Suriye maalesef çok çatışmalı ve tartışmalı bir başka dönemden daha geçiyor. Bir türlü durulmayan siyasi, sosyal ve kültürel çalkantılarıyla dünyanın gündeminde kalmaya devam ediyor. Suriye’de yaşayan pek çok etnik grupların içinde Suriyeli Dürziler tarihte diğer dini ve etnik grupların şiddetine maruz kaldı. Geçtiğimiz hafta meydanlarda toplanan Dürzi toplumu, taleplerini bir üst seviyeye taşıyarak "kendi kaderini tayin hakkı" sloganıyla kitlesel bir gösteri düzenledi. Protestolar sırasında bazı grupların, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın eski lakabına atıfla "Süveyda'ya özgürlük, Colani iktidarı bırak" sloganları attığı görüldü.
Peki kimdir Dürziler? Ve Suriye’de hangi bölgede yaşıyorlar?
Şunu en başta söyleyelim ki Dürziler bugün Lübnan’da kendilerine hami olarak Türkiye’yi görüyor. İran, Suriye, Hizbullah eksenine karşı dengeleyici bir unsur olarak, Süveyda’da Suriye’de yaşıyorlar.
Fatimi devletinin bakiyesi diyebileceğimiz, Ortadoğu’daki inanç topluluklarından biridir Dürziler. Mısır’da Fatimiler yani Yedi İmamcılar, İsmaililer ve Dürzileri 900’lü yıllarda Mısır’dan çıkardı. Dürziler, inanç bakımından İran Şiiliği ya da Alevilik’deki gibi İsna Aşeriyye yani 12 imama bağlı değil.
Ama Dürziler, Yedi İmamcılardan da farklı olarak Mısır Fatimi Halifesi Hakim bi Emrillah’ı Tanrı olarak kabul ediyor ve onun naibi yani yardımcısı Hamza bin Ali’yi de peygamber olarak kabulleniyorlar. Resailül Hikme diye 111 risaleden oluşan bir kutsal kitapları var.
İnanç esasları açısından İsmailikten koptuklarına inanıyorlar ve Mısır’dan çıkıp Lübnan’a, Suriye’ye göç etme sebepleri de bu. Kendilerini herhangi bir başka mezheple bağlantılandırmak istemiyorlar, reenkarnasyona inanıyorlar ki bu biçimde bir inanış Şiilik’te olmaz. İnanç esasları çok farklı, itikadi olarak bambaşkalar. Aslında bu itikadi farklılıklar hep siyasal kavgalardan ve ekonomik sebeplerden ortaya çıkan ayrılıklar. Bunların nedeni siyasal muhalefettir. Tüm siyasi hareketlerde insanları etrafına toplarken dinin yeni yorumunu getirmek şarttır. Müesses dini anlayışa meydan okurken ilk önce bazı dini ritüeller ortadan kaldırılıyor mesela Dürziler namaz kılmıyorlar.
Dürziler, etnik olarak Mazdek, Pers ya da Kürt olarak kabul edilir kimilerince ama onlar kendilerinin Öz Arap olduklarını söyler.
Dayanışmacı bir gruptur. Kadın - erkek arasında modern yaşayış vardır. Aleviliğe benzer, eline beline diline hakim olma anlayışı hakimdir. Batıni felsefe okulları kurmuşlardır.
Muvahhidin derler kendilerine ve tek Tanrı’nın birliğine inanırlar.
Hafız Esad döneminde Şiiler, Dürziler’e avantaj tanıdılar ama yönetim ile araları hep limoniydi.
Sonra oğul Esad dönemi geldi ve Süveyda’da bizi biraz rahat bırakın dediler. Babasını da benimsemedikleri oğul Esad Dürziler’i ezdi, iç savaş nedeniyle zorla askere almaya çalıştı ama Dürzi şeyhleri “Suriyeli Suriyeli’nin kanını dökemez” diyerek toplumlarının gençlerini fetvayla korudu. Ancak, Daeş yüzlerce genç öldürdü ve bunun üzerine kendi koruma birliklerini kurdular. İran destek vermek istedi ama onu da istemediler, “Biz farklı bir Şii inancındanız” dediler.
Rus birlikleri kolluk kuvveti oldular, günlük hayatı dar ettiler bu insanlara; 2023’te isyan ettiler, özerklik istediler. Esad devrilince, “Demokrasi, adalet gelirse, gelen yönetimle anlaşırız” dediler ama yeni Suriye yönetimi umdukları gibi çıkmadı. “Dürziler’in inançları Hikmetidir biz böyle bir Cihatcı anlayışla yanyana gelemeyiz” dediler. Bugünkü durumda ise hesapları şimdiki resmi Şam hükümeti ile yan yana olmamak.
Savaşın ya da ekonomik çalkantıların insanları bulundukları coğrafyalardan bambaşka adreslere atması işten bile değil. Bugün büyük bir Dürzi nüfus Venezuela ve Kolombiya’da yaşıyor. Suriye neresi, Venezuela neresi dediğinizi duyar gibiyim. Venezuela'daki Dürzi varlığı kadar, Suriye'de de Venezuela varlığı söz konusu.
Örneğin Süveyda'ya "Küçük Venezuela" ya da "Süveydazuela" gibi takma isimler veriliyor. Süveyda nüfusunun yaklaşık yüzde 20'si Venezuela kökenli ve kent Venezuela ürünleri satan restoranlar ve dükkanlarla dolu.
Hugo Chavez 2009'daki Suriye ziyaretinde Dürzi kentine gitmiş, "Süveyda evimmiş gibi hissediyorum" demişti.
19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına dek binlerce Dürzi, Suriyeliler ve Lübnanlılarla birlikte Venezuela'ya yerleşti.
Ülkenin o dönemki ekonomik refahına kapılıp gelmişlerdi.
Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi'nden eski milletvekili Adil el-Zughair "Babam 1950'lerde ekonomik nedenlerden Venezuela'ya göçtü" diyor:
"Tıpkı binlerce İtalyan, Portekizli ve II. Dünya Savaşı'ndan sonraki yoksulluktan kaçan diğer Güney Avrupalı göçmenler gibi. Babam çiftçiydi ve o zamanlar Suriye çok istikrarsızdı, askeri darbeler oluyordu ve ekonomik açıdan zayıftı. Diğer yandan Venezuela ise istikrarlı ve müreffehti."
Fakat Hugo Chavez destekçisi eski milletvekili ve Venezuela Arap Federasyonu'nun üyesi, Dürzilerin Güney Amerika'ya göçünde tek nedenin ekonomi olmadığını kabul ediyor:
"Venezuela'nın en çekici yanlarından biri, dini çatışma yaşanmamış ülkelerden biri olmasıydı. Herkes bizi kucakladı…”
Belli ki Suriye’de hayat çatışmalı olmaya bir süre daha devam edecek. Birlik beraberlik yok; bizim hesaplarımız, başka ülkelerin de hesapları var…
Kaotik çatışmalı bir dönem yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecek ve maalesef insanlar göç etmeye hatta dünyanın öbür ucuna yerleşmeyi bile göze alacak, yaşamak için…