Kendime notlar!
Kimi bir deneme yazısının kıvılcımı, kimi kısa bir deneme, kimi şiirsel bir özdeyiş, kimi ansızın dilimin ucuna gelmiş bir söz... Duygu ve düşüncelerimi içtenlikle paylaşarak, yıllar boyu sağladığım birikimin sözcüklere yansıması! Yıllar geçtikçe bu gerçeği daha iyi anlıyorum:
Sözcüklermiş, beni ben yapan!
***
Telefonların, tabletlerin yaygınlaşması ve işlevlerinin çoğalmasıyla, sosyal medya ortamında konuşanlardan geçilmiyor! Söyleyecek bir sözü olduğuna inananlar, her nasılsa edindikleri izleyici kitlesine, bu ortamlarda düşüncelerini aktarmaya çalışıyorlar. İşledikleri konu, içerik, düzey hiç önemli olmadığı gibi, konuşanların da beğeni toplamanın dışında bir beklentileri olduğunu sanmıyorum. Sayılarını göz önüne aldığımızda, izleyenler herhalde ne söylendiğine değil, kimin ve nasıl söylediğine bakıyorlar. Bilgilenmek değil, eğlenmek eğilimine daha yatkın oluyorlar, diye düşünüyorum.
Sosyal medya öncesi, benzer olaylara meydanlarda, televizyon ekranlarında, çoğunlukla da inanç odaklı yapılan toplantılarda tanık olurduk. Toplulukları konuşmalarıyla etkileyebilen bu tür insanların söylediklerinden çok, kışkırtma, coşturma ve hitabet yetenekleriyle öne çıktıklarını söyleyebilirim. Özellikle yıllar boyu siyasette yer almış kimi insanları anımsıyorum. Uzun konuşmalarını ağzımız açık coşkuyla dinler, bittikten sonra da ne söylediler diye düşünürdük. Sanırım bu etkinin altına girmemizde bir kişiye, bir ülküye ya da bir öğretiye olan inanç etmeni ağır basmaktadır.
***
Kimi zaman bir başkası oluyor içimdeki ben; ağlayan ya da gülen, yaramaz ya da uslu, seven ya da nefret eden…
***
En hüzünlü anlarımda bile, eski bir gülümsemenin izi kalmış olmalı yüzümde.
***
Anlatsana,
yüzüne tuttuğum ayna,
neler söylüyor sana…
***
Susmak!
Dinlemek, anlamak, düşünmek, sorgulamak için...
Sözü olgunlaştıran bir ortam sağlamak için…
Söyleşmeden, sözü tüketmeden konuşmak için…
Yalnızca gözlerle anlatmak için…
Sessiz çığlıkları bastırmak için…
Belki bir süre yalnızlığa sığınmak için...
Belki olmayan bir dilde, sessizce anlaşmak için…
Belki de gerçeği anlatmanın bir yolunu açmak için…
Hem hiçbir şey söylememek hem de çok şey anlatmak için...
Bu özel sanatın işçisi olmak için…
Susmak!
Bir yazar içinse ölümün diğer adı...
***
Her zaman sözlerimizden sorumlu olduğumuzu düşünüyorum. Ne söylediğimizden, nasıl söylediğimize ya da niye söyleyemediğimize kadar… Bir söz, söylendiği an ile ancak bir değer kazanır. Ne öncesi, ne sonrasında; yalnızca dile gelmiş olan o anda! Bazen yatıştırıcı, bazen kışkırtıcı, bazen aşağılayıcı, bazen de sevgi dolu; ama her sözün, bir söylenme zamanı vardır ki, yayından atılmış bir ok gibi hedefini arıyor.
----------------
1Yeni yayımlanan kitabım ‘Söz Ola’dan tadımlık.