Çocukluğumda, biraz daha büyüdüğümüzde, anneannemin her fırsatta tekrarladığı bir cümle vardı. “Allah iyi insanlarla karşılaştırsın.” Kulağımıza vecize gibi gelen bu cümlenin anlamını idrak etmez; ancak ona olan saygımızdan, “vardır bir bildiği” der geçerdik.
Yıllar geçip hayata karıştığımızda, özellikle de çocuklarımız erişkin yaşlara geldiğinde, yürekten inanmaya başladığımız söz konusu cümlenin değerini anladık.
Sonraları anne/babaların, iki altın sözcüğü devreye girdi. “Her işin başı, sağlık” ve “Yaşadığın her an için şükür edeceksin.”
Gençken başımıza sıra dışı bir olay gelmedikçe sağlıklı olmanın çok doğal, ‘şükür’ü ise iyi temenniler gibi yorumladık. Yaşam herkes için aynı sırayı takip etmiyor. Kimi kapılar erken kapanıyor, kimi olaylar suyun üzerinde batmamak için fırtınanın dinmesini bekliyor. Ancak ortalamada İBB’nin bireylere verdiği, ‘65 Yaş Üstü’ ücretsiz taşıma kartı elinize geçtiğinde önce bir sevinç dalgası yayılır. Toplum olarak ‘ücretsiz’ ya da ‘bedava’ sözcüklerini pek severiz. Oysa ki bazıları için diz ağrıları başlamış, basamakları yüksek olan otobüslere binmek/inmek zaten zorlaşmıştır. Check-uplar, tansiyon hapları sohbet konuları arasında yerini almıştır. İşte ancak bu dönemlerde, ‘şükür’ ve ‘her işin başı sağlık’ın değerini anlayabiliyoruz.
↔↔↔
‘Az’ şikâyet ve ‘çok’ şükrün kişiyi mutluluğa götüren en sağlıklı yol olduğuna inanıyorum.
“Yaşlanmadan akıllanmayı ne çok isterdim.” Bernard Shaw’un bu sözleri beni hep ikileme düşürür. Bazı hataları yaparken yara almadan yola devam etmek isterdim. Ötesi biraz yapay zekâ sanki. Bilinmeyeni beklemek gibi…
1925’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan İrlandalı oyun yazarı Shaw, eleştirmen, polemikçi ve siyasi aktivistti. Mussolini ve Stalin hayranıydı. Ölümünden sonra tüm eleştirel görüşleri bir yana Shakespeare’den sonra İngiliz oyun yazarları arasında ikinci sırayı almıştır.
Eski Latincede Averroes olarak bilinen Endülüslü, Arap felsefeci, tıp ve bilim insanı İbni Rüşd (1100’lerde yaşamış), “Yumurta dıştan kırılırsa hayat son bulur; içten bir güçle kırılırsa hayat başlar. Zira doğru dönüşümler hep içeriden gelir” demiş.
George Bernard Shaw ile İbni Rüşd karşılaştırması yapacak değilim. Yine de bilimin siyasetten önde geldiği gerçeği yadsınamaz. Bir kez daha düşündüğümde Bernard Shaw yaşlanmadan akıllanamazdı…
↔↔↔
Yıllardır enginar hakkında duyduklarım bilimsel mi, halk içinde yerleşik bir inanç mı doğrusu sorgulamadım. Enginar karaciğer için sağlıklı bir besindir. ‘Her yıl yaşın kadar enginar yemelisin’. Söylenti ise dahi, yararlı olduğunu varsayarak ev halkına yedirmeye çalıştım.
Daha eskilere gidiyorum. Büyükannelerimiz döneminde ameliyat olan yakınlarına, “Merak etme, toparlanacaksın; nekahetin bitmesi yaşın kadar gün sayısıdır” denirdi.
Gelelim günümüze; gelişen tıp, bilumum MR, tomografi ve daha yüzlercesine rağmen, her an yeni hastalık türleri, varyantları ortaya çıkıyor. Eskilerin bu yenilikler karşısında ‘iyileşme’ dönemini tahmin etmeleri, Milli Piyango’nun amortisinden öteye gitmiyor.
Roş Aşana’dan iki gün önce COVID oldum. Grip gibi hafif seyrederken, tablo şekil değiştirdi. ‘Kipur’a kadar toparlanmayı hayal ederken, üstüne Sukot eklendi. Dolayısıyla ‘suka’ yerine, doktor kontrolüne gittim.
Karşımızdaki eczacı memnun, ben sıkkın…
Şimdi Simha Tora arifesindeyiz. Ay takvimine mi, güneş takvimine göre mi hesap yapmalıyım. Bugüne dek 3338 kere Sefer Tora okuduk. Dilerim barış, bereket ve mutlulukla başlayan sene COVID’imi de alır götürür.
Sağlıkla kalın.