Doğru sorular

Avram VENTURA Köşe Yazısı
14 Ekim 2026 Çarşamba

Alacakaranlıkta bir başıma oturuyorum. Doğrusu içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Hele kitaplığımda onca kitap okunmayı beklerken… Nedense birbirinden ilgisiz sorular kafamda sürekli dönüp dolaşıyor. Aslında bunları bir düzene sokup yanıtlarını bulma peşinde de değilim. Yalnızca sorma, sorgulama keyfi benim için yeterli görünüyor. Elbette ki sonuçta zihnimi kurcalayan her soru, mutlaka bir kıvılcım görevini üstlenecek, o konudaki arayışımı sürdüreceğim.

Deneme yazılarımın çoğunu kafamda şekillenen bir sorunun yanıtını ararken yazdığımı, yeri geldiğinde belirtiyorum. Kimi zaman bir sözcüğün bende çağrıştırdıkları, hayatımda bulduğu karşılığı kadar, onunla ilgili şekillenen düşüncelerim, bir bakmışım ki yazımın tümcelerimi oluşturuvermiş. En önemlisi hayatımızın her alanında gelişmek, başarılı olmak, yaşamımıza bir anlam katmak için, öncelikle doğru soruları sormak zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

Amerikalı yazar Ursula K. Le Guin, ‘Her Yerden Çok Uzakta’ adlı kitabında, yaşamın anlamı nedir diye sorular sormanın bir yararı olmadığına karar verdiğini söyledikten sonra bunun nedenini de şöyle açıklar: Yaşam bir yanıt değil, bir sorudur; bunun yanıtını da kendi çabamızla yalnızca biz bulabiliriz!

Yaşlı bir bilgeye yaşadığı bunca yılın sonunda öğrendiği en önemli şeyin ne olduğunu sormuşlar. Bilge gülümseyerek, yanıtlardan çok sorulara dikkat etmek gerektiğini öğrendim, demiş. Nedenini sorduklarında da şöyle yanıtlamış: “Doğru soru insanı uzun bir yolculuğa çıkarır. Doğru yanıt ise çoğu kez onu durdurur. Bilgelik, yalnızca yanıt biriktirmek değil, yaşamayı sürdüren sorular sormaktır.”

Hasidik geleneğinden esinlenen bir sözü anımsadım: Tanrı insana iki ödül verdi; akıl ve soru sorma yürekliliği. Akıl araştırır, yanıtları bulur; yüreklilik ise daha iyi soruları!

Bizler geliştikçe sorularımız ve onlara getireceğimiz yanıtlar da mutlaka değişecektir. Kendi payıma okumalarım, araştırmalarım, soruşturmalarım arttıkça, daha önceki ben olmadığımı görebiliyorum. Yıllar geçtikçe, artan birikimlerim doğrultusunda, soru aynı olsa da, yanıtlarım mutlaka farklı oluyor. Belki de bilgelik dediğimiz şey, yanıtları bilmekten çok, soru sorma sanatını geliştirmektir.

Bir öğrenci, bir bilgeye giderek ondan hayatın gizemini öğrenmek istemiş. Bilge bir süre sessiz kaldıktan sonra, öğrenciye hangi sorunun yanıtını aradığını sormuş. Öğrenci düşünmüş, bilmediğini söylemiş. Bunun üzerine Bilge şöyle demiş: “İşte arayışın şimdi başladı. İnsan doğru soruyu bulmadan, doğru yanıtı anlayamaz!”

O halde doğru soru ne olmalıdır?

Bana göre doğru soru beni derinleştirmeye, öğrenmeye, düşünmeye ve sonuçta değiştirmeye yönelten sorudur.

Belki de o soru, o tek bir soru, bulabileceğim onlarca yanıttan çok daha değerli olabilir!

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün