Haye Sara- 'Tov' ve 'Tuv'

Rav İzak ALALUF Köşe Yazısı
4 Kasım 2026 Çarşamba

Avraam 140 yaşındadır ve ‘yetser ara’ dediğimiz isteklerini tamamen kontrol altına almıştır. Pasuk ‘vaAvraam zaken / Avraam yaşlanmıştı’ derken bunu bir onur ve görkem özelliği olarak betimlemektedir. Avraam oğlu Yitshak için bir eş bulması amacıyla evinin emektarı Eliezer’i doğduğu yere, Aram Naarayim’e gönderir. Burada Avraam’ın ailesinin evinden bir eş seçimi yapılması öngörülmektedir. Bunun için Eliezer oraya giderken ‘kol tuv adonav beyado’; efendisinin servetinin muhteşemliğini ve bu olağanüstü serveti Yitshak’a devredeceğini bildiren belgeyi yanına almaktadır.

Açıklamalarıyla ışık veren ve ‘Şela AKadoş’ olarak bilinen bilge Rabi Yeşayau Alevi Horowitz pasukta geçen ‘tuv’ sözcüğüne dikkatimizi çeker. İbranice noktasız yazıldığında bu sözcüğü ‘iyi’ anlamına gelen ‘tov’ şeklinde de okumak mümkündür. Sözcük peraşamızda ‘tuv’ şeklinde okunmaktadır. Bu noktada ‘iyi’ anlamına gelen ‘tov’ sözcüğü ile benzer anlama sahip ‘tuv’ sözcüğü arasındaki farkı ve bunun Eliezer’in eş seçimine nasıl yansıdığını bilgenin öğretilerinden kavramaya çalışacağız.

Şela Akadoş’a göre ‘tov’ sözcüğü  kolayca görülebilen, apaçık ve şüphe götürmez iyiliği ifade eder. Avraam’ın oğlu Yitshak’a ve hepimize bıraktığı miras bizim için çok açık olan birçok harika nimet ve değerli armağanı içerir. Sözgelimi Şabat gününün ailenin, Tora öğreniminin ve Yahudi toplumunun bir parçası olarak deneyimleme ayrıcalığına sahip olduğumuz sayısız sevincin büyük nimetini inkâr etmek mümkün değildir. Her ne kadar o dönemde Tora henüz verilmediyse bile atalar ‘ruah AKodeş’ dediğimiz ruhanilikle Tora’nın emirlerini uygular konumdadırlar. Avraam tarafından bırakılan bir başka miras ‘tuv’ dediğimiz sözcüğü içermektedir. Bu da insanların algılayıp anlamasının daha zor olduğu gizli bir iyilik, nimetlerdir.

Bu gizli iyilik, zor zamanlarda insana eşlik eden inançtır. Avraam Avinu'nun bir varisi zorluk çektiğinde veya acı çektiğinde, insanlar sadece çekilen zorluğu görürler. Ancak muhtemelen o kişiyi ayakta tutan ve hayatına devam etmesine yardımcı olan inancı ve umudu görmezler. Bu ‘emuna / inanç’ dediğimiz  armağan, yani Tanrı’nın hayatın en zor anlarında bile bizimle olduğu inancı inanılmazdır. Bu inanç hayat onu aşağı çekip ruhunu paramparça edebileceğinde, kişiye yükselip uçması için ihtiyaç duyduğu ‘kanatları’ sağlar. 

Tanrı yedinci belayı Mısır'a getirmeden önce, Moşe’ye firavunun huzuruna çıkıp bela hakkında uyarmasını “bo el Paro / Paro’ya gel” sözcükleriyle emreder. Tanrı burada Moşe’ye orada olacağını ve Moşe’yi bekleyeceğini vurgulamaktadır. Moşe, Mısır’a gelen altı şiddetli beladan sonra firavunun onu bundan sorumlu tutacağının ve sıkıntı yaratacağının elbette farkındadır. Firavunla bir kez daha yüzleşmek konusunda haklı olarak tereddüt ve huzursuzluk hisseder. Bu yüzden Tanrı, ona yalnız gitmeyeceğine, yanında olacağına dair güvence verir.

Zor bir dönemden geçtiğimizde, ister büyük ister küçük olsun, sorunlarla uğraştığımızda, Tanrı’nın elimizi tuttuğunu hissetmek hepimiz için büyük bir fark yaratır. Bu durumla yalnız başımıza mücadele etmediğimizi, Tanrı’nın bu durumda, her adımda bize yardım ettiğini bilmek kadar güzel bir his yoktur.

Bu da, Avraam Avinu'nun her birimize miras bıraktığı ‘tuv’ yani değerli armağandır. Buna sahip çıkmak hepimizin görevidir.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün