Dört tekerlekli akülüler kime yaradı?

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
26 Ağustos 2026 Çarşamba

Temmuz sonu itibarıyla yavrularının büyümesini bekleyen leylekler ağustos ortasından eylül başına kadar güneye doğru kanatlanırlar.

Bu yaz leylekler Adalar ve çevresinden biraz daha erken ayrıldı. Gökyüzünde süzülmeye başladıklarında hüzün yerine huzur verdiklerini düşünürüm. Hüzün duygusunun tek nedeni yazın bitişini, sonbaharın yaklaşmakta olduğunu anımsattığındandır. Her ne kadar, el sallayıp, “Seneye görüşürüz” temennisinde bulunulsa da çoğu insan sonbahar mevsimini sevmez.

Leylekler özellikle çok akıllı değil, ancak güçlü bir içgüdüye ve yön bulma yeteneğine sahipler.

↔↔↔

Son yıllarda leylek göçüne denk düşen tarihlerde Adalar’da yeni kurallar, uygulamalar devreye girdi. Ancak leyleklerin tam tersine önceden plan, program yapılmadı. Sonuç: kargaşa ve huzursuzluk… Gönül isterdi ki, Ada’ya gelen günübirlikçilere tanınan özgürlük, Ada halkına da uygulansın. Böylece dört tekerlilerden önce üstümüze gelen acemi, kiralık bisiklet sürücüleri için de bir çare bulunur.

Bu seneki tombala, Adalar’da UKOME kararları doğrultusunda, üç tekerlekli elektrikli araçların yasaklanıp dört tekerlekli araçların zorunlu tutulmasıydı.

Öncesinde konuyla ilgili söylentiler çıktıysa da uygulamanın mevsim sonuna doğru gerçekleşmesi Ada halkını olduğu kadar esnafı da etkiledi.

Üç tekerlekli araçların toplatılması şaşırtıcı bir hızla devreye girdi. Engelli raporu olan vatandaşların arabalarının anında elinden alınmasına üzülerek, daha çok utanarak tanık oldum. Arabası alınan kişinin yürümekte zorluk çekmesi hiçbir insani kurala uymaz.

Uygulama sürecinde yaşanan temel sıkıntı esnafın yüksek maliyetler nedeniyle hemen yeni araç(lar) alamaması. Bunun yanı sıra bürokratik işlemlerin ağır işlemesi, plakalı ve halen sisteme kayıtlı araçların devre dışı bırakılması işleri zorlaştırdı.

Ulaşım planlaması yapılmadan söz konusu kısıtlamaların devreye sokulması Ada halkına ve işletmelere ciddi bir huzursuzluk ortamı yarattı.

Damacana su, tüp, market alışverişleri gibi elde taşınması imkânsız olan ihtiyaçların evlere ulaştırılması aksıyor. Kargo dağıtımı traji-komik bir görüntü. Paketleri ulaştıramayan kargo şirketi, kişilere mesaj yollayarak gelip teslim almalarını söylüyor. Dükkânda bekleyen paketler sokağa taşmış durumda. Elemanlar çaresiz, “Abi gel kendin bak” önerisinde bulunuyor.

Çarşı pazar misali, “batan geminin malları bunlar” görüntüsü giderek çirkin bir hal alıyor.

Markete girdiğimde, bir market arabasına tepeleme yığılmış beş litrelik su galonları dağıtıma gidiyordu. Yolda birini düşürse gerisi sıradan gidecek. Kısa süreli geçici çözümler sadece kuralların ciddiyetini gölgeler. Alternatif bir taşıma yöntemi bulmak kaçınılmaz.

↔↔↔

Gazetemiz yıllardır kargo yoluyla Adalara ulaştırılır. Kargo şirketi de onları Ksidas Kitabevine bırakır. Mihail Bey, abonelerin ismini listeden kontrol edip sahibine teslim eder. Sanırım çoğu insan Mihail Bey’in bunu bir gönül işi olarak yaptığını bilmez.

Kargoların ulaşım yüzünden dağıtım yapmamasından ötürü Şalomlar da kitapçıya gidemedi. Birkaç kez dükkâna gidip gazetesini alamayan kimi aboneler Mihail Bey’i hayli üzdü. Her gelene tek tek açıklama getirmek onun görevi değil. Buna rağmen onca yılın dostluğu ve sabrıyla yardımcı oldu.

Gazete şimdilerde farklı bir ulaşımla, doğrudan kitabevine ulaştırılıyor. Dilerim Büyükada’nın güler yüzlü insanlarından Mihail Bey, istemeden de olsa kendisine yansıyan huzursuzluğu unutur.

Sağlıkla kalın.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün