Johan Vilhelm Snellman… Finlandiya’nın neredeyse sıfırdan bugüne gelişindeki en önemli isim. Finlandiya ve Türkiye’nin bir asır önceki benzerliklerini anlamak, köy enstitülerinin yerini ve Atatürk’ün başta askeri okullar olmak üzere ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ kitabını eğitim müfredatına neden yerleştirdiğini öğrenmek için Snellman’ı tanımakta yarar var.
Uzun yıllar Finlandiya'da kalan ve bu ülkedeki gelişimi gözlemleyerek kendi ülkesi Rusya'daki insanların ve diğer Slav milletlerinin tıpkı Finler gibi çalışkan ve eğitimli bir halk olmasını isteyen Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabıyla Johan Wilhelm Snellman adlı bir Fin aydınının birkaç idealist öğretmen, din adamı, avukat ve memurla koca bir ülkeyi nasıl eğitim seferberliğine soktuğunu şöyle anlatır:
• ”Unutmayın ki, hakimleriniz savcılarınız ne kadar dürüst ise din adamlarınız da unutmayın ki sizlerle aynı hamurdan çıkmıştır. Kendinizin papazı da ibadeti de sizsiniz.”
• ”Ülke insanının çoğunluğunun eğitimden yoksun bırakılmış olması bir cinayettir. Devletin kendi kendini yok edişi, intihar etmesi demektir.”
• ”Eğer gençliğin ruhunu tarım yapılmayan bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız orada yabani otlar ve dikenler biter.”
Bugün dünyanın çeşitli bölgelerindeki demokratik düzene ve ekonomik gelişmişliğe sahip birçok ülke mevcut konumlarına büyük mücadeleler vererek gelmişlerdir. Bu durumun en önemli örneği Finlandiya’dır. İsveç ve Rusya’nın yönetimi altında uzun yıllarını cehalet, sefalet, yokluk, hastalıklarla boğuşarak geçiren Finlandiya, çözümü her zaman olduğu gibi eğitimde bulmuş; toplumun her kesiminden sayıları az da olsa aydınların yaktıkları ışıkla bir uyanış başlamış ve bu günlere gelmiştir. Bugün özellikle eğitim, demokrasi ve toplumsal refah konusunda dünyanın örnek ülkelerinden biri haline gelen Finlandiya, çok verimli toprakları, zengin yeraltı kaynakları ve sanayisi olmadan bu başarıya imza atmıştır.
Aslında Finlandiya’nın bağımsızlığını kazandığı yıllardaki durumu ile Türkiye’nin durumu benzerlik göstermektedir. Kurtuluş Savaşı yılları ve sonrasında Anadolu’da yokluk, sefalet, cehalet ve hastalıklarla mücadele ediliyordu. Bizim ülkemizde de etrafını uyandıracak, aydınlatacak, cehaletin, yokluğun, hastalığın üstesinden nasıl gelineceğini gösterecek tıpkı
Finlandiya’da olduğu gibi rol model kişilere ihtiyaç vardı. Başta eğitimciler olmak üzere, akademisyenler, din adamları ve üreticilerin içinden çıkan “yaşam mimarı” olarak nitelendirebileceğimiz bazı kişiler modern Finlandiya’nın kuruluşunun en önemli unsurları olmuşlardır.
İki ülke arasındaki bu benzerliği ve Finlandiya’nın problemlerini nasıl çözdüğünü anlatan
Grigoriy Petrov’un ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ kitabını ayrıntıları ile bilen Mustafa Kemal
Atatürk, söz konusu kitabın başta askeri okullar olmak üzere tüm okulların müfredatına konulmasını istemişti. Amacı Türk Gençliğinin yeni bir silkiniş, aydınlanma ve çalışma ile
Türkiye Cumhuriyeti’ni muasır medeniyetler seviyesine çıkartmaktı. O yıllarda bahse konu kitap hayli ilgi görmüş, en çok okunanlar listesinde ilk sıralarda yer almıştı. Kitap Finlandiya’yı anlattığı için değil, ülkemizin o günkü durumuna ayna tutarak, problemlerin tespiti, nasıl çözülebileceğinin örneklerini sunması açısından değerlidir.
Bugün Milli Eğitim’de halihazırda tartışılan meseleleri düşündükçe, her yıl artan özel okul fiyatları karşısında Finlandiya’da kırtasiye dahil tüm giderlerin devlet tarafından ödendiğini öğrendikçe bir ebeveyn olarak gıpta etmekteyim.
Dilerim, sosyal alanda çalışmalarımız ve eğitimin sadece okulların görevi olduğunu düşünmeyip öğretmenlerimize ve sisteme toplumca sahip çıkabildiğimizde arzu ettiğimiz seviyeye yaklaşabiliriz.