Bilgelik Öyküleri Işığında¹

Avram VENTURA Köşe Yazısı
28 Ekim 2026 Çarşamba

Arkadaşlarla birlikte, bir sohbet arasında ya da bulunduğumuz bir sunumda, bu sözü söylemiş veya duymuşuzdur:

“Bu, bana bir öyküyü anımsattı!”

Sözlerimizi güçlendirmek, ele aldığımız konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamak, iletisiyle çevremizdekileri etkilemek için öykülerden sıkça yararlanırız. Dili kullanmaya başlayan, kendini anlatmaya çalışan ilkel insanlardan bu yana, öyküler her zaman hayatımızda olmuştur. Var olduğumuz sürece de günlük yaşantımızdan hiç eksilmeyeceğini söyleyebiliriz. Özellikle inançlarımız içinde yer alan ‘kıssadan hisse’ öyküler, insanları daha çok yakınlaştırıyor. Ayrıca bireysel ilişkileri geliştirmekte, erdem kurallarını anımsatmakta da etkili olduklarını görebiliyoruz.

Kendi payıma gerek yazılarımda gerekse yer aldığım söyleşilerde, bu öykülerden her zaman yararlandığımı söyleyebilirim. Zen, Sufi ya da Hasidik öyküler gibi… Her birini kendi alanındaki güçlü iletileriyle okuyor, dinliyoruz.

Bugüne değin yayımlanmış birçok yazımda bu öykülerle ilgili özellikleri, günlük yaşantımızla olan bağlarını, hayatımıza nasıl anlam kattıklarını anlattım. Son aylarda, bu kitap üzerinde yaptığım çalışma üstünde yoğunlaşınca, yılların birikimini de göz önüne alarak şunu gördüm:

-Hayata ve insanlara farklı pencerelerden bakabiliyorum.

-Sabır ve hoşgörü gerektiren tüm ilişki alanlarımı genişletebiliyorum.

-Sevgi, sevecenlik, duygudaşlık yaklaşımlarımı geliştirebiliyorum.

-Hayatta kusursuzluğun olmadığını, onlarla yaşamam gerektiğini görebiliyorum.

-İnançlarımı daha bir yüreklilikle sorgulayabiliyorum.

-Hatalarımdan ders almayı öğreniyorum.

-Hayata yeni anlamlar katabiliyorum.

Bu sözlerime daha çok olumlu şey ekleyebilirim, ama özellikle şunu vurgulamak isterim:

Bu öykülerin beni yavaş yavaş, hiç fark ettirmeden eğittiğini, geliştirdiğini yadsıyamam. Ayrıca öyküyü oluşturan birkaç satırın, uzun bir süre anlattığı konuyu düşünmem, onu sorgulamam için olanak sağladığını görebiliyorum.

Farklı kökenlerine karşın, aynı öykülerin bütün bu geleneklerde benzer iletileriyle yer aldıklarını görebiliyoruz. Bu bağlamda ayrım gözetmeksizin, tümünü bilgelik öyküleri olarak nitelendirebiliriz. Değil mi ki yalnızca insandan yanadır; sevgileriyle, erdemleriyle, bedensel ve düşünsel gelişimiyle, özgürlüğüyle, inancıyla… Bu yüzden bu öyküler, hangi gelenekten gelmiş olursa olsunlar, her zaman hepimizindir, evrenseldir.

Bir bilge, konuşmalarında ele aldığı konuları vurgularken sıkça öyküler anlatırmış. Bir gün öğrencilerinden biri, her duruma uygun bir öyküyü nasıl bulduğunu merak edip sormuş. Bilge de bir öykü anlatarak yanıtlamış:

Savaştan dönen bir asker, küçük bir köyden geçiyormuş. Köyün dibindeki duvarlardan birinde, tam 12’den vurulmuş yüzlerce nişan tahtası görmüş. Asker keskin bir nişancıymış. Bu küçücük köyden kimin bu kadar iyi atışlar yaptığını merak etmiş. Bütün gününü nişancıyı arayarak geçirmiş. Sonunda onun genç bir delikanlı olduğunu görmüş. Genç adamı köyün en uç noktasına kadar götürüp, ona on ikiden vurulmuş hedefleri göstermiş.

“Bunları sen mi yaptın?” diye sormuş.

“Evet, ben yaptım,” diye yanıt vermiş delikanlı.

“Nasıl yaptığını anlayamıyorum,” demiş asker. “Çok keskin bir nişancı olmama karşın, hedefi asla yüzde yüzlük bir başarıyla vuramam. Sen bunu nasıl başarıyorsun?”

 “Aslında oldukça basit sayılır,” diye belirtmiş oğlan. “Önce ateş ediyorum, sonra hedef tahtasını çiziyorum.”

 “Tıpkı benim öykülerim gibi,” demiş Bilge. “Anlatacak bir sürü öyküm var. Birini özellikle anlatmak istediğimde, konuyu o yöne saptırır, sonra da öykümü anlatırım.”

Çoğu kez benim de yaptığım gibi…

Bir konuyu ele alırken, aklıma gelen bir öyküyü aktardığımda, onun ışığında sözlerimi daha çok güçlendirdiğimi sanıyorum. Kimi zaman da okuduğum bir öykünün iletisi, beni o konu hakkında yazmaya itiyor. Bir başka deyişle, onlardan aldığım ışığı kendi görüşlerimle destekleyerek yansıtmaya çalışıyorum.

Umarım ki bu bilgelik öyküleri paylaşıldıkça hayatımızı aydınlatır, düşünce ufkumuzu daha çok genişletir.

 

¹-Yeni yayımlanan ‘Bilgelik Öyküleri Işığında’ adlı kitabımın önsözünden…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün