Yeni yıl kararları, modern bireyin kendisiyle yaptığı en kısa vadeli sözleşmelerdir. Çoğu zaman yüksek beklentiyle başlar, düşük sürdürülebilirlikle sona erer. Bu durumun temel nedeni, kararların içeriğinden çok ölçeğidir.
Yeni yıl kararları, modern bireyin kendisiyle yaptığı en kısa vadeli sözleşmelerdir. Çoğu zaman yüksek beklentiyle başlar, düşük sürdürülebilirlikle sona erer. Bu durumun temel nedeni, kararların içeriğinden çok ölçeğidir. Büyük ve iddialı hedefler yerine, gündelik hayatın görünmeyen maliyetlerine odaklanmak daha rasyonel olabilir. Bu yıl şöyle bir etrafıma baktığı da öncelikle benim için bu maliyetlerin başında, uzun süredir normalleştirilen ancak açıkça zarar üreten toksik ilişkiler geliyor.
Ekonomi literatüründe ‘toksik’ kavramı, genellikle sistemik risk yaratan varlıklar için kullanılır. Ancak bireysel düzlemde bakıldığında, sürekli belirsizlik üreten, duygusal emeği tek taraflı tüketen ve motivasyonu aşağı çeken ilişkiler de benzer bir etki yaratır. Bu ilişkiler, insanın zamanını ve zihinsel enerjisini tüketirken karşılığında ölçülebilir bir getiri sunmaz. Dolayısıyla bu yıl alınan karar, bir tür duygusal risk yönetimi olarak da okunabilir: Zarara neden olduğu bilinen hiçbir ilişkiye, sırf alışkanlık nedeniyle yatırım yapmamak.
Yeni yıl mesajları ise bu dönüşümün en ilginç göstergelerinden biri. Uzun metinlerin yerini giderek sembolik ifadeler alıyor. Konfeti anlamına gelen küçük renkli simge, kutlamayı; parıltı simgesi, iyi niyeti; kırmızı kalp ise çoğu zaman söze dökülmeyen bir desteği temsil ediyor. Dijitalleşme duyguları basitleştirirken, ironik biçimde daha görünür kılıyor. Bu semboller, artık sadece süs değil; birer iletişim aracı.
Bir eğitimci olarak yoğun dönemlerde bunun somut karşılığını görmek mümkün. Sınav haftasında gelen kısa bir “kolay gelsin” mesajı ya da yanına eklenmiş bir çiçek simgesi, emeğin fark edildiğini hissettiren güçlü bir geri bildirimdir. Ekonomik açıdan bakıldığında bu, maliyeti neredeyse sıfır olan ama motivasyon getirisi oldukça yüksek bir yatırımdır. Kurumların ve bireylerin sıkça gözden kaçırdığı şey de budur: Değer her zaman maddi değildir ama etkisi son derece gerçektir.
Yeni yıl kararlarını bu çerçevede yeniden düşünmek gerekir. Daha az harcamak ya da daha çok çalışmak kadar, duygusal kaynakları verimli kullanmak da önemlidir. Hayatı karartmamak, hatta biraz daha yaşanabilir kılmak için; toksik ilişkilerden bilinçli biçimde uzak durmak, küçük ama anlamlı dijital jestlerin kıymetini bilmek ve emeği görünür kılan sembolleri küçümsememek gerekir.
Belki de yeni yılın en gerçekçi planı budur: Kişisel ekonomide olduğu gibi, duygusal ekonomide de sürdürülebilirliği öncelikli kılmaktır.