Devrimin çocukları

Hayati MOLİNAS Köşe Yazısı
25 Mart 2026 Çarşamba

1976 yılında Jorge Antonio Rodríguez, Venezuela solunun yükselen figürlerinden biriydi. Üniversite hareketlerinden gelmişti. Marksist çizgideydi. Aynı zamanda Liga Socialista adlı örgütün kurucularındandı. O dönem Venezuela petrol gelirleriyle büyüyen ama aynı zamanda sert güvenlik refleksleri taşıyan bir devletti. Soğuk Savaş atmosferinde sol hareketler doğrudan tehdit olarak görülüyordu.

Rodríguez, Amerikalı iş insanı William Niehous’un kaçırılmasıyla bağlantılı olduğu iddiasıyla güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Saatler içinde hayatını kaybetti. Resmî açıklamada kalp krizi dendi. Ancak otopside durumun farklı olduğu ortaya çıktı. Marksist liderin ölümü Venezuela’da devlet işkencesinin sembollerinden biri haline geldi.

Geride iki küçük çocuk kaldı, Delcy ve Jorge. Onların büyüdüğü evde siyaset sadece bir fikir değildi, aile hafızasının canlı bir parçasıydı. Baba devlet baskısının kurbanıydı. Anne çocuklarını bu hafızayla büyüttü. O kuşak için devlet sadece yönetim değil, aynı zamanda mücadele edilmesi gereken bir güçtü.

1990’larda Venezuela büyük bir kırılma yaşadı. Ekonomik kriz büyüdü. Eşitsizlik derinleşti. Siyasal yapı zayıfladı. Tam bu dönemde sahneye Hugo Chávez çıktı. Chávez yalnızca bir lider değildi. Eski solun çocukları için yeni bir umut kapısıydı. Babalarının yarım kalan mücadelesini devletin içinden yeniden kurabileceklerine inandılar. İşte Delcy ve Jorge Rodríguez’in yükselişi burada başladı.

Jorge Rodríguez önce akademik alanda göründü. Psikiyatri eğitimi aldı. Ardından Chávez döneminde siyasete girdi. Hızla yükseldi. Önce seçim kurulu başkanlığı yaptı. Sonra Caracas belediye başkanı oldu. Bugün Venezuela Meclis Başkanı ve rejimin en güçlü siyasi operatörlerinden biri.

Delcy Rodríguez ise diplomasi üzerinden yükseldi. Önce dışişleri bakanı oldu. Ardından başkan yardımcılığına geldi. Uluslararası kriz anlarında Nicolás Maduro’nun en güvendiği isim haline dönüştü. Bugün resmî olarak geçici devlet başkanı konumunda. Ancak bu görev klasik anlamda bağımsız bir liderlikten çok, Maduro sonrası dönemde rejimin sürekliliğini yönetme rolü taşıyor.

Onları iktidara taşıyan isim önce Chávez’ti. Ama onları sistemin merkezine yerleştiren kişi Maduro oldu. Çünkü Maduro döneminde sadakat her şeyden daha belirleyici hale geldi. Ekonomi çökerken, yaptırımlar sertleşirken rejim kendi çevresini daralttı. Rodríguez kardeşler tam bu dönemde çekirdeğin içine girdi. Babalarının devlete karşı hikâyesi ironik biçimde onları devletin merkezine taşıdı.

Bugün Venezuela dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip. Buna rağmen halk uzun yıllardır ağır ekonomik sıkıntı çekiyor. Elektrik kesintileri, ilaç eksikliği, düşük ücretler ve kitlesel göç hâlâ ülkenin günlük gerçeği. Son yıllarda milyonlarca Venezuelalı ülkesini terk etti. Buradaki en büyük paradoks, devrim adına kurulan siyasi düzenin bugün halkın geniş kesimlerine refah üretmemesi.

Şimdi ise yeni bir dönem açılıyor. ABD yıllar boyunca Venezuela’yı izole etmeye çalıştı. Bugün ise daha pragmatik davranıyor. Çünkü enerji kaynakları daha da stratejik hale geldi. Washington Caracas’la yeniden temas kuruyor. Petrol üretiminin artması artık küresel enerji dengesi açısından önemli görülüyor.

Venezuela’yı İran ile aynı yere koyanlar biraz yanılıyor.

ABD İran’a karşı sertliği koruyor. Çünkü İran sadece petrol ve gaz üreten bir ülke değil. Nükleer programı, Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi ve Ortadoğu’daki bölgesel vekil ağı nedeniyle Washington tarafından doğrudan stratejik risk olarak görülüyor. Venezuela ise farklı okunuyor. Amerika’nın komşusu olan sorunlu bir rejim. Ama enerji rezervleri nedeniyle sisteme yeniden çekilebilecek ve iş birliği yapılabilecek bir ülke olarak değerlendiriliyor. Bu yeni jeoenerji mantığında ideolojiler ikinci plana düşüyor.

Tam da bu noktada Rodríguez ailesinin hikâyesi tarihsel olarak çarpıcı bir anlam kazanıyor. Delcy Rodríguez bugün bir yandan anti emperyalist söylemi sürdürüyor, diğer yandan Amerikan şirketleriyle petrol konuşuyor. Belki de en çarpıcı tarihsel dönüşüm burada. Bir baba CIA gölgesinde ve devlet baskısı altında işkencede öldü. Kızı bugün Washington’la enerji masasında oturuyor. Oğlu ise halktan giderek uzaklaşmış bir devrimin meclisini yönetiyor.

Ve Caracas sokaklarında yıllardır hâlâ aynı soru dolaşıyor: Devrim kimin hayatını gerçekten değiştirdi?

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün