Kadim kültürlerin Yahudi takvimindeki izleri

İbrani takvimi, Yahudi dinî hayatının temel zaman sistemidir. Nisan, İyar, Sivan, Tammuz, Av, Elul, Tişri gibi ay adlarının kökenleri ise, Yahudilerin Babil sürgünü sırasında karşılaştıkları Akadca-Babil takvim geleneğine uzanır.

Perspektif
23 Eylül 2026 Çarşamba

Prof. Dr. Nuh ARSLANTAŞ*

Yahudi dünyası geçtiğimiz günlerde Roş Aşana'yı (Yeni Yıl) kutlayarak 5787 yılına girdi. Yahudi geleneğinde yeni yıl yalnızca takvimde yeni bir sayfanın açılması değil; insanın geçmiş yılın muhasebesini yaptığı, tövbeye yöneldiği ve yeni başlangıçlara hazırlandığı bir dönemdir. Roş Aşana ile birlikte takvim yeniden ‘Tişri’ ayına dönerken, pek az kişinin üzerinde durduğu ilginç bir soru da gündeme geliyor: Bugün bütünüyle Yahudi dinî hayatıyla özdeşleşmiş ‘Tişri’, ‘Nisan’, ‘Tammuz’, ‘Elul’ ve ‘Adar’ gibi ay isimleri aslında nereden geliyor?

İbrani takvimi, Yahudi dinî hayatının temel zaman sistemidir. Roş Aşana, Yom Kipur (Kefaret Günü), Pesah (Fısıh), Şavuot (Haftalar) ve Sukot (Çardaklar) gibi bütün bayramların tarihleri bu takvime göre hesaplanır.

Günümüz İsrail'inde resmî ve dinî hayatta kullanılan ‘Nisan’, ‘İyar’, ‘Sivan’, ‘Tammuz’, ‘Av’, ‘Elul’, ‘Tişri’, ‘Marḥeşvan’, ‘Kislev’, ‘Tevet’, ‘Şevat’ ve ‘Adar’ adları Yahudi kültürünün son derece tanıdık unsurlarıdır. Ancak bu isimlerin büyük bölümü İbranice kökenli değildir. Kökenleri, Yahudilerin Babil sürgünü sırasında karşılaştıkları Akadca-Babil takvim geleneğine uzanır.

Sayılardan isimlere aylar

Yahudi kutsal kitabı TaNaH'ın erken dönem metinlerinde ayların çoğu özel adlarla değil, ‘birinci ay’, ‘ikinci ay’, ‘yedinci ay’ gibi sıra sayılarıyla anılır. Çıkış 12:2’de Mısır'dan Çıkış’ın gerçekleştiği ay İsrailoğulları için yılın "birinci ayı" kabul edilir. Burada kastedilen, daha sonra ‘Nisan’ adıyla bilinecek olan aydır.

Bunun yanında TaNaH'ta daha eski Kenan dünyasına ait birkaç ay adı da korunmuştur: ‘Ziv’ (זִו, ‘parlaklık, ihtişam’, 1 Krallar 6:1; 37), ‘Etanim’ (אֵתָנִים, ‘güçlüler, daimî olanlar’, 1 Krallar 8:2) ve ‘Bul’ (בּוּל, anlamı kesin olmamakla birlikte ‘ürün, mahsul’ ile ilişkilendirilir, 1 Krallar 6:38). ‘Ziv’ bugünkü İyar'a, ‘Etanim’ Tişri'ye, ‘Bul’ ise Marḥeşvan'a karşılık gelir.

Bugün kullanılan Babil kökenli isimler ise özellikle Ester, Ezra, Nehemya ve Zekarya gibi sürgün ve sürgün sonrası dönemle ilişkili metinlerde görülmeye başlar. Bu tablo, Yahudilerin söz konusu isimleri MÖ VI. yüzyıldaki Babil sürgünü sırasında benimseyerek kendi takvim geleneklerine taşıdıklarını göstermektedir.

Ortaçağ’ın ünlü Tevrat müfessirlerinden RaMbaN (1194-1270), yani Nahmanides, Çıkış (Şemot) 12:2'nin tefsirinde bu değişikliğe dinî bir anlam verir. Ona göre Tevrat'ta ayların Nisan'dan itibaren ‘birinci’, ‘ikinci’, ‘üçüncü’… şeklinde sayılması Mısır’dan Çıkış’ı sürekli hatırlatıyordu. Babil sürgününden dönenlerin Babil ay isimlerini kullanmaları ise yeni bir tarihî kurtuluşun, yani Babil’den dönüşün hatırasını canlı tutuyordu. Böylece yabancı kökenli kelimeler, zaman içinde Yahudilerin tarih hafızasının bir parçasına dönüşmüştü.

Modern İsrail’de çocuklara isim olarak verilen aylar

Ay isimlerinin modern Yahudi toplumuna ne kadar yerleştiğini, İsrail’de konan kişi adlarından da anlamak mümkündür.

İsrail Merkezi İstatistik Bürosunun (CBS) yayınladığı, 1949’dan günümüze kadar doğanların isimlerini içeren güncel veri listesine göre ‘Sivan’ 11.034 kişiyle ay adları arasında açık ara öndedir. Onu ‘Adar’ (4.083 kişi), ‘Nisan’ (2.545 kişi) ve ‘İyar’ (1.002 kişi) takip etmektedir. ‘Tammuz’ 119, ‘Av’ 49, ‘Elul’ 41, ‘Tevet’ 13, ‘Tişri’ 9 ve ‘Şevat’ ise 7 kişiye isim olarak konmuştur. Buna karşılık ‘Marheşvan/Heşvan’ ve ‘Kislev’ isimlerine ise kayıtlarda rastlanmamaktadır.

Bu liste, Babil kökenli ay adlarının yalnızca Yahudi takviminde yaşamaya devam etmediği, modern İsrail'de doğrudan şahıs adına dönüştüğünü göstermektedir.

Ay ay Kenan, Akad ve Babil'den gelen miras

‘Nisan’ (ניסן): Akadca ‘nisannu’dan geldiği kabul edilmektedir. Kelimenin kesin etimolojisi tartışmalı olmakla birlikte bahar, ilk ürünler ve filizlenmeyle ilişkilendirilmiştir. İbranice ‘tomurcuk’ anlamındaki ‘nitsan’ kelimesiyle bağlantı kurulması da bu sebeptendir. Yahudi geleneğinde ‘Nisan’ son derece önemlidir; Pesah'ın (Fısıh) ve Mısır'dan Çıkış'ın ayıdır. Tevrat'taki ay sayımında yılın birinci ayı kabul edilir.

‘İyar’ (אייר): Akadca ‘ayaru’dan geldiği kabul edilmektedir. Kesin anlamı bilinmemekle birlikte ‘ışık’ veya ‘aydınlık’ fikriyle bağlantılı olduğu ileri sürülmüştür. Pesah (Fısıh) ile Şavuot (Haftalar Bayramı) arasındaki kırk dokuz günlük Omer sayımının büyük bölümü İyar ayına rastlar; sayımın otuz üçüncü günü olan Lag ba-Omer de bu ayın önemli günlerinden biridir.

‘Sivan’ (סיון): Akadca ‘simanu’dan geldiği kabul edilmektedir. Kelimenin ‘belirlenmiş zaman’ veya ‘tayin edilmiş vakit’ anlamlarıyla bağlantılı olabileceği düşünülmektedir. Şavuot (Haftalar) Bayramı bu ayda kutlanır; Rabbanî gelenekte Tevrat’ın Sina’da verilmesi de Şavuot’la ilişkilendirilir. Modern İsrail’de kişi adı olarak kullanılan Yahudi ay adları arasında Sivan öne çıkar. Tevrat’ın Sina’da verilişinin rabbanî gelenekte bu ayda kutlanan Şavuot’la ilişkilendirilmesi bakımından Sivan, İslam geleneğinde Kur’an’ın Hz. Muhammed’e indirilmeye başlandığı ayın adı olan ve erkek çocuklarına verilen Ramazan ismiyle karşılaştırılabilir.

‘Tammuz’ (תמוז): Ay isimleri arasında en dikkat çekici olanlardan biridir. Akadca ‘tammuzu’, daha eski Sümerce ‘dumuzi’ adına dayanır. ‘Dumuzi’ yaklaşık olarak ‘sadık/gerçek oğul’ şeklinde açıklanır. Dumuzi-Tammuz, Mezopotamya dinlerinde bitki örtüsü, bereket ve mevsimsel döngüyle ilişkilendirilen bir tanrıydı. Hezekiel 8:14'te Kudüs Mabedi’nin girişinde "Tammuz için ağlayan kadınlar"dan söz edilmesi, bu kültün Filistin’e kadar ulaştığını gösterir. Buna rağmen isim daha sonra Yahudi takviminin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yahudi geleneğindeki 17 Tammuz orucu da aya farklı bir yas ve felaket hafızası kazandırmıştır.

‘Av’ (אב): Akadca ‘abu’dan geldiği kabul edilmektedir. Kelimenin kesin anlamı bilinmemekle birlikte, hasatla veya sazlıklarla ilişkili olabileceği ileri sürülmüştür. Yahudi tarihsel hafızasında ‘Av’ denildiğinde ise öncelikle 9 Av (Tişa be-Av, Av’ın dokuzu) akla gelir. Başta Birinci ve İkinci Mabet’in yıkılması olmak üzere çeşitli felaketlerin bu tarihle ilişkilendirilmesi, Av ayını Yahudi takviminde yasla en güçlü biçimde özdeşleşen dönemlerden biri haline getirmiştir.

‘Elul’ (אלול): Akadca ‘ululu’dan geldiği kabul edilmektedir. Kelimenin eski anlamı kesin olarak bilinmemektedir. Fakat Yahudi geleneği ‘Elul’u dikkat çekici bir şekilde yeniden yorumlamıştır. Ayın adını oluşturan harfler, Neşideler Neşidesi'nde (Şir ha-Şirim) geçen "Ani le-dodi ve-dodi li" (אֲנִי לְדוֹדִי וְדוֹדִי לִי), yani "Ben sevgilime aidim; sevgilim de bana" ifadesinin baş harfleri olarak yorumlanmıştır. Bu açıklama, kelimenin tarihî kökenini gösteren gerçek bir etimoloji değil, sonradan geliştirilmiş dinî bir yorumdur. Elul, Roş Aşana (Yeni Yıl) ve Yom Kipur (Kefaret Günü) öncesinde tövbe, iç muhasebe ve bağışlanma arayışının yoğunlaştığı bir hazırlık dönemidir.

‘Tişri’ (תשרי): Adının Akadca ‘taşritu’dan geldiği ve ‘başlangıç’ anlamı taşıdığı kabul edilmektedir. Yahudi takviminin dinî bakımdan en yoğun aylarından biridir. Roş Aşana (Yeni Yıl), Yom Kipur (Kefaret Günü), Sukot (Çardaklar Bayramı), Sukot’un ardından kutlanan Şemini Atseret (Sekizinci Gün Toplanma Bayramı) ve yıllık Tevrat okuma döngüsünün tamamlanmasını simgeleyen Simhat Tora (Tevrat Sevinci) bu aya rastlar. Tişri’nin dikkat çekici özelliği, Tevrat’taki ay sıralamasına göre yedinci ay olmasına karşın Yahudi sivil yılının başlangıcını oluşturmasıdır.

‘Marḥeşvan/Ḥeşvan’ (מרחשון / חשון): Akadca ‘varahsamnu’dan türemiştir ve temel anlamı ‘sekizinci ay’dır. Bu ayla ilgili yaygın bir halk etimolojisine göre ‘mar’, İbranice ‘acı’ demektir ve ayda büyük bir bayram bulunmadığı için ‘Acı Heşvan’ olarak adlandırılmıştır. Oysa dilbilimsel açıdan ‘mar’ burada sonradan eklenmiş bir ‘acı’ sıfatı değildir. Marheşvan’ın tamamı eski Babil ay adının tarihî devamıdır.

‘Kislev’ (כסלו): Akadca ‘kislimu’dan geldiği kabul edilmektedir. Kelimenin kesin anlamı bilinmemektedir; kış ve mevsim şartlarıyla ilgili çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Yahudi hafızasında ise ‘Kislev’, ‘Hanuka’ (Kandiller Bayramı) ile özdeşleşmiştir. Hanuka'nın 25 Kislev'de başlaması, eski Babil kökenli bu isme Mabed’in yeniden adanması ve ışık sembolizmi etrafında yeni bir Yahudi anlamı kazandırmıştır.

‘Tevet’ (טבת): Akadca ‘tebetu’dan geldiği kabul edilmektedir. Adın ‘batmak’ veya ‘çökmek’ anlamındaki bir fiille bağlantılı olabileceği belirtilmektedir. Bunun, Mezopotamya'nın yağışlı döneminde suya ve çamura batmaya işaret etmiş olabileceği düşünülür. Yahudi geleneğinde 10 Tevet, İslam kaynaklarında Buhtunnasr olarak zikredilen Babil Kralı Nevukadnetsar'ın (MÖ 605–561) Kudüs’ü kuşatmasının başlangıcını hatırlatan oruç günüdür.

‘Şevat’ (שבט): Akadca ‘şabatu’dan geldiği kabul edilmektedir. Kelime ‘vurmak’, ‘dövmek’ veya ‘kamçılamak’ anlamında bir kökle ilişkilendirilmiştir; bunun şiddetli kış yağmurlarının toprağı dövmesini tasvir ettiği belirtilmektedir. Yahudi geleneğinde ise ayın en bilinen günü Tu Bi-Şevat’, yani ‘Ağaçların Yeni Yılı’dır.

‘Adar’ (אדר): Akadca ‘addaru/adaru’dan geldiği kabul edilmektedir. Kesin olmamakla birlikte ismin ‘karanlık’ veya ‘kasvetli’ hava şartlarıyla bağlantılı olduğu ileri sürülmüştür. Burada dikkat çekici bir dönüşüm vardır: Muhtemel eski anlamı kasveti çağrıştırırken ‘Adar’, Yahudi geleneğinde neşenin ayına dönüşmüştür. Talmud'un meşhur ifadesiyle, "Adar girdiğinde sevinç artırılır" (mi-şe-nihnas Adar marbin be-simḥa, Ta‘anit 29a). Bunun temelinde Purim'in bu ayda kutlanması vardır. Yahudi artık yıllarında ‘Adar’ ve ‘ve-Adar’ (Adar II: Adar şeni) bulunur. ‘Zarlar’ bayramı ‘Purim’ ‘ve-Adar’da kutlanır.

Yabancı kültürlere ait İsimlerin ‘Yahudileştirilme’ öyküsü

Ay isimlerinin hikayesinde asıl dikkat çekici husus, Yahudi geleneğinin Babil'den aldığı bu kelimeleri terk etmemesi, aksine onlara zamanla kendi dinî ve tarihî anlamlarını yüklemesidir.

‘Elul’un "Ani le-dodi ve-dodi li" şeklinde okunması bunun en açık örneklerinden biridir. Benzer biçimde ‘Nisan’, İbranice ‘nisim’, yani ‘mucizeler’ kelimesiyle; ‘Sivan’, Sina ile; ‘Tammuz’, Altın Buzağı ve putperestlik hafızasıyla; ‘Av’, felaketlerle; ‘Tişri’ ise tövbe ve bağışlanmayla ilişkilendirilmiştir.

Bunlar tarihî etimolojiler değildir. Daha ziyade yabancı kökenli isimleri Yahudi kutsal tarihi ve dinî hafızası içerisinde yeniden yorumlayan menkıbevî (midraşik) ve vaaz (homiletik) niteliğindeki açıklamalardır.

Bu açıdan bakıldığında Yahudi takvimi, kültürel ödünç almanın nasıl yeniden anlamlandırılabileceğinin dikkat çekici örneklerinden biridir.

Zaman üzerinde tarihin izleri

Yahudi takvimi yalnızca günleri, ayları ve bayramları düzenleyen teknik bir zaman sistemi değildir. Aynı zamanda Yakın Doğu'nun binlerce yıllık kültür tarihinin küçük bir arşivi mahiyetindedir.

Tevrat'ın ayları numaralandırma sistemi eski İsrail geleneğini; ‘Ziv’, ‘Etanim’ ve ‘Bul’ gibi adlar Kenan dünyasını; bugün kullanılan ay isimlerinin büyük bölümü ise Babil sürgününün ve Akad kültürünün izlerini taşır.

Bu isimler daha sonra Yahudi bayramları, oruçları, felaketleri ve kurtuluş anlatılarıyla yeniden şekillendirilmiştir. Bir Mezopotamya tanrısının adı olan ‘Tammuz’un Yahudi takviminde bir aya dönüşmesi; Babil kökenli ‘Elul’un tövbe ve Tanrı sevgisinin sembolü haline gelmesi; ‘kasvet’le bağlantılı olabileceği düşünülen ‘Adar’ın Yahudi geleneğinde sevinç ayına dönüşmesi, bu tarihî dönüşümün çarpıcı örnekleridir.

Dolayısıyla Yahudi takviminin ay isimlerini, salt "Babil'den alınmış yabancı kelimeler" olarak değerlendirmek eksik kalır. Yahudi geleneği bu isimleri yüzyıllar boyunca kendi kutsal metinleri, bayramları ve tarih hafızasıyla örerek dönüştürmüştür.

Bugün ‘Nisan’, ‘Elul’, ‘Tişri’ veya ‘Adar’ dediğinde, aynı kelimenin içinde hem eski Mezopotamya'nın hem Babil sürgününün hem de binlerce yıllık Yahudi dinî hafızasının izleri birlikte yaşamaya devam etmektedir.

 

* Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ABD Öğretim Üyesi

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün