Tel Aviv'de Art Deco – Bauhaus Sentezi: Modernist estetiğin yerel yorumu

20. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan Art Deco–Bauhaus sentezi, modernizmin işlevsel estetiğini ve Art Deco´nun yalın geometrik bezemelerini Akdeniz´in iklimiyle buluşturarak Tel Aviv´e özgün bir mimari kimlik kazandırdı ve şehri modern mimarlığın öne çıkan merkezlerinden biri hâline getirdi.

Perspektif
14 Ocak 2026 Çarşamba

Uluç Algan

Mimarlık tarihinde farklı üslupların yan yana gelmesi, çoğu zaman yeni biçimlenişlerin önünü açar. Bir üslup kimi zaman diğerine tepki göstererek yeni bir akıma dönüşür, kimi zaman da var olanı sürdürerek akademik bir devamlılık yaratır ya da tez–antitez ilişkisi içinde yeni bir senteze evrilir. Bu geçişlerde ortaya çıkan melez durumlar, mimari biçimlerin evrimini daha görünür kılar. 20. yüzyılın ilk yarısındaki bu melezleşme, Bauhaus’un işlevsellik odaklı yaklaşımı ile Art Deco’nun yalın geometrik süslemelerinin birleşmesiyle belirginleşir. Biçim–süsleme ve işlev–estetik arasındaki denge ise modern mimarlığa özgün bir karakter kazandırır. Bu sentezin en özgün yorumlarından birinin Tel Aviv’de ortaya çıktığı kabul edilir. Yerel iklim koşullarıyla Bauhaus’un rasyonalist ilkelerinin ve yalın geometrik bezemelerin bütünleşmesi, kente ‘Beyaz Şehir’ kimliğini kazandırır. UNESCO’nun 2003’te bu modernist yerleşimi Dünya Mirası olarak ilan etmesi ise Tel Aviv modernizminin uluslararası görünürlüğünü artırıyor.

Art Deco ve Bauhaus’un Arka Planı

Art Deco’nun adı, 1925’te Paris’te düzenlenen sergi sonrasında yaygınlaşır ancak kökleri 20. yüzyıl başında, Glasgow Okulu ve Viyana Secession çevresinde gelişen geometrik Art Nouveau’ya uzanır. Bu dönemde organik kıvrımlar yerini simetri, oran ve yalın geometrik biçimlere bırakır ve bu yaklaşım Art Deco’nun modern çağa özgü estetik dilini şekillendirir.

Bauhaus Okulu ise 1919’da Walter Gropius tarafından Almanya’da kuruldu. Mimarlık bölümünün 1927’de açılmasıyla sanat ile endüstriyel üretim arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan bu kurum, kısa ömrüne rağmen modern mimarlığın düşünsel temelini derinden etkiledi. El işçiliği ile seri üretimi uzlaştırmayı amaçlayan Bauhaus, işlevselliği estetiğin ön koşulu olarak benimseyen bir tasarım anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağladı.

Modernitenin Göç Rotası: Bauhaus Akdeniz’de

Tel Aviv’deki Bauhaus mirası, önceden tasarlanmış bir mimari programdan değil, 1930’lardaki yoğun göç hareketlerinin şekillendirdiği tarihsel bağlamdan doğar. Bauhaus’un 1933’te Almanya’da kapatılmasının ardından Arieh Sharon, Munio Gitai (Weinraub) ve Shmuel Mestechkin gibi Bauhaus’ta yetişmiş çok sayıda Yahudi mimar bölgeye göç eder. Modernist tasarım ilkeleri, hızla artan konut ihtiyacıyla birleşerek kentin mimari dilini yeniden biçimlendirir. Bu süreç, modernitenin yalnızca estetik bir aktarım olmadığını, yapılar üzerinden okunabilen bir göç anlatısına dönüştüğünü gösterir. 

İklimin Biçime Yansıdığı Yerel Bir Modernizm: Beyaz Şehir'in Mimari Kimliği

Avrupa’dan taşınan modernist anlayış, Akdeniz’in iklimi ve yerel yaşamın ritmiyle karşılaşınca modernizmin soyut ilkelerini özgün bir yerel dile dönüştürdü, Tel Aviv kısa sürede Bauhaus’un Akdeniz’deki laboratuvarı hâline geldi. Beyaza boyanmış cepheler, asimetrik kütleler ve gölgeli balkonlar yalnızca estetik tercihler değil, iklime duyarlı bir tasarım yaklaşımının sonucudur. Balkonlar, gündüzleri gölgelik sağlayıp, akşamları kamusal yaşamın bir uzantısına dönüşerek işlevselliği estetik bir ifadeye taşır. Bauhaus’un Almanya’daki kısa serüveni ise Tel Aviv’de kalıcı bir kimliğe dönüştü.

Tel Aviv, Smolenskin ve Dov Hoz sokaklarının kesişiminde konumlanan Art Deco-Bauhaus yapı. Fotoğraf: Uluç Algan

Tel Aviv’de Art Deco–Bauhaus Sentezinin Ortaya Çıkışı ve Mimari Karakteri

Tel Aviv’in erken dönem yerleşimi önce kentin güneyinde yoğunlaşır ve bu süreçte Eklektik üslup öne çıkar. 1926–1928 arasındaki durgunluğun ardından 1929 sonrası hızlanan inşaat faaliyetleriyle Bauhaus anlayışının ve Art Deco akımının dikkat çektiği yapılar kentte daha görünür hâle gelir. Art Deco’nun geometrik estetiği ile Bauhaus’un işlevsel anlayışı birleştiğinde, biçim ve süsleme arasında dengeli bir ilişki ortaya çıkar. Süsleme tümüyle ortadan kalkmaz, ölçülü bir zarafete dönüşür. Bauhaus’un prizmatik, silindirik ve kübik kütleleri, kalın pencere denizlikleri, sade söveler, yatay çizgisel şeritler ve geometrik metal korkuluklarla birleşerek yeni bir sadelik estetiği oluşturur. Yatay bantlar cephe boyunca ışık ve gölgeyi yönlendirerek görsel bir ritim yaratır. Taraklı mozaik sıvalar, çift renkli yüzeyler ve yuvarlatılmış köşeler, Art Deco’nun dekoratif estetiğini Bauhaus’un rasyonel düzeniyle buluşturarak kente özgü bir mimari dil ortaya koyar.

Shimon Levi Evi, Tel Aviv, Levanda Sokak No:56. Fotoğraf: Uluç Algan 

Bauhaus’un Akdeniz iklimiyle buluşması, geniş cam yüzeylerin sınırlandırılması, açık renk sıvaların tercih edilmesi, balkon ve terasların doğal havalandırmayı güçlendiren yaşamsal alanlara dönüşmesi ve kütlelerin geri çekilerek gölge ile rüzgâr kanalları oluşturulması gibi iklimsel uyarlama stratejileriyle somutlaşır. Çapraz hava akışı, merdivenlerdeki düşey termometreyi andıran pencereler ve sokak ile bina arasında oluşturulan gölgeli eşikler doğal iklimlendirmeyi destekler. Bahçe, avlu ve su elemanlarının mimariye entegre edilmesi ise geçirgen, gölgeli ve doğal havalandırmayı önceleyen bir mimari dil ortaya koyar. 

“Beyaz Şehir” olarak anılan Tel Aviv, yaklaşık dört bin Bauhaus etkili yapısıyla dünyanın en geniş modern mimarlık koleksiyonlarından birine sahiptir. 1930–1940 arasında inşa edilen bu yapı stoğu, kente güçlü bir kültürel kimlik kazandırır, 2003’te UNESCO Dünya Mirası olarak tescil edilmesiyle uluslararası görünürlüğü daha da artar. Bu modern kimliğin temeli ise 1925’te Patrick Geddes’in hazırladığı, mahalle ölçeğinde sosyal etkileşimi ve yeşil alan kullanımını teşvik eden plan ile atılır.

Bauhaus’un rasyonel ilkeleri ile Art Deco’nun geometrik estetiği, Akdeniz’e özgü yerel bir modernlik üretir. Beyaz sıvalı cepheler, pilotiler, geniş verandalar ve teras çatılar bu dönemin karakteristik özellikleri arasında yer alır. Pilotiler yapıları havaya kaldırarak zeminde gölgeli mikroiklimler ve kamusal etkileşim alanları oluştururken, teraslardaki pergolalar güneş kontrolü sağlar. Yatay şerit pencereler ışığı ölçülü biçimde içeri alır, balkon korkulukları ise cepheye yatay bir ritim katar.

Sentezin görüldüğü Tel Aviv’deki Bazı Seçkin Örnekler

1930’larda inşa edilen Reisfeld Evi, Nepherstag Evi, Termometre Binası, Cinema Hotel, Bazoza Evi ve Rubinsky Evi, Art Deco–Bauhaus sentezinin farklı yorumlarını temsil eder.

 

Reisfeld Evi. Fotoğraf: Uluç Algan

1935’te Pinchas Bijonsky’nin tasarladığı Reisfeld Evi’nde, Mendelsohn etkisiyle akıcı hatlar öne çıkar. 1936’da Yehuda Liulka tarafından yapılan ve Frug Sokak 5’te yer alan Termometre Binası’nda ise dört kat boyunca yükselen pencere dizileri heykelsi bir vurgu oluşturur. 

Termometre Binası, Tel Aviv, Frug Sokak No: 5. Fotoğraf: Uluç Algan 

Cinema Ester adıyla da bilinen ve 1939’da Yehuda Magidowitz tarafından tasarlanan Zamenhof Sokak 1’deki Cinema Hotel’in dalgalı balkonları ile Le Corbusier’nin Villa Savoye gibi yapılarında da sıklıkla görülen pilotiler üzerinde yükselen kütlesi, Bauhaus’un işlevsel kompozisyonunu Art Deco’nun yüzey estetiğiyle bir araya getirir.

Cinema Hotel, Tel Aviv, Zamenhof Sokak No:1. Fotoğraf: Uluç Algan

1935’te Avraham Berger ve Yitzhak Mandelbaum tarafından tasarlanan, Shimshon HaGibor 1 ile HaNevi’im 5’in köşesindeki Bazoza Evi, merdiven kovasındaki pencereleriyle Art Deco etkisini vurgular. Yuvarlatılmış cephesi ve Mendelsohn’un dışavurumcu yaklaşımından esinlenen eğrisel balkonlarıyla transatlantik Art Deco’ya özgü ‘Streamline’ bir ifade sunar. Sentezin görüldüğü pek çok yapıda olduğu gibi, dokulu Waschputz sıva da burada dikkat çeker.

Bazoza Evi, Tel Aviv, Shimshon HaGibor Sokak No:1.

1935’te Abraham Markusfeld (bazı kaynaklarda Lucian Korngold) tarafından tasarlanan, Shenkin 65’teki Rubinsky Evi’nde Art Deco karakter; yuvarlatılmış teraslar, asılı beton kirişler, yağmur olukları ve mineral agregalı scraped plaster dokusuyla belirginleşir. Cephedeki dairesel pencereler, transatlantik gemilerinin ‘Streamline’ estetiğini çağrıştırarak akıcı ve dinamik bir ifade yaratır. Yuvarlatılmış köşeler ve sürekli balkonlar yapıya güçlü bir “hareket” duygusu katar. Beyaz boya ile mineral dokulu yüzeyin birlikte kullanılması, dönemin malzeme çeşitliliğini yansıtır. Pilotiler üzerinde yükselen kütle ise zeminde gölgeli mikroiklimler oluşturarak konforu artırır, bu yaklaşım Le Corbusier’in Uluslararası Stil ilkeleriyle de örtüşür.

Rubinsky Evi, Tel Aviv, Shenkin Caddesi No:65. Fotoğraf: Uluç Algan

1933’te Pinchas Hütt tarafından tasarlanan ve bugün R48 Hotel olarak bilinen Rothschild Bulvarı 48’deki Nepherstag Evi, köşe konumu, asimetrik cephesi ve dikey vurgulu merdiven kütlesiyle dikkat çeker. Merdiven hacmi, geriye çekilmiş iki kütle arasında yer alır ve sokağa doğru uzanarak köşeyi belirginleştirir, yapının iki ayrı bileşen olarak algılanmasına imkân tanır. Sürekli pencere bandı, farklı boyutlardaki dikey-yatay dikdörtgen metal çerçeveli açıklıklarla bölümlenerek Art Deco’nun geometrik kompozisyonunu çağrıştırır. Benzer bir düzenleme iç avlu cephesinde de tekrar ederek ritmik ve geçirgen bir karakter oluşturur. Cephede kullanılan waschputz sıva ile kırmızı Hayfa taşı ise pencere geometrisiyle birleşerek Art Deco’nun sade ama belirgin etkisini güçlendirir.

R48 Hotel, Tel Aviv, Rothschild Bulvarı No:48. Fotoğraf: Uluç Algan

R48 Hotel, Tel Aviv, Rothschild Bulvarı No:48. Fotoğraf: Uluç Algan

Tel Aviv modernizminin başarısı, yalnızca Mendelsohn, Le Corbusier ve Bauhaus Okulu gibi modernist kaynaklara dayanmaz, yalın tasarım ilkeleriyle dekoratif sade geometrik unsurların birleşmesi şehrin mimarisine özgün bir karakter kazandırır. Bu yapılar yalnızca biçimsel bir dönüşümün değil, aynı zamanda iklimsel bir uyarlamanın ürünüdür. Bauhaus’un rasyonalizmi ile Art Deco’nun geometrik zarafeti birleşerek güneş, rüzgâr ve ışığın mimaride estetik bir dile dönüşmesini sağlar, böylece modernizmin evrensel ilkeleri iklimle bütünleşerek Akdeniz’e özgü yeni bir modernlik üretir.

Bauhaus mezunu Shmuel Mestechkin, Bauhaus yapılarının yıkılıp yerlerine çağdaş tasarımlar yapılmasını savunarak modernist ideal ile koruma pratiği arasındaki gerilimi açık biçimde ortaya koyar. Ona göre modernist yaklaşım yeniyi öncelediğinden, Bauhaus mirasının korunması modernizmin özüne ters düşen bir paradoks yaratır. Buna karşın, Britanya Mandası döneminde yürürlüğe giren ve bugün de geçerli olan kiracı koruma yasaları, Bauhaus yapı stoğunun büyük ölçüde günümüze ulaşmasını sağlar. Son yıllarda yürütülen koruma çalışmalarıyla şehrin dokusu yenilenir, mimarlar, mal sahipleri ve Tel Aviv-Yafo Belediyesi bu sürecin başlıca aktörleri hâline gelir. Bu miras ise kentin uluslararası görünürlüğünü artırarak kültürel ve ekonomik yaşama önemli katkı sağlar.

Bugün Beyaz Şehir dokusu yalnızca estetik bir geçmişi değil, Bauhaus’ta yetişmiş Yahudi mimarların fikir ve kimlik arayışlarının mekânsal kaydını da temsil eder. Bu miras, modernleşen bir toplumun belleği olarak varlığını sürdürür ve Bauhaus’un disiplinini, Art Deco’nun yalın tarafını ve Akdeniz ikliminin gerekliliklerini bir araya getirerek modern mimarlığın en özgün yorumlarından birine dönüşür.

 

KAYNAKÇA

Warkentin, E. (2019). How Did Tel Aviv Become a Beacon For Stunning Bauhaus Architecture?. Architectural Digest Middle East dergisi. 

https://www.architecturaldigest.com/story/how-did-tel-aviv-become-beacon-stunning-bauhaus-architecture

Geva, A. (2008). Rediscovering sustainable design through preservation: Bauhaus apartments in Tel Aviv. APT bulletin, 39(1), 43-49. 

van, D. H. D., Mesman, M., Quist, W., & Lemmens, B. (Eds.). (2008). Challenge (Sunalp, 2020).

Akkaya, A. (2003). Ortadoğu’nun Batısında Bir Bauhaus Şehri. Yapı Dergisi, 264, 68-70

Sezer, Ö. (2019). Bauhaus’un Modern Mimari Kültürünün Yayılmasındaki Rolü. mimar.ist dergisi, 65, 48-55 

Boness, S., Hueck, C., & Visscher, J. (2012). Tel Aviv: the white city. Jovis. 

Howarth, D. (2016). 10 Of Tel Aviv's Best Examples Of Bauhaus Residential Architecture. Dezeen. https://www.dezeen.com/2016/08/24/10-tel-aviv-best-examples-bauhaus-residential-architecture/ 

Poon, S. T. (2020). Myth of International Style: 20 th-Century Architectural Modernism and Bauhaus Design in Modernisation of Urban Cities. Journal of Fine Arts, 3(3), 09-19.

Algan, U. (2022). Art Nouveau, Art Deco ve Bauhaus Arasında, İstanbul Mimarlığında Üslup Melezlenmeleri: İnönü Caddesi Özelinde Cephe Analizleri Üzerinden Bir Okuma, (Yüksek Lisans Tezi), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü.

URL-1 https://4.bp.blogspot.com/-TUgaE7q8pmo/Vuv8kB3-EMI/AAAAAAAAGXA/RzyiT_UcBBE1RslvPa70TyE5MP3fCD6UA/s1600/P1330742.jpg

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün