Evinizin dekorasyonu beyninizi yorar mı?

Joelle PİNTO Köşe Yazısı
21 Ekim 2026 Çarşamba

Çocukluğumdan beri otellerde kalmayı çok severim. Otel odalarının ütülü bembeyaz çarşafları, büyük ve pofuduk yastıkları, geniş yatakları, uyumlu renklerdeki dolap ve televizyon üniteleri, banyolarındaki minimalist ama temiz tasarımı, bembeyaz havluları ve temizlik kokan sabunları, bugüne kadar yaşadığım evlerimde de bana ilham olmuştur. Genel olarak otel dekorasyonları bana huzur verir.

Bana bir diğer ilham olan ev ise 1990’ların başında başlayan ve 11 sezon süren Frasier dizisinin ana karakteri Psikiyatr Frasier’ın evidir. Aslında teknik olarak minimalist olmayan, daha ziyade sıcak modernizm veya eklektik modernizm olarak kategorize edilen bu ev, o senelerde Türkiye’deki evlerde alışageldiğimiz ağır mobilyalar, ahşap büfeler, evi her tarafında bulabilen çokça objelerden ziyade, ikonik tasarım tabir edilen ama bence çok net tasarımları olan (o dönem için) mobilyalar, daha sade ve net mobilyalar ve birkaç güzel sanat eseriyle harmanlanmış bana huzur veren net bir evdi. Hatta diziyi seyretmiş olanlar hatırlar; babası onla yaşamak istediğinde evine getirmek istediği eski koltuğu, baba ve oğul arasında ciddi bir tartışmaya sebep olmuştu. 

***

Kendi evime ilk geçtiğimde tarz olarak minimalist veya sıcak, eklektik modernizm gibi bir hedefim olmaksızın, bana huzur veren net bir dekorasyon seçmeye özen gösterdim. Cam, ekru, açık bej, açık gri temalarında renkler ve mobilyalar kullandım. Bana göre çok huzurlu olan bir ev, anneme göre ‘objesiz’, başka bir tanıdığıma göre şaka ile karışık ‘ocd evi’ olarak tabir edilmişti. Halbuki benim için renklerin, mobilya ve objelerin uyumu ve ‘hafifliği’ bana huzur veren kafamı rahatlatan bir öğeydi. Yıllar geçip, hayatın akışında birkaç ev değiştirdikten sonra eklemeler ve çıkarmalar olduysa da aynı havayı ve netliği, bana verdiği huzuru korudu. 

***

Geçtiğimiz günlerde ilerde yapacağım bir seyahat için otel resimleri bakarken, hayalim ve tecrübelerimdeki otel dekorasyonlarının aksine, yeşil ve turuncu çiçeklerle bezenmiş duvar kağıtlarına, gri ve yeşil renklerine sahip ve üzerinde papağan resimlerine sahip mobilyaları incelerken, bu otelin resimlerinin bile zihnimi ne kadar yorduğunu gördüm. Odada bu dekorasyonla uyumlu büyük yeşil vazolar ve başka objeler de vardı. Benim için bir otelde en önemli unsurlardan biri olan banyonun resimlerine bile bakmadan, içimi sıkacağını düşünüp oteli kafamdan eledim.

***

Bazen Apple’ın erken yaşta vefat eden eski kuruculardan Steve Jobs’un “evde az eşya” prensibini çok iyi anlıyorum. Tabii ki bir kadın olarak Steve Jobs gibi her gün aynı kıyafeti giymiyorum, onun kadar az kıyafetim yok ve evimde o kadar minimalist değil ancak ev dekorasyonun ve dolaptaki kıyafet uyumlarının insana ne kadar huzur verdiğini ve işini kolaylaştırdığını yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorum. Steve Jobs kadar büyük işler başarmasam da evdeki huzur mutlaka hayatıma yansıyordur…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün