Çılgın bir fikir: Sakinlik

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
14 Ocak 2026 Çarşamba

Poyraza bakan evimiz tek cephe olduğundan kışları şiddetli rüzgârda Emily Bronte’nin, ‘Uğultulu Tepeler’ini andırır. Dolayısıyla pencereyi açıp havayı koklamak doğru bir tahmin değildir. Kimi günler yine tek cepheye bakan sokak kapısına iner, kendimi güvenceye alırım. Zira ön ve arka taraf arasında en az dört derece fark vardır.

Uzun süre hem plastik polimer ailesinden olduğu, hem de evin aydınlığını azaltır gibi takıntılardan sonra kepenk taktırdık. Görüntü sevimsiz ama işlevi mükemmel… Yaklaşık bir aydır İstanbullulara migren ve ruhsuzluk hali getiren lodosun ardından geçtiğimiz hafta başlayan şiddetli yağmur kepenklere dolu taneleri gibi vurmaya başladı.

Beklenti garip bir duygu, bir nevi coşkusal gerilim gibi…

Meteorolojinin kar fırtınası uyarısı üzerine pazar gecesi öğrencileri sevindiren, çalışan ebeveynleri pek de sevindirmeyen, okulların tatil edileceği haberi yayınlandı. Aynı gece THY pazartesi günü yapılacak 56 seferini iptal etti. Bu bir önlem miydi yoksa doluluk oranını tamamlamadıklarından mı, o da ayrı bir soru işareti.

Lodos/poyrazla ilgisi yok ama babam, “İstanbullu olduğun için fazla övünme. İstanbullular dışı parlak, içi çürük elma gibidirler” derdi.

En doğru hava tahmin raporu bir WhatsApp grubumdan gelir. “Kar pazartesi sabahı 6’da başlayacakmış” anonsu kimi programların ertelenmesi için öneri niteliğindeydi.

Pazartesi sabahı o saatlerde burnumu neredeyse cama dayadım. Bekliyorum. Beklenen aslında sadece uçuşan kar taneleri değil. Karamsarlığın ‘beyaz’la aydınlanacağı ümidi var. Çocukken dinlemekten sıkılmadığım bir ‘Pamuk Nine’ masalı vardı. Pamuk Nine gökte yorganını silkelediğinde yeryüzüne kar yağarmış (…)

O zamanlar masallar gerçek gibiydi. Şimdilerde ise gerçekler masal oldu.

Saat 8.45, kar başladı.

***

‘Hiç vaktim yok’ diye düşünenlere üzülürüm. Zira zihinlerini boşaltmaya zaman bulamayanlar ya mutsuzluğun kapısını aralarlar ya da eninde sonunda hata yaparlar.

***

Milliyet’in Ekonomi Müdürü Şükrü Andaç’ın gazetenin ‘executive’ (Ocak 2026) ekinde ‘Liderlikte Çılgın Bir Fikir: Sakinlik’ başlıklı bir yazısı yer aldı.

Makaleyi önce konunun içeriği ve yaşamın her alanına uygulanabilirliği açısından beğendim. En çok yazı üslubunu, dolayısıyla okura olan saygısını takdir ettim.

“Sakinlik bir yavaşlama hali değil, hızın kontrolünü elinde tutma becerisidir,” diyen Andaç’ın çoğu yazarın unuttuğu Türkçeyi düzgün kullanması, uzun paragraflar yerine kısa cümlelerle ifade edebilmesi ayrı bir yeti.

(…) Sakinlik bir liderlik özelliği ise, bunun üç kaynağı olabilir. Miras alınan sakinlik, karakterden gelen sakinlik ve deneyimle gelen sakinlik. Birçok yönetici sükûnetini bu alandaki çalışmalarla elde eder.

Hem sakin, hem empati yapabilen bir lidere pek sık rastlanmıyor. Neyse ki artık ‘sakin’ olmayı gerçekten isteyenler için farklı çalışmalar yapılabiliyor.

Sağlıkla kalın.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün