Yılın ilk köşe yazısı iyi temenniler, güzel haberlerle başlamalı. Ancak yaşanmakta olanlar içimizdeki iyiliklerle ters orantılı gelişiyor.
Üç büyüğün arka bahçesi her an bir olaya gebe. Venezuela Devlet Başkanı Maduro çarçabuk paketlenip New York’a getirildi. Senatonun onayı alınmadan gerçekleşen operasyon Amerikan ekonomisini düzeltmek için milli piyango niteliğinde. Sonuç kimileri için amorti, kimileri için de ‘büyük ikramiye’ olacak. Ortalama bir insan bile uyuşturucu trafiğinin petrol ve maden getirisinin çok üstünde olduğunu bilir. Trump’ın ‘narkoterör’ karşısında neler yapacağını zaman gösterecek. Savaşlarda, ‘top tüfek’ yöntemi bir asır kadar uzakta kaldı.
***
Yılbaşı gecesi İsviçre’nin kayak merkezlerinden Crans-Montana’daki bar yangınında 47 kişi hayatını kaybetti, onlarcası ağır yaralı.
Kazanın İsviçre gibi kuralların hayli sıkı olduğu bir ülkede gerçekleşmesi şaşırtıcı. En acısı ise yaşamını yitirenlerin çok genç olması. Adli makamlar derhal soruşturma başlattıysa da giden gitti.
Bu acı olay ister istemez geçen sene Kartalkaya’daki otel yangınını hatırlattı. Panik aynı panik, acı aynı acı. Kar bir kez daha saflığını yitirdi.
***
Gamlı baykuş misali, hep kara haber taşıyanlardan uzak dururum. Anlattıklarım pek farklı değil gibi gözükse de dijital dünya bir dakika susmuyor.
Kendime artık milli piyango almama sözü vermiştim. Market alışverişi sırasında kasadaki kızın, “Çeyrekler şimdi geldi, ister misiniz?” sorusuna yenildim.
Sonuçta Yılbaşı Özel İkramiyesi… Tokgözlü olduğumdan çeyrek çıksa ‘neden tam bilet almadım’ diye üzülmeyecektim. Siz sağ, ben selamet, amorti yanımdan bile geçmedi. Tek üzüntüm, ‘çıksaydı kim bilir kaç kişiyi sevindirebilirdim?’ oldu. Kendimden önce başkalarını düşünmek, henüz üstümden atamadığım bir elbise. Belki Feng Shui felsefesiyle eskilerden kurtulmak gerekiyor. Yaşam gurusu ‘coach’lar mutluluğu, “önce BEN” diye tanımlıyor. Sanırım bana birkaç guru gerekiyor.
***
15 Aralık günü Avustralya’nın Sydney kentinde, Bondi Beach’teki silahlı terör saldırısının en genç kurbanı 10 yaşındaki Matilda Poltavchenko idi.
Matilda’nın ölümü toplumun farklı kesimlerinde derin bir yas ve dayanışma duygusu yarattı. Küçük kız sonsuzluğa uğurlanırken, Bondi Beach’in etrafında toplanan halk hep bir ağızdan ‘Waltzing Matilda’ şarkısını söylüyordu. ‘Waltzing Matilda’, Avustralya’nın en yaygın ve sevilen ezgisi. Milli marştan sonra ülkenin tüm uluslararası etkinliklerinde açılış ve kapanış şarkısı olarak çalınıyor. Oyunlarda maskot olan kangurunun adı da Matilda. Avustralya Kadın Milli Futbol Takımı’na ‘Matildalar’ deniyor.
Avustralya askerlerinin söylediği marş olduğu için kullandıkları bir model tanka da Matilda dendi.
Nitekim I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de Britanya İmparatorluğu ordusunda savaşırken ölen ANZAC’lar için (Australian and New Zealand Army Corps) her yıl 25 Nisan’da yapılan anma törenlerinde, ‘Waltzing Matilda’ şarkısı/marşı söyleniyor.
***
Matilda kimdi, neydi?
Avustralya’nın en önemli gelirlerinden biri koyun yetiştirmek ve yününden üretim yapmaktı.
Koyun çobanları ve yün kırpıcıları sırtlarında battaniye ve öteberi taşıdıkları yükleriyle bir işten diğerine giderlerdi. Bu sırt yüküne ‘Matilda’ denirdi. Bekâr ve göçebe yoksulların ‘Matilda’larından başka sarılıp yatacakları bir yer de yoktu.
‘Waltzing Matilda’ yükünü alıp gitmek, gezdirmek anlamına geliyordu.
***
Bondi Beach saldırısı ile ilgili sosyal medyadaki haberlerde okurların ‘yorum’larına göz attım. Nefret söylemlerinin yanı sıra, “Çocukların hepsi bizim çocuğumuzdur, hepsi bizim korumamızdadır, bize emanettir (…)” gibi görüşler de vardı.
Dünyanın iyi insanlara ihtiyacı var, gerisi… Feng Shui usulü çöpe gidebilir.
Sağlıkla kalın.