Ki Tavo - Şükranın adresi

Rav İzak ALALUF Köşe Yazısı
26 Ağustos 2026 Çarşamba

Peraşamız ‘bikurim’ dediğimiz mitsva ile başlar. Midraş ilk olanların ilk ürünlerini Tek olana ve seçtiği tek yer olan Yeruşalayim’deki Bet Amikdaş’a getirdiklerini söylemektedir. İlk olanlar Yisrael toplumudur. Şemot kitabında belirtilen ‘beni hehori Yisrael /Yisrael benim ilk oğlumdur’ ifadesi bunun kanıtıdır. Zaten ‘bikurim’ dediğimiz ilk ürünler de ‘behor’ sözcüğü ile aynı etimolojik kökenden gelmektedir. Burada her şeyin hâkimine bir teşekkür bir şükran vardır. Bu şükranın adresi de Yeruşalayim ve Bet Amikdaş’tır.

Tora bu mitsva getirildikten sonra ‘vesamahta behol atov/sahip olduğun her iyi şeyle’ cümlesini bir mitsva olarak verir. Tanrı’nın verdiği nimetlerle sevinmek bir emir gibi verilmektedir. Aslında ‘sevinmek’ şeklinde bir mitsva çok akla yakın değildir. Zira ‘sevinmek’ bir duygudur ve bir duygunun hissedilmesi nasıl emredilebilir? Bunun yanıtı cümlenin hemen devamında yer alır. ‘Aşer natan leha Ad / ki Tanrı sana vermiştir”. Burada Tanrı’nın bize verdiği şeyler için şükretmek ve bununla mutlu olmak kavramı öne çıkmaktadır. Bir kral halka bir şey verdiğinde halkını sevinçli ve mutlu görmek ister. Kraldan alınan bir ödül uzun yıllar anımsanır, saklanır hatta sergilenir. Bunu başkalarının da bilmesi istenir. Kral elbette o ülkenin başıdır ancak o da bir insandır. Eğer ondan alınan hediye bu kadar mutluluk veriyorsa Tanrı’nın bizlere her gün verdikleriyle sevinmemek olası değildir.

Hepimizin hayatında sevincimizi gölgeleyen sıkıntılar ve sorunlar mevcuttur. Bu sıkıntılar bir süre sonra ‘yetser ara’ desteği ile kendimizi güzelliklere kapatmamıza sebep olur. Bu kapatma otomatik olarak gerçekleşir ve insan elindeki hiçbir şeyin kıymetini bilemez duruma gelir. Kendimizi otomatik olarak kapattığımızda bu kilidi açmanın bir anahtarının da olduğunu anımsamak önemlidir. ‘Simha’, sevinç veya mutluluk diyebileceğimiz bu anahtar Tanrı’nın bizlere sunduğu sayısız nimeti bilme, hissetme ve değerini görebilme ile aktif olabilir. Teilim’in son cümlesi her ‘neşama’nın Tanrı’ya şükrettiğini betimlemektedir. Midraş oradaki ‘neşama’ sözcüğünü ‘neşima/ nefes’ olarak görebileceğimizi söyler. Cümleyi böyle okursak bizleri her nefeste Tanrı’yı yüceltmemiz gerektiği anlamı ortaya çıkmaktadır.

Vücudumuz bir mucizedir. Dünyamız bir mucizedir. Tanrı her gün bu mucizeyi bir kez daha yaratmaktadır. Kişi, ‘bişvili nivra aolam/ kâinat benim için yaratıldı’ derken nimetlerin farkında olmalı ve bu hediyeler için her an Tanrı’ya şükretmelidir. Simha dediğimiz mutluluk aynı zamanda Tanrı sevgisi denilen ‘aavat Aşem’ için bir anahtardır.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün