Filenin Sultanları, Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’yı nefes kesen bir maçın sonunda 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyona oldu. 2023’te kazanılan ilk Avrupa şampiyonluğunun ardından 2026’da unvanını koruyan Türkiye, aynı zamanda 2028 Los Angeles Olimpiyatları’ndaki yerini garantilemiş oldu.
Voleybolcu kızlarımızın başarısını sadece sportif bir başarı olarak adlandırmak haksızlık olacaktır. Sultanların başarısı sadece Türkiye’nin voleybol tarihine etki etmiyor. Türk gençliğini, dolayısıyla Türk toplumunu da değiştiriyor.
Ben rakam konuşmayı severim.
Voleybol Federasyonumuzun resmi faaliyet raporuna göre ülkemizdeki faal kadın voleybolcu sayısı şöyle gelişmiş:
2021 - 16.578
2022 - 53.905
2023 - 80.836
2024 - 110.874
Bir daha okuyalım. Yanlış görmüyorsunuz. Üç yılda yaklaşık 6,6 katına çıkmış bir sayıdan bahsediyoruz. 2023 yılında kadın voleybolcularımız hem Milletler Ligi’ni hem de Avrupa Şampiyonası’nı kazandı. Tam bu tarihte 30 bin ilave faal kadın voleybolcu kazanıyoruz.
2024 yılında araştırmacılar Engin Vural, Tuba Karadağ ve Ali Türker tarafından yayımlanan bir akademik araştırma oldukça dikkat çekici:
“Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımının Avrupa Şampiyonluğunun 14-17 Yaş Aralığındaki Lisede Öğrenim Gören Öğrencilerin Voleybol Tutumlarına Etkisi”
Araştırmaya Bitlis’teki proje okullarında eğitim gören 165 kız ve 187 erkek olmak üzere toplam 352 öğrenci katılmış. Sonuç oldukça ilginç. Milli Kadın Voleybol Takımı’nın maçlarını sıklıkla izleyen gençlerin voleybola yönelik tutumlarının anlamlı derecede daha olumlu olduğu görülüyor. Üstelik kız öğrencilerin voleybola yönelik sevgilerinin erkek öğrencilere göre oldukça anlamlı biçimde daha yüksek olduğu tespit ediliyor.
Yani artık elimizde yalnızca sokakta daha fazla voleybol oynayan kız görüyorum gözlemi yok. Ölçülebilen bir etkiden bahsediyoruz.
2026’da yayımlanan başka bir akademik çalışma da Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde 440 ilkokul ve ortaokul öğrencisini inceliyor. Bu araştırmaya göre çocukların spora yönelimleri, spora bağlılıkları ve voleybola yönelik tutumları arasında pozitif korelasyonlar saptanıyor. Yani Türkçesi voleybolu seven çocuğun spor ile bağı da kuvvetleniyor. Bu da şunu gösteriyor. İnsanlar sadece voleybol seyretmekten hoşlanmıyor. Aynı zamanda bu sporu yapmak istiyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de 2023 yılında 6 milyon 389 bin 265 lisanslı kadın sporcu bulunuyordu. Bu sayı 2013 yılında yaklaşık bir milyon kişi civarındaydı. Aynı yıl kadın milli sporcular uluslararası organizasyonlardan 4069 madalyayla döndüler. Bu madalyaların 1338’i altın madalyaydı.
Yani Türkiye’de spor artık sadece erkeklere rezerve bir alan kesinlikle değil. Bu algı rakamlarda da görüldüğü üzere geri dönüşü olmayacak şekilde kırıldı.
İşte voleybolun burada çok özel bir yeri var. Çünkü voleybol kadınların yalnızca başarılı olduğu değil, aynı zamanda kitlesel olarak kitlesel ölçekte görünür oldukları bir alan haline geldi.
Görünürlük çok önemlidir.
Çocuklar kendileri gibi olan insanların neler yapabildiğini gördükçe kendi geleceklerine ilişkin sınırları çizerler. Bu tabloyu yalnızla kız çocukları üzerinden okuyamayız üstelik. Milli maç akşamı babasıyla televizyonun karşısına oturan bir erkek çocuğuna kadın-erkek eşitliğini anlatmak için okulda ders vermenize gerek yoktur. Çünkü o, ülkedini zafere taşıyan milli sporcusunu kadın ya da erkek olarak görmez. Kendisine örnek olarak görür!
Kadınlarımız milyonların önünde mücadele ediyor, dünyaya nasıl takım olunur dersi veriyor. Biz bitti diyene kadar bitmez sözünü tüm dünyaya öğretiyor. Kadınlarımız dünyanın en iyi sporcuları arasına giriyor.
Ve çocuklarımız bunu görüyor…
Bundan güzel şampiyonluk mu olur!
A Milli Kadın Voleybol Takımımıza ülkemize yaşattıkları tüm güzellikler, gurur ve umut için sonsuz şükranlarımı sunuyorum.