İnsanlar ve kitaplar

Avram VENTURA Köşe Yazısı
25 Mart 2026 Çarşamba

Beni sürekli okuyanlar bilir. Deneme yazılarımda sevdiğim yazarlara, düşünürlere yer vermeyi, ele aldığım konularda onlardan yaptığım alıntıları paylaşmayı seviyorum. Bu insanların farklı görüşleri kadar, düşündüklerimi destekleyen sözlerinin okur için de keyifli bir arayış yolculuğu getirdiğini sanıyorum. Bunu arkadaşlarla birlikteyken söylediklerinden ya da paylaşımlarıma getirdikleri yorumlardan anlıyorum. Nitekim içlerinden birçoğu onlara yeni bir yazar ya da düşünürü tanıttığım için teşekkür ediyorlar. Elbette ki yaşadığımız sürece öğreneceklerimiz hiç bitmeyecektir; ama yola çıktığımız andan başlayarak bize ışık tutan insanlar ve kitaplar olmasa, biz nasıl bilgilenir, aydınlanırdık diye de düşünmemiz gerekiyor.

Amerikalı popüler bilim ve bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un yaşamöyküsünde okumuştum: 

Asimov, ünlü olduktan yıllar sonra babası onun bir kitabını okumuş ve tüm o yazdıklarını nereden öğrendiğini sormuş. Yazar kısaca, “Senden baba!” diye yanıtlamış. Babası şaşkınlık içinde o yazılanların içinde hiçbir şeyi bilmediğini söylediğinde, “Bilmen gerekmiyor ki, baba” demiş. “Sen okumaya ve öğrenmeye önem verdin, bana da bunu öğrettin. Sonrası zaten kendiliğinden geldi.”

İster gerçek isterse simgesel olarak ele alalım, bir kıvılcımın ne kadar da önemli olduğunu yeri geldiğinde öğreniyoruz. Kimi bir anda parlayıp sönerken, kimi de yangınlara neden olabiliyor. Yalnızca bir sözün insana ne umutlar yükleyebileceği ya da ne gibi tinsel ve maddesel yıkımlara sürükleyebileceğini bilemediğimiz gibi…

Nice büyük insanın yaşamöykülerinde okuduğumuz aydınlanma anları, hepimiz için güzel birer örnek oluşturabilir. Elbette ki en büyük deneyimi bize yaşadıklarımız kazandırıyor, ama yol gösteren insanlar kadar, okuduğumuz kitapların hayatımıza kattıkları anlamı hiç yadsıyamayız. Nitekim yeri geldiğinde bana ışık tutmuş, yaşamımı aydınlatmış insanları yazılarımda anarak onlara olan özlemimi dile getiriyorum. Aynı şekilde bilgilenmem bir yana yaşama direnci veren, hayatımı dolduran kitaplar da düşünsel alanımı genişletiyor. Bunu sıkça yinelemekten de kaçınmıyorum.

Gazete ya da dergilerde kitapla ilgili bir haber, bir yorum, ya da bir eleştiri yazısı gördüğümde, alışkanlıkla doğrudan ona odaklanıyorum. Bir süre önce gazetede okuduğum bir haber oldukça ilgimi çekmişti:

Brezilya’daki bir hapishanede uygulanan bir programa göre okunan ve yorumlanan her kitap için tutuklu kişi cezasından dört gün indirim alabiliyormuş. Yılda en çok on iki kitap okuyup, bununla ilgili rapor sunanlar kırk sekiz gün önce tahliye olabiliyorlarmış. Bu program edebiyat ve özgürlüğü bir araya getirdiği gibi tutukluları kitap okumaya yöneltiyor, topluma iyi birer insan olarak kazandırıyormuş. Nitekim bu uygulanan programla, yeniden suç işleme oranının yüzde yetmiş düştüğü saptanmış.

Okullarda notlarımızı yükseltmek için okuduğumuz kitaplar aklıma geliyor da… İyi ki not dürtüyle de olsa okuma alışkanlığı edinmişim! 

Kitapların insanlar üstündeki her türlü iyileştirici gücü göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün