Hayim Ağabey'i kaybettik…

Mois GABAY Köşe Yazısı
14 Ocak 2026 Çarşamba

Annemi kaybettiğim 2019 yılından beri ne zaman Hahambaşılık mesajlarında kötü hastalıkla mücadele eden biriyle ilgili trombosit ihtiyacıyla ilgili bir kan talebini görsem içimde aynı hüznü hissediyorum. Maalesef birkaç gün ya da hafta sonra çoğunlukla o kişinin vefat haberini alıyoruz.

Ne kadar zor iştir yoğun bakım hekimi olmak? Sonunu bile bile hasta yakınlarına tek bir kelimenle umut olmaya çalışmak. Yoğun bakım -adı üzerinde- öteki dünyanın giriş kapısı misali… Hayatla ölüm arasındaki son sapak. Kısa, huzurla ve acı çekmeden olsun ne olacak dediğimiz o yer.

Geçtiğimiz pazar günü uzun bir süredir malum hastalıktan çektiğini duyduğum, 2019’dan beridir birebir görüşemediğim Hayim Hason Ağabey’in aramızdan ayrılış haberini üzülerek aldım. Tüm fikirlerimiz uyuşmasa da, her cemaat toplantısı sonrasında bazen okulda bana eskiye dair bir notunu paylaşan, okulumuzun kurucu kadrosunun değerli üyesi ve benim için Beyoğlu Musevi Lisesi’nin yaşayan bir tarihiydi. Keşke deneyimlerini yeni kuşaklarla daha fazla paylaşabilseydi. Yolu ışık olsun.

Füruğ Ferruhzad’ın İran’ı

Şu sıralar İran halkının haklı isyanını gördükçe hayata çok erken gözlerini yuman merhum İranlı yazar Füruğ Ferruhzad’ı düşünüyorum. Eminim bir yerlerden umutla izliyordur. Dileğim kadim Pers medeniyetinin temsilcisi, aydın İran halkının kimsenin çıkarlarına hizmet etmesi için değil tamamen özgür iradeleriyle devrimi yaratabilmeleridir.

İran’dan bir Füruğ Ferruhzad geçti…

Şiirlerindeki ve doludizgin hayatındaki kadın cinselliğini, dizeleriyle açıkça ortaya koyabilecek kadar cesurdu. Boşanmış ve özgürce yaşayan ve aynı özgürlükte yazan bir kadın olarak, dikkatler hep üzerindeydi. Şiddetli tartışma ve eleştirilere konu oldu, bazı şiirleri erotik bulundu, sansüre uğradı. Şiiri değersizleştirilmeye çalışıldı.

Babalar, kocalar, mollalar ‘gözünde’ değersiz de olsa; genç yaşında şiirinin gücünü herkese kabul ettirmişti.

1967 yılının şubat ayında, kendi kullandığı araç ile giderken, başka bir araçla kaza yapmamak için duvara çarpınca orada hayatını kaybetti. Henüz otuz iki yaşındaydı. Son kitabı ‘İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına’ yarım kaldı.

Füruğ, molla zihniyeti çıldırtan her şeydi, ‘ahlaksız’dı. ‘Günah’ şiirinden sonra, zaten baba evinden de reddedilmişti. Mollalar cenaze namazını kılmak istemeyince, namazı bir yazar kıldırdı…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün