“Son zamanlarda sık sık havadan bahsediyorsun. Hayırdır inşallah” dediğinizi duyar gibiyim.
Ama sizin de takip ettiğiniz gibi ve hele İstanbul’umuzun 15 Ekim’de maruz kaldığı sağanağı takip eden felaketler hepimizi konuya yoğunlaştırdı.
Hele kasım başında Antalya’da yapılacak uluslararası iklim zirvesi haberleri ile olay her an bize hatırlatılıyor.
Bunun üstüne 22-23 Ekim tarihli bazı gazetelerde Avrupa’da 50 bin kişinin yaz esnasında aşırı sıcaklardan hayatlarını kaybettikleri haberleri de yer alınca artık konuya ilgisiz kalmamız düşünülemezdi.
Bildiğiniz gibi iklim uzmanı değilim. Sık sık aşırı görüşlerimi paylaştım. Bir yazımda “Eyvah küremiz soğuyor” diye başlık atarken, diğer birinde “Ole! Dünyamız ısınıyor!” demiştim.
Ancak, iklim değişikliği, dünya kamuoyunda da günümüzün en çok tartışılan konularından biridir. Bilim, siyasi ve sosyal çevrelerde çoğu zaman insan faaliyetlerinin iklim değişikliğine yol açtığı görüşü öne çıkarken, dünyanın ikliminin insanlık tarihinden çok daha eski dönemlerden beri değiştiği de unutulmamalıdır. Öyleyse asıl soru şudur: Günümüzde gözlenen iklim değişikliğinin ne kadarı insan faaliyetlerinden, ne kadarı doğal etkenlerden kaynaklanmaktadır?
Dünyanın iklimi her zaman değişmiştir. Buzul çağları, daha sıcak dönemler, uzun süreli kuraklıklar ve soğuma evreleri, insanın sanayileşmesinden çok önce yaşanmıştır. Güneş etkinliğindeki değişimler, dünyanın yörüngesindeki uzun dönemli farklılıklar, volkanik patlamalar ve okyanus dolaşımındaki dalgalanmalar bu değişimlerin başlıca doğal etkenleri arasındadır. Bu nedenle iklimi yalnızca insan faaliyetleri üzerinden değerlendirmek, konunun bütününü anlamak için yeterli değildir.
Güneş'in iklim üzerindeki etkisi özellikle araştırılmaya değerdir. Güneş lekeleri yüzyıllardır gözlenmekte, doğrudan ışınım ölçümleri ise uydu teknolojileri sayesinde 1978'den beri yapılmaktadır. Güneş etkinliği yaklaşık on bir yıllık döngülerle değişir. Bununla birlikte mevcut ölçümler, Güneş'ten gelen enerjideki değişimin son yarım yüzyıldaki küresel ısınmayı açıklayamadığını göstermektedir. Dolayısıyla doğal etkenleri araştırmak önemlidir; ancak bunların etkisini ölçümlerle ortaya koymak gerekir.
Okyanuslar da iklim sisteminin temel unsurlarındandır. El Niño ve La Niña olayları, deniz yüzeyi sıcaklıklarını ve atmosfer dolaşımını değiştirerek dünyanın farklı bölgelerinde yağışları ve sıcaklıkları etkiler. Büyük Okyanus akıntılarındaki değişimler de bölgesel iklim üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Bununla birlikte, kısa süreli dalgalanmalarla uzun vadeli iklim eğilimlerini birbirinden ayırmak gerekir.
İnsan faaliyetlerinin etkisini de göz ardı edemeyiz. Kömür, petrol ve doğal gaz kullanımı sonucunda atmosfere salınan karbondioksit, Dünya'nın uzaya verdiği ısının bir bölümünün atmosferde tutulmasına neden olur. Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun sanayileşme döneminden bu yana belirgin biçimde yükseldiği ölçülmüştür. Uluslararası bilimsel değerlendirmeler, yakın dönemdeki küresel ısınmanın başlıca nedeninin insan kaynaklı sera gazları olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Bu sonuç, doğal iklim değişkenliğinin bulunmadığı anlamına gelmez; yalnızca mevcut ısınmanın baskın nedenini tanımlar.
Türkiye'nin çevresel geçmişi de dikkatle incelenmelidir. Ülkemizin kayıtlı orman alanı uzun dönemde artmıştır. Zeytinlikler, fındık bahçeleri, çaylıklar ve diğer tarımsal alanlardaki değişimler de arazi kullanımını anlamak açısından önemlidir. Ancak orman ve tarım alanlarına ilişkin tarihsel verilerin karşılaştırılmasında aynı tanımların ve ölçüm yöntemlerinin kullanılması şarttır. Bir ülkedeki olumlu gelişmelerin bütün dünyada aynı biçimde gerçekleştiği de varsayılamaz.
Sonuç olarak, iklim değişikliğini tek bir nedene indirgemek yerine, doğal ve insan kaynaklı etkenlerin katkısını ayrı ayrı incelemek gerekir. Güneş'in etkinliği, okyanus dolaşımı, volkanik hareketleri ve geçmiş iklim kayıtları araştırılmaya devam edilmelidir. Aynı zamanda sera gazlarının ölçülen etkileri de bilimsel değerlendirmelerin dışında bırakılamaz.
Bilimsel yaklaşım, bir görüşü peşinen kabul etmek veya reddetmek değil; iddiaları ölçümlerle sınamak, belirsizlikleri açıkça belirtmek ve yeni kanıtlar karşısında sonuçları gözden geçirmektir. İklim tartışmasında ihtiyacımız olan da budur: Önyargılar değil, sağlam kanıtlar…
---
Kaynaklar:
IPCC — İklim değişikliğinin fiziksel bilimsel temeli. İnsan kaynaklı ve doğal etkenlerin karşılaştırılması.
NASA — İklim değişikliğinin nedenleri. Güneş ışınımı ölçümleri ve son dönem ısınması.
FAO — Dünya orman kaynakları değerlendirmesi. Küresel orman alanlarındaki değişimler.