Zaman ve dikkat en değerli araç

Uzun yıllar boyunca ekonominin temel sorusu şuydu: Sermaye nerede, üretim nasıl artar, büyüme hangi araçlarla sağlanır? Bugün ise bu soruların yanına sessiz ama çok daha kritik bir soru eklendi: Zamanımız ve dikkatimizi kim, nasıl ve ne kadar tüketiyor? Yeni ekonomide asıl kıt kaynak artık para değil; zaman ve dikkat.

Nur Şaul BARAKAS Ekonomi
7 Ocak 2026 Çarşamba

Geleneksel ekonomi kitapları, zor bulunan kaynaklar arasında doğal kaynakları, emeği ve sermayeyi sayardı. Ancak dijital çağ, bu listeyi kökten değiştirdi düşüncesindeyim. Bugün her birey, günde 24 saatle sınırlı bir zaman bütçesine sahip ve bu bütçe, sayısız talep arasında parçalanıyor. İş, aile, sosyal medya, haberler, mesajlar, bildirimler… 

Hepsi aynı bütçeden pay istiyor. Üstelik geri dönüşü olmayan bir bütçeden.

Dikkat ekonomisi tam da bu noktada devreye giriyor. Sosyal medya platformları, dijital uygulamalar ve hatta iş modelleri artık ürün satmaktan çok, kullanıcının dikkatini satıyor. ‘Ücretsiz’ gibi görünen hizmetlerin gerçek bedeli, harcanan dakikalar ve zihinsel enerjidir. Bu nedenle zaman, yalnızca bireysel bir mesele değil; doğrudan ekonomik bir değer olarak karşımıza çıkıyor. 

Şirketler için de durum farklı değil. Verimlilik artık daha uzun çalışmakla değil, daha odaklı çalışabilmek ile ölçülüyor. Sürekli bölünen dikkat, toplantıdan toplantıya koşan çalışanlar ve anlık mesaj trafiği içinde kaybolan iş günleri, görünmeyen ama büyük bir maliyet yaratıyor. Dikkatini yönetemeyen kurumlar, kaynaklarını da yönetemiyor.

Bireyler açısından bakıldığında ise tablo daha çarpıcı. Modern çalışan, bir yandan daha üretken olması beklenirken, diğer yandan sürekli ulaşılabilir olmaya zorlanıyor. Bu çelişki, tükenmişliği kaçınılmaz kılıyor. Zamanını ve dikkatini kontrol edemeyen birey, ekonomik olarak da savunmasız hale geliyor. Çünkü zihinsel yorgunluk, karar kalitesini düşürüyor; yanlış finansal kararlar, plansız harcamalar ve düşük verimlilik bu noktada ortaya çıkıyor.

Bilinçli harcama

Yeni ekonomide başarı, yalnızca daha çok kazanmakla değil, daha bilinçli harcamakla ölçülüyor. Bu harcama yalnızca para için geçerli değil. Dikkat ve zaman da harcanıyor. Kime, neye ve neden ayırdığımız; kişisel ‘ekonomik dengemizi’ belirliyor. Bu nedenle zaman yönetimi artık bir kişisel gelişim başlığı değil, doğrudan ekonomik bir strateji.

Devletler ve kurumlar da bu dönüşümün farkında. Esnek çalışma modelleri, dört günlük çalışma haftaları ve uzaktan çalışma sistemleri, zamanın ekonomik değerinin yeniden tanımlandığını gösteriyor. Ama bu modellerin başarısı, bireyin kendi dikkatini yönetebilme kapasitesine bağlı. Aksi halde, fiziksel ofis gitse bile zihinsel ofis hep açık kalıyor.

Belki de asıl soru şu: Zaman ve dikkatimizi gerçekten biz mi yönetiyoruz, yoksa onlar mı bizi? Yeni ekonomi, bireyi daha özgür kılabileceği gibi, daha da parçalayabilir. Aradaki farkı yaratan şey bilinç. Dikkatini koruyabilen birey, hem zihinsel hem ekonomik olarak güçleniyor.

Sonuç olarak, yeni ekonomide rekabet yalnızca piyasalar arasında değil, zihinler arasında yaşanıyor. En büyük avantaj, daha çok şeye sahip olmak değil; daha az şeye ama doğru şekilde odaklanabilmek. Zaman ve dikkat, yeni çağın en değerli varlıkları. Ve bu varlıkları koruyabilen bireyler, geleceğin gerçek kazananları olacak gibi görünüyor.

Hepinize zamanın değerini dikkatle fark edip kullandığınız, başarılı ve çok mutlu bir yıl diliyorum.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün