30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları Büyükada’da bu yıl da Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törenle başladı. Bando eşliğinde resmî geçitler, belediyenin düzenlediği etkinlikler gün boyu devam etti. Gece saatlerinde Saat Kulesi’nin etrafında toplanan ve giderek artan kalabalığın bir ağızdan söylediği marşlar, küçük büyük herkesin elindeki bayraklar coşkunun dışavurumuydu. Coşku, özellikle son zamanlarda asık yüzlere, huzursuz bakışlara neşe kaynağı oldu.
İskele Meydanı, “Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz akar (...)”; Onuncu Yıl Marşı; Norm Ender’in Cumhuriyet’in 100. yılı için yazıp bestelediği, ‘Parla’ ile çınladı.
Atatürk liderliğinde, 26-30 Ağustos 1922 tarihinde gerçekleşen ‘Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlandığı bu günde şehit olan askerlerimizi bir kez daha andık.
↔↔↔
Basık ve nemli hava gerginlik katsayısını arttırdığından, özellikle hafta sonlarında Ada’ya gelen günübirlikçilerden uzak dururum. Nitekim geçtiğimiz hafta adabüslerin arka sokağında canhıraş bağırmalar, koşuşturmalar, birini yakalamaya çalışan bir delikanlı grubu... Olay giderek büyümeye başladı. Ayırmaya çalışanlar daha sert bir tepkiyle karşılaştı. Kavga oturduğum yerden biraz uzaktaydı. Yine de içerilerde durmayı yeğledim. Nihayet esnaf polisi aradı. Gelmeleri biraz vakit aldı. Ortalık sakinleştikten sonra adabüse doğru giderken iskemlede başında buz torbasıyla oturan kişi polise ifade veriyor, çevresindekiler de tanıklık ediyordu. Bu arada saldırganlar çoktan uzaklaşmıştı.
Acı olan benzer olayların giderek çoğalması. Daha kötüsü insanların bu tür gerginliklere alışmaya başlaması.
Adalılar arasında bıçak çekmek, gecenin sessizliğinde kuru sıkı patlatmak farklı bir kültürün entegre edilmesi demek. Bu ve benzeri olaylar ne yazık ki sadece Ada’ya özgü değil artık. Ancak Ada küçük bir yer ve dolayısıyla daha güvenli olmalı. Kimin iradesinde olduğunu bilmiyorum. Kalabalığın yoğun olduğu İskele ve Çarşı çevresinde ne bir trafik polisi, ne de güvenliği sağlayan yetkili var. Üç tekerlekli akülüler de bu arada hızla toplatılmaya devam ediliyor.
Geçen hafta da yazmıştım; yine tekrarlıyorum. Yazın sonuna doğru başlatılan bir uygulama, kısa sürede işlevini yerine getiremez. Üzerinde hassasiyetle durduğum konu; üç tekerlekli akülü araba sahibi, engelli raporu bulunan vatandaşlara yaz sonuna kadar arabalarını kullanma hakkı tanınmasıdır. Söz konusu vatandaşların hemen araç değiştirmeleri onları daha da mağdur etmekten öteye gitmez. Daha kötüsü engelli kişiler sorunlarını dile getirecek bir merci bulamıyor.
Bıçak çeken birinden elbette uzak dururum. Ancak yaşamını kolaylaştırabileceğim insanlara yardımcı olmak için elimden geleni denerim.
Hayat bu, belli olmaz. Bugün bana yarın sana...
Sağlıkla kalın…