Sessiz Devrim ve Gürültülü Tutku: Monik'den Semiha'ya Bir Kadın Kaç Defa Doğar?

“Bilge adam dedi ki, 
Sadece bu yoldan yürü
Işığın şafağına doğru
Rüzgâr yüzüne esecek
Yıllar geçip giderken
İçinden gelen bu sesi duy.
Bu, kalbinin çağrısı.
Gözlerini kapat ve bulacaksın
Karanlıktan çıkış yolunu”. Scorpions

Dalia MAYA Köşe Yazısı Sesli Dinle
28 Ocak 2026 Çarşamba

İstanbul’un gri bir sisle örtüldüğü bu sabah elimde kahvemle önceki akşam Moda Sahne’de izlediğim Édouard Louis’nin ‘Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri’ isimli oyunda Onur Ünsal’ın etkileyici performansını düşünüyordum. Fransa’da işçi sınıfına mensup bir evde homoseksüel bir çocuk olarak büyüyen Edouard Louis (Eddi), bu oyunda annesine odaklanır ve onun kendisi doğmadan önce geleceğe dair hayalleri olan mutlu bir genç kızdan kocalarının baskın etkisiyle ev içi kölesi yapılmasını kimseyi kayırmadan sakince anlatır. Bu, bir kadının ‘değişmek’ ile olan ilişkisidir. Eddi köleden kadına dönüşen annesini usul adımlarla takip eder ve ortaya bir özgürleşme anlatısı koyar. Şöyle bitirir anlatısını: “Bu hikayenin, onun hikayesinin, bir şekilde, sığınabileceği o ev olmasını dilerim.”

Onur Ünsal oyuna bir dizi tozlu bohçanın ve eski çarşafın altından çıkan sefil bir zamanı yüzümüze vurarak başlıyordu. O çarşaflar kalktıkça, sadece mutfağın veya kırık oyuncakların değil, bir kadının —Monique Bellegueulle’ün / Türkçe karşılığı ile Monik Güzelağız’ın — ve oğlu Eddi’nin üzerine örtülmüş o ağır, sessiz mutsuzluğun kokusu tiyatroya yayılıyordu.

İki Kadın, İki Kader: Güzelağız ve Erkadın

Bir taraftan bu duyguyla ne yapacağımı düşünürken, kendimi İstanbul Modern’deki Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası sergisinde buldum. Sergide ilk dikkatimi çeken bir filmden bir video sahnesiydi. Metnini Nazım Hikmet’in yazdığı bu filmde Berksoy Erkadın isimli bir kahramanı canlandırıyordu: Hiçbir kalıba sığmayan, gücünü kendi özünden alan bir tanım.

Monik Güzelağız ve Semiha Erkadın... Biri Fransa’nın unutulmuş bir kasabasında, maço bir kocanın ve yoksulluğun ve taşıdığı soyadına rağmen makyaj yapmasına, bir ruj sürmesine bile izin vermeyen bir kocanın hapishanesinde kendi şarkılarını mutfakta kendi kendine söyleyen bir gölge. Diğeri ise babasına yazdığı mektupta “Benim ruhumu sürükleyen, bende alev haline geçen sanat aşkıdır” diyen bir volkan.

Çarşafın İki Yüzü

Sonra çarşafı gördüm. Çarşaf. Onur’un sahnesinde çarşaf, üzerine anıların asılı kaldığı, sefaleti ve baskıyı örten bir kılıftı. Semiha Berksoy için ise tuvalin sınırlarını yıkan, yatak odası ile atölye arasındaki mahremi ortadan kaldıran deneysel bir özgürlük alanıydı. Monik gerisinde o çarşafları bırakıp Parisli bir kadın kimliğiyle kendini –en azından görünüşte– yeniden inşa ederken Semiha çarşafları bir duygu haritasına dönüştürerek kendini zaten en başından beri “inşa edilmiş” bir sanat eseri olarak yaşıyordu.

Babalar, Anneler ve Karanlıktan Işığa

İki kadının hayatında da erkekler -baba ya da kocalar- toplumun ve ahlakın sınır bekçileri olarak duruyordu. Monik’in kocası onu ezip makyajını silerken Semiha, babasının koruyucu duruşuna rağmen sanatını bir kalkan gibi kullandı. Anneler ise asıl ilhamdı. Semiha, 8 yaşında kaybettiği yetenekli bir heykeltıraş ve ressam olan annesi Fatma Saime’yi ‘güzelliğin ve kusursuzluğun sembolü’ olarak eserlerine taşıdı. Özlemle, hüzünle, sevgiyle, ölümle örtüştü annesi onun eserlerinde.

Monik’in oğlu Eddi rolündeki Onur Ünsal ise sahnede annesinin karanlığını önce kendi karanlığında kovalamaya çalışırken kâh annesi oldu, kâh kendisi. Hüznün, mutsuzluğun resmiydi annesi. O kadar ki annesinin mutfakta şarkı söylerken mutlu olduğu ender anlara dahi tahammülü yoktu. En azından annesi artık iyice dayanılmaz hale gelen koca baskısındaki yaşamına sessiz bir devrimle son verip kendi ayaklarının üstünde durma çabasında bu sefer kuralları koyan bir kadın olarak Parisli bir adamla yaşamaya başlayana kadar. Scorpions’ın sert ve hüzünlü tınıları Onur’un sesinden sahnede yükselirken, o kadim çağrıyı düşünüyordum: “Sadece bu yoldan yürü, ışığın şafağına doğru”.

Paris: Bir Kaçış mı, Bir Dönüş mü?

Monik için Paris, mutsuzluğun hapisliğinden kurtulup yeni bir ‘kılıf’ bulduğu bir sığınaktı. Oysa Semiha Berksoy, kendisine bir film çekimi sırasında bulunduğu Paris’te yaşama teklifi sunan aktör Nicolas Farkas’ı reddedip vatanına dönmeyi seçmişti. Çünkü onun Paris’i, kendi içindeki o ‘alev haline geçen’ sanat aşkıydı; coğrafyadan bağımsızdı.

Sanatın Kurtarıcılığı

İlk Türk kadın opera sanatçısı Semiha Berksoy, Tosca’dan Madame Butterfly’a operaları sadece seslendirmekle kalmadı, onları resmetti, kostümlerini dikti, hayatını o sahneye adadı. Onun için arya rengârenk ruhunun sese dönüşmesiydi sanki. Opera kostümleri de renklerini yansıttığı kanvasıydı. Monik ise evinde kendi kendine Fransız şansonları fısıldıyordu. Biz onun isyanını muhteşem sahnesinde Onur Ünsal’ın Scorpions yorumlarıyla dinledik.

Tam da o anlarda, o ritimlerin mimarlarından, Scorpions’ın efsanevi bas gitaristi Francis Buchholz’un veda haberi düştü ekranlarımıza. Sanki sahnedeki o fırtınalı dönüşüme bir selam çakıp sonsuzluğa yürümüştü.

Dün akşamki oyundan, bugünkü sergiye içimde tek bir duygu var: İster Monik gibi geç kalmış bir ‘sessiz devrim’ olsun, ister Semiha gibi her anı ‘gürültülü bir tutku’... Bir kadın, sanatın veya özgürlüğün o ince sızısını bir kez hissedip kendinden doğduğunda, kendinden yeniden doğduğunda, o eski çarşaflar bir daha asla üzerine aynı şekilde örtülemiyor.

MERAKLISINA NOT:

Onur Ünsal’ın sahnelediği ‘Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri’ Édouard Louis’nin dördüncü oyunu. Yönetmen Kemal Aydoğan. Moda Sahnede.

Çok yönlü kişiliğiyle hem Türkiye’de hem Avrupa’da birçok ilke imza atan Semiha Berksoy’un yıllara yayılan eserlerinden zengin bir seçki sunan Semiha Berksoy: ‘Tüm Renklerin Aryası’ sergisi, ilk olarak Almanya’da Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart’ta sunulmuştu.
İstanbul’da sanatseverlerin karşısına çıkarılmadan önce şef küratör Öykü Özsoy Sağnak, küratör Deniz Pehlivaner ve asistan küratör Yazın Öztürk tarafından ölçeği genişletilerek hazırlanan ‘Tüm Renklerin Aryası’, 6 Eylül 2026 tarihine kadar İstanbul Modern’de ziyaret edilebilir.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün