"Se questo è un uomo?"

Dr. Ferhat ATİK Toplum
4 Şubat 2026 Çarşamba

Bir sabah uyanırsın ve adın artık yoktur.

Annenin sana seslenişi, babanın omzuna koyduğu el, bir çocuğun adını söylerken yüzünde beliren o tanıdık sıcaklık… Hepsi geride kalmıştır. Sana artık bir numarayla seslenirler. Çünkü burada isimler yük sayılır, hatıralar tehlikelidir, insan olmak suçtur.

Konsantrasyon kamplarında zaman, saatlerle değil, dayanma gücüyle ölçülürdü. Açlık bir duygu değil, bir kimlikti. Soğuk, kemiklere işleyen bir hava değil, insanın içini kemiren bir sessizlikti. Ve en korkuncu, ölüm değildi; ölmeden önce insanlıktan çıkarılmaktı.

Bir insanın gözlerinden bakmayı öğrenirsin orada. Çünkü konuşmak yasaktır, ağlamak lükstür. Gözler, son sığınaktır. Bir bakışta anne olunur, bir bakışta çocuk kalınır, bir bakışta hayata tutunulur. Ama çoğu bakış, kimsenin görmediği bir yerde söner.

Duman yükselir bacalardan. O duman bir fabrikadan çıkmaz. Bir ideolojiden, bir nefret düzeninden, bir ‘öteki’ kurgusundan yükselir. Ve gökyüzü, ilk kez insanın insana yaptığını taşımak zorunda kalır.

Eğer bu bir insansa…

O hâlde insanlık, orada ne zaman öldü?

***

Auschwitz’te günler birbirinden ayırt edilemez hâle gelmişti. Zaman, açlık ve korku arasında eriyordu. Primo Levi, kampın içinde bir gün, kendisi gibi Yahudi olan Jean Samuel’le birlikte çalışmaya gönderildi. Günlük ağır işlerden biriydi bu; bedenleri tükenmiş, zihinleri sürekli bastırılmıştı.

O yürüyüş sırasında, Levi’nin aklına bir şey geldi. Dante’nin ‘İlahi Komedya’sından bir bölüm. Cehennem’in yirmi altıncı kantosu… Ulysses’in konuşması. Levi, bu dizeleri Jean’a anlatmaya başladı. Kelimeleri hatırlamak kolay değildi. Açlık, yorgunluk ve korku hafızayı kemiriyordu. Bazı dizeleri eksik hatırlıyordu, bazılarını tamamen unutmuştu. Ama yine de anlatmaya devam etti.

Jean dikkatle dinliyordu. O an, etraflarındaki tel örgüler, silahlar, bağırışlar bir anlığına geri çekildi. Levi, Dante’nin dizelerini hatırlamaya çalışırken şunu fark etti: O birkaç dakika boyunca mahkûm değildi. Bir numara değildi. Bir beden değildi. Düşünen, hatırlayan, anlatan bir insandı.

Levi daha sonra bu an için "Se questo è un uomo" (Bunlar da mı insan?) isimli ünlü kitabında şunu yazar: Bu dizeleri hatırlamak, insan kalabilmenin bir yoluydu. Naziler her şeyi almıştı ama bunu alamamıştı.

Jean için de bu an unutulmazdı. Çünkü Auschwitz’te bir Yahudi’ye Dante’den şiir anlatılması, fiziksel bir kurtuluş değil ama ruhun hayatta kalmasıydı. Bu, direnişin en sessiz ama en güçlü hâliydi.

Şimdi baktığımızda, gaz odaları da çağa ayak uydurdu. Belki dünyanın kimi yerlerindeki faşistler gaz odasında doğrudan insan yakmıyor ama hayatlar yanmaya devam ediyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün