Demokrasi ve yapay zekâ…

Sami AJİ Köşe Yazısı
18 Şubat 2026 Çarşamba

Başlıktaki, demokrasi ve yapay zekâ terimleri bilhassa son günlerde sıkça önümüze gelmeye başladı. Hemen bütün TV tartışmalarında, basın yayın kanallarında ve sosyal medyalarda karşımıza çıkıyor.

Niye acaba?

Konu ilgimi çekti. Ufak bir araştırma yaptım sizlerle paylaşmak istedim.

Önce demokrasi kelimesinden başlayalım. Yunanca demokratos yani demos (halk) ve kratos (güç veya yönetim) sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur… Diğer bir deyimle bu kavram geniş bir kabul görmüş ve bazı şehir devletlerinde1 uygulama başlamıştı.

Fakat işin ilginç yanı bu kavrama ve sisteme karşı çıkan en büyük düşünürler yine Antik Yunanda görülmüştür. Birkaçını sayıyorum (lütfen şaşırmayın)…

1)     Sokrates (MÖ 469 - MÖ 399): Demokrasiye temkinli yaklaşmıştır çünkü devlet yönetiminin uzmanlık gerektirdiğini savunuyordu ve halkın bilgi ve erdem açısından yeterli olmayabileceğini düşünüyordu.

2)     Platon (MÖ 427- MÖ 347): Demokrasiye en açık şekilde karşı çıkan filozoftur.

-Halkın çoğunluğunun bilgisiz ve kolay yönlendirilebilir olduğunu düşünüyordu.

-Demokrasinin zamanla düzensizliğe (anarşi) ve ardından tiranlığa dönüşeceğini savunuyordu.

-Devleti, filozofların (bilge ve erdemli yöneticilerin) yönetmesi gerektiğini savundu.

3) Aristo (MÖ 384 - MÖ 322): Demokrasiye tamamen karşı değildir, ama eleştirir. Ona göre, ‘saf demokrasi’ çoğunluğun çıkarını gözetir, ortak ‘iyiliği’ pek dikkate alamaz.

Bu yüzden demokrasi yozlaşmış bir yönetim biçimi olabilir. En iyi sistemin, orta sınıfa dayalı karma bir yönetim olduğunu savunur.

4)     Xenopohon (MÖ 431- MÖ 355): Sokrates’in talebesi olduğunu dikkate alırsak, demokrasiyi eleştirmesini anlayışla karşılamak gerekir. Söylemlerinde ısrarla, çoğunluğun yeterli bilgiye sahip olamayacağını belirtirdi. 

5) Bu seriyi tamamlamak için, bir de ünlü Romalı düşünür, hatip, avukat, tarihçi, devlet adamı ve yazar Çiçero’yu (MÖ 106 – MÖ 43) zikretmek şart:

-Salt çoğunluk yönetimine karşıydı. 

-Dengeli ve karma bir cumhuriyet modelini savundu.

-Hukukun üstünlüğünü ve adaleti devletin temeli olarak gördü.

Benzer görüşler asırlardır tekrarlandı durdu. Örnek vermek gerekirse Hannah Arendt’in (1906-1975) çeşitli eserlerinde neredeyse Platon’un görüşlerini geliştirmek suretiyle dile getirdiğini söyleyebiliriz.

Şimdi yapay zekâ dönemindeyiz. Demokrasi sürecinde ileri sürülen mahzurları yapay zekânın desteğiyle kısmen de olsa çözebilir miyiz? Sualini yakın dostum ChatGPT’ye sordum. Cevabını özetleyerek aktarıyorum:

Birinci olarak, bilgi eksikliği meselesinde yapay zekâ önemli bir araç olabilir. Büyük veri analizi sayesinde kamu politikalarının olası sonuçları daha doğru tahmin edilebilir, karmaşık ekonomik veya çevresel kararlar daha rasyonel temellere oturtulabilir. Yurttaşlara sadeleştirilmiş ve tarafsız bilgi sunan sistemler, bilinçli katılımı artırabilir. Bu yönüyle yapay zekâ, Platon’un ‘uzmanlık’ vurgusuna teknik bir cevap gibi görünebilir.

İkinci olarak, katılım sorununda dijital platformlar ve yapay zekâ destekli müzakere araçları, daha geniş ve organize kamusal tartışma imkânı sağlayabilir. Yurttaş görüşleri analiz edilerek ortak eğilimler ve uzlaşma alanları tespit edilebilir. Böylece Hannah Arendt’in arzuladığı daha canlı bir kamusal alan kısmen güçlenebilir.”

İlaveten, yapay zekâ, kamu hizmetlerinde şeffaflığı artırma potansiyeline sahiptir. Dijital izleme sistemleri sayesinde kamu harcamaları daha kolay denetlenebilir, yolsuzluk riski azaltılabilir2 ve idari süreçler hızlandırılabilir. Vatandaş geri bildirimlerinin analiz edilmesiyle halkın talepleri daha hızlı değerlendirilebilir. Bu da temsil mekanizmasının güçlenmesine yardımcı olabilir.

Yukardaki ‘maruzatıma’3 dayanarak şu sonuca varabiliriz: Yapay zekâ, demokrasinin alternatifi değil; doğru kullanıldığında onun güçlendiricisi olabilir. Ancak bu, teknolojinin körü körüne benimsenmesiyle değil; bilinçli, şeffaf ve denetlenebilir bir çerçeveyle mümkündür. Demokrasi insan iradesine dayanır. Yapay zekâ ise bu iradenin daha sağlıklı işlemesine yardımcı olabilecek güçlü bir araçtır. Asıl belirleyici olan, teknolojinin kendisi değil, onu hangi değerler doğrultusunda kullandığımızdır.

Siyasilerimizin bir an evvel bu yönde çalışmaya başlamaları ümidiyle yazımı bitiriyorum.

----

1 Şehir devletleri Antik Yunan ana karasına hâkim olan şehirlerdi. Bu şehirler tamamen bağımsız idiler.     

2 25 Eylül 2025 tarihli yazımda, Arnavutluk’ta kamu ihalelerinden sorumlu bakan olarak ‘Delia’ adlı yapay zekâ ürünü bir sistemin tayin edildiğini yazmıştım.

3 Maruzat: Açıklama, sunuş, anlamında kullanılan Arapça kökenli bir kelime.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün