Gerçek dostlar kromozom saymaz

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
4 Kasım 2026 Çarşamba

Teşvikiye Nişantaşı civarında yürüdüğümde sözlü tarihin bir parçasıymış gibi hissederim.

Cadde, zamanla değişen mimarisi, çoğu konutların iş yerine dönüşmesi, yarattığı karmaşa ve uyumsuzluğu ile özünü yitirmeye başladı.

Yine de caddenin iki yanında yürüdüğümde ‘akıllı gözlük’ takmışçasına bir an için binalar eski şeklini alır, tül perdenin aralandığı camda el sallayanları görür gibi olurum. Yenilenen/yıkılan dış cephelerin aslı gözümün önünde belirir. Binalar mı değerliydi, ikamet edenler mi özeldi; tam olarak tanımlayamam. Muhtemelen her ikisi de.

↔↔↔

Çocukluğum Teşvikiye Caddesinde, daha sonra Sabah-ATV binası, şimdilerde The Sofa Hotel ve Zara olan arsanın üzerine yapılan Kutlu Apartmanında geçti. Binanın mimarı erken Cumhuriyet döneminde İstanbul’a önemli eserler kazandıran Mimar Apostol (os) Pistikas’tı. 1927 tarihli İstanbul Pervitich haritasında arazide Constantinidi Apartmanı adıyla yer aldığı, ilerleyen dönemlerde ise Kutlu Apartmanı olarak isim değiştirdiği bilinir. Apartman 1990’lı yıllarda kentsel dönüşümün ‘sıradan’ bir yansıması oldu.

Garip bir rastlantı ‘Kutlu’ ile göbek bağım belli aralıklarla devam etti. Şalom’un dijital baskıya geçiş sürecinde yeterli teknik donanıma sahip olmadığımızdan gece vakti Sabah’ın Teşvikiye binasına gider, destek alırdık. (Şalom Gazetesi uzun yıllar Sabah’ın Samandıra tesislerinde basıldı.)

↔↔↔

Günümüzde Zara’nın karşı kaldırımında City’s AVM yer alıyor. Kutlu Apartmanı döneminde ise karşı kaldırımda ilkokulundan mezun olduğum Şişli Terakki Lisesi vardı. Kutlu’nun yıkılmasına ne kadar üzüldüysem, Şişli Terakki’nin Etiler’e taşınmasından bir o kadar mutlu oldum. İlkokuldan hafızada, sınıf arkadaşları, beni karşıdan karşıya geçiren emektar kapı görevlisi Rıza Efendi, Fransızca dersine gelen Mme Nacar ve Mlle Gilois ile bale öğretmeni Lili Barokas’tan başka güzel anılar yok.

Elbette artık Terakki’de de ‘korku’nun yerini özgüven almıştır.

↔↔↔

Nişantaşı’ndan Teşvikiye’ye yürürken kimi zaman bellek tutulması yaşarım. Bu özlem değil, tam tersine bir aidiyet duygusudur.

Işık Lisesi’nin (FMV Işık Okulları) önünden sıkça geçerim. Okulun bünyesinde, cadde üstünde bulunan ‘Galeri Işık’ yıllardır birçok önemli sergiye ev sahipliği yaptı.

Bazen bakar da görmezsiniz. Galerinin önünde ‘40 Gülümseme’ başlığı altında pembe elbiseli bir kız çocuğunun parlayan gözlerini fark ettim. Sergi salonuna girdim. Duvarda bir renk cümbüşünü andıran 40 portre asılıydı.

Merih Akoğul’un küratörlüğünü yaptığı sergi fotoğraf sanatçısı Muammer Yanmaz’ın eserlerinden oluşuyordu.

Türkiye Down Sendromu Derneği’nin (TDSD) 15. kuruluş yılı vesilesiyle hayat bulan sergi farklı yaş grubuna aitti. Her portrenin altında bireyin adı ve ‘Gülümsüyorum’ mottosunu tamamlayan bir cümle yazılıydı.

Sergi 28 Ekim- 1 Kasım tarihleri arasındaydı. Belki ilk kez sergi açılış gününe katılamadığıma üzüldüm. Sergi açılışları çoğunlukla sosyal bir etkinlik gibidir. Eserleri doğru dürüst göremezsiniz bile. Oysa, “Gerçek dostlar kromozom saymaz” diyebilen dernek çalışanlarını, fotoğraf sanatçısını, küratörü yakından tanımak isterdim.

Sağlıkla kalın.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün