İnsan sınırı ve tarihi rekorlar

Vedat LEVENT Köşe Yazısı
7 Ocak 2026 Çarşamba

Spor dünyasında ‘insan kapasitesinin sınırları’ en temel tartışma konusudur. Yıllar geçiyor, teknoloji gelişiyor ve kurallar evriliyor. Dolayısıyla mantık olarak her yeni jenerasyonun bir önceki jenerasyona üstün gelmesi doğal olmalı. Rekorlar insan kapasitesinin gidebildiği yere kadar gelişmeye devam etmeli.

Bu kabul edişe göre şu çıkarım yapılır: Geçmişten gelen her rekor kırılmaya mahkumdur. Bugünün sporcusu geçmişin sporcusundan her anlamda daha üstündür. Geçmişin rekortmenleri, bugünün ancak standart sporcularıyla denktir.

Peki gerçek böyle mi?

Bunu en iyi sağlama yöntemlerinden biri, geçmişten gelen ve bugün hala kırılamamış sportif rekorların olup olmadığını kontrol etmektir. Hazırsanız başlayalım…

Atletizm dünyası, belki de bizi en çok şaşırtan, bugüne kadar kırılamamış bir rekora tanıklık ediyor. 1988 yılında Florence Griffith Joyner, kadınlar 100 metrede 10.49’luk dünya rekorunun sahibi. Bu rekoru her anlamıyla enteresan kılan ise 37 yıldır bırakın egale edilmesini, rekora yaklaşılamamış bile. Bugünkü en hızlı kadınlar 10.6-10.7 bandında kalıyor. Atletizm otoriteleri, bu rekoru ‘insan fiziğinin sınırı’ olarak görüyor.

Basketbolda da bugün hala kırılamamış olağanüstü bir rekor var. 1962 yılında Wilt Chamberlein, bir maçta tek başına 100 sayı kaydeden tarihteki tek basketbolcu. Bu rekora en çok yaklaşabilen kişi ise 2006 yılında Toronto Raptors’un potasına tek başına 81 sayı bırakan Kobe Bryant oldu. Bugün Chamberlain’in rekorunun kırılması muhtemelen imkansızdır. Bunun nedeni ise basketbolun yapı değiştirmiş olmasıdır. Modern basketbol artık çok daha tempolu. Bu doğru. Ancak öte yandan takım oyunu da çok daha baskın. Dolayısıyla günümüz basketbolunda 100 sayıya yaklaşmak sistemsel olarak ‘neredeyse’ imkansız gözüküyor.

Hala kırılamamış en eski rekorumuz ise 1930 yılından geliyor. Efsanevi Avustralyalı kriketçi Sir Donald George Bradman’ın, test maçlarında tutturduğu 99.94 vuruş ortalamasının bugün bile yanına yaklaşılamamış. Nitekim bugünün en iyileri bile 55-60 bandını efsane olarak sayıyor.

Yine atletizmde uzun atlama dalında Mike Powell, 1991 yılında 8,95 metre atlayarak, kendinden önceki tüm efsaneleri yıktı geçti. O günden beri en iyi atletler bile 8,80’i zor görüyor.

Usain Bolt’un 2009 yılında çıkardığı kusursuz yarış ile kırdığı 9,58 saniyelik rekor 17 senedir kırılamıyor. Bu derece bugün insan hızının ve sınırının zirvesi olarak kabul ediliyor.

Futbola geldiğimizde ise Pele’nin kazandığı üç dünya kupası rekorunu görüyoruz. Brezilyalı futbol efsanesi, 1958 İsveç, 1962 Şili ve 1970 Meksika Dünya Şampiyonluğu’nu kazandı ve dünya tarihinde en fazla dünya kupası kaldıran oyuncu oldu. Bu rekor çok özel çünkü bir daha kırılması imkansıza yakın. Modern futbolda artık milli takımlar arasındaki seviye farkı azaldı. Turnuva sayısı sınırlı, oyuncu sakatlıkları ve rotasyonları geçmişe göre arttı. Bugün kurallar, takvim ve rekabet seviyesi de düşünüldüğünde bu rekorun kırılması neredeyse imkansız.

Rekorlar doğal olarak kırılmak içindir.

Ama bazı rekorlar vardır ki insan sınırının gelebileceği son raddeyi gösterir. Bu rekorlara sadece saygı duyulur. 

Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yıl dilerim.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün