel olarak alışılmadık şekillere sahiptir. (Hayal gücünü görüyor musunuz?)

Ancak Ay’da huzur yoktur; çünkü Ay halkı ile Güneş halkı arasında büyük bir savaş sürmektedir. Bu savaşın sebebi oldukça ilginçtir: Sabah Yıldızı (Venüs) üzerinde kimin hak sahibi olacağı. Lucianus ve arkadaşları bu savaşta Ay tarafında yer alırlar.

Savaş sahneleri son derece fantastiktir. Ordular, dev pirelere binen askerlerden, kanatlı yaratıklara kadar akıl almaz unsurlardan oluşur. Gökyüzünde geçen bu savaş, adeta bir bilim kurgu destanı gibidir.  

Sonuçta savaşı güneş kazanır. Ama onurlu bir barış antlaşması da imzalanır.

Bunun ardından Lucianos ve arkadaşları Ay’dan ayrılırlar. Dönüş yolculukları da en az gidiş kadar tuhaftır. Bu kez denize geri düşerler ve maceraları burada da bitmez.

Yolculuklarının devamında devasa bir balina tarafından yutulurlar (Job kitabını hatırlayın). Balinanın içinden kurtulmak için bir ateş yakarlar. Balina bundan rahatsız olur ve misafirleri dışarı atar…

Eser, yeni maceralara doğru yelken açmasıyla sona erer.

Bu hikâyeyi okuduktan sonra artık öngörülen uzay projeleri, uzayda çeşitli gıda maddelerini yetiştirmek, aya bir koloni yerleştirmek, Mars gezenine gitmek ve benzeri faaliyetlere hiç şaşmaya lüzum yok.

 

Sadece devletlerin savaşları sona erdirip fonları bu gibi ‘maceralara’ yatırması yeter de artar bile…

---

1 De la Terre à la Lune: Aya Seyahat

2 Autour de la Lune: Ayın Çevresinde Seyahat

3 Neil Armstrong: Belki hatırlamayanlarınız vardır. 20 Temmuz 1969’da Apollo 11 projesi kapsamında Ay’a indi.

4 “Okyanus ötesinde ne olduğunu keşfetmektir.” Acaba Kristof Kolomb bu kitabı okumuş muydu?

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün