İnsanlığın çok eski bir hayali var: Dünyayı daha akılcı, daha adil ve daha az israfla yönetebilmek.
Bugün bu düşünce bana artık yalnızca bir ütopya gibi görünmüyor.
Yaklaşık 2.400 yıl önce Platon, devletin bilgeliğe sahip insanlar tarafından yönetilmesini savunuyordu. Ona göre iktidarı ele geçirmek isteyenler değil, yönetmenin ne anlama geldiğini bilenler yönetmeliydi. Bu nedenle ‘filozof-kral’ fikrini ortaya attı.
Yüzyıllar sonra Thomas More da ‘Ütopya’ adlı eserinde toplumun kaynaklarının kişisel çıkarlar yerine ortak yarar için kullanılabileceği bir düzen tasarladı.
Voltaire ise akıl, bilim ve felsefenin yönetimde daha fazla etkili olmasını istedi.
Aradan yüzlerce yıl geçti.
Bugün Birleşmiş Milletlerde dünya devletleri yapay zekânın geleceğini ve nasıl yönetileceğini tartışıyor1.
İşte burada, eski bir hayalin önümüze yeniden çıktığını düşünüyorum.
Çünkü yapay zekâ insanlık tarihinde daha önce hiç sahip olmadığımız bir imkân sunuyor: Dünyayı bir bütün olarak hesaplayabilmek.
Bugün yaklaşık iki yüz devletin her birinin kendi bürokrasisi, ordusu, diplomatik sistemi, gümrükleri, ekonomik kurumları ve yönetim mekanizmaları var. Aynı veya benzer işler dünyanın farklı ülkelerinde milyonlarca insan tarafından tekrar tekrar yapılıyor.
Daha fazla uluslararası koordinasyon sağlanabilse, bunun çok büyük bir ekonomik tasarruf yaratması mümkün.
İşte yapay zekâ burada devreye girebilir.
Dünyanın enerji kaynaklarını, tarımsal üretimini, su rezervlerini, nüfus hareketlerini, sağlık ihtiyaçlarını, eğitim düzeylerini ve altyapı eksikliklerini aynı anda değerlendirebilen bir sistem düşünelim.
İnsanlık hedeflerini belirlesin:
Daha az açlık. Daha fazla temiz su. Daha iyi sağlık. Daha ucuz enerji. Daha kaliteli eğitim. Daha az savaş. Daha az israf.
Yapay zekâ ise milyarlarca değişkeni hesaplayarak bu hedeflere ulaşmanın farklı yollarını ortaya koysun.
Örneğin dünyanın bir bölgesinde su kıtlığı, başka bir bölgesinde enerji fazlası varsa; bir yerde tarım arazisi bol, başka bir yerde nüfus fazlaysa; bir ülkede hastane yetersiz, başka bir ülkede sağlık altyapısı fazlaysa, bunların tamamını aynı denklem içerisinde değerlendirebilir.
İnsan zihninin kapasitesi buna yetmez. Ama yapay zekânın kapasitesi belki de yetecek.
Burada çok önemli bir ayrım var. Ben yapay zekânın dünyayı yönetmesini önermiyorum. Tam tersine, böyle bir şey tehlikeli olur2.
İnsanlar amaçları ve değerleri belirlemeli; yapay zekâ seçenekleri hesaplamalı; demokratik kurumlar da son kararı vermeli.
Başka bir ifadeyle: İnsanlık ne istediğine karar verir. Yapay zekâ ise ona ulaşmanın yollarını hesaplar.
Bu düşünce bizi yeniden Platon’a götürüyor. Platon’un sorusu şuydu: “Devleti kim yönetmeli?” Bugün aynı soruyu başka türlü sorabiliriz:
“İnsanlığın kararlarını kim daha akıllı hale getirebilir?”
Belki geleceğin filozof-kralı bir insan olmayacak. Belki de hiçbir zaman tek başına iktidar sahibi olmayacak.
Belki o, milyarlarca veriyi değerlendiren; savaşın, yoksulluğun, enerji krizlerinin ve kaynak israfının sonuçlarını önceden hesaplayan; insanlara farklı seçenekleri gösteren bir yapay zekâ olacaktır. Fakat son sözü yine insanlar söyleyecektir.
Çünkü yapay zekâ bize ‘hangi kararın daha verimli olduğunu’ söyleyebilir. Ama ‘hangi dünyanın yaşamaya değer olduğunu’ bizim yerimize belirleyemez.
Belki de insanlığın önündeki asıl büyük sınav budur.
Platon’un filozof-kralı, Thomas More’un Ütopya’sı ve Voltaire’in akılcı yönetim düşüncesi, aradan geçen yüzyıllardan sonra yeni bir teknolojiyle yeniden karşımıza çıkıyor. Bu kez elimizde onların sahip olmadığı bir araç var: Yapay zekâ.
Ve belki de bundan 100 yıl sonra tarihçiler bugünlere bakıp şöyle diyecekler: “İnsanlık, dünyayı yönetmenin daha akılcı bir yolunu ilk kez o yıllarda düşünmeye başlamıştı.”
O halde başa dönerek suali tekrarlayalım:
Yapay zekâ, geleceğin filozof-kralı olabilir mi?
----
1 Bilhassa geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısında yapılan konuşmaları hatırlatmak isterim. Hemen her ülke başkanı yapay zekâ, yeni dünya düzeni ve küresel adaletten bahsettiler.
Çin Başkanı ile ABD Başkanı, görüşmelerinde, yapay zekâyı daha yaşanabilir bir dünya için kullanılmasına dikkati çektiler…
2 Birçok uzman son günlerde yapay zekânın insanlığı yok etme ihtimalini yüzde ona bile çıkardı.