Süper Lig sürprizlerle başladı

İgal MEVORAH Köşe Yazısı
19 Ağustos 2026 Çarşamba

Evet, hasret bitti Trendyol Süper Lig başladı ve 1. hafta pazartesi günü resmi olarak sonuçlandı. Fenerbahçe seneyi mağlubiyetle, Galatasaray ve Salah’lı Trabzonspor seneyi bir puanla açtı. Beşiktaş ise kazanan tek dört büyük olmayı bildi. Uzun zamandır hatta belki de tarihte ilk defa dört büyüğün üçünün puan kaybıyla başlayan bir lig izledik. Hem de beklenilen puan kayıpları değil muhtemelen kümede kalma savaşı vereceği düşünülen takımlara karşı puanlar kaybedildi. Bana sorarsanız tam anlamıyla bu durumu anlatabilecek bir tane kelime var, “rezillik!” Tabii ki bir takım bir takıma yenilebilir bu konuda bir lafım yok. Hiçbir takım bütün maçları kazanamayacağı gibi dünyanın en iyi takımları da yenilebilir, futbol bu.

Gelin bir önceki şampiyon Galatasaray ile başlayalım. Bakın, Galatasaray’ın puan kaybına sürpriz deyince kızan arkadaşlarım olmuş ama kusura bakmayın, maaş bütçesi toplam 50 milyona yakın olan bir ilk 11’in Çorum’u yenmesini beklerim. Transferlerin eksik olması, hiçbir şekilde Osimhen’in arkasına bir forvet alınmaması falan kesinlikle büyük rezillik, Kabul ediyorum. Fakat Galatasaray’da transferden de öte bir doymuşluk, bir bıkkınlık vardı. Çorumspor’da dersine iyi çalışmış gelmiş; biraz beceri biraz şans, iki gol atarak öne geçtiler Sami Yen deplasmanında. Osimhen olmasaydı Galatasaray’ın da puan hanesinde kocaman bir sıfır yazacaktı. Deli gibi maaş verince Çorumspor’u yenemiyorsan, demek ki belki de önüne gelen her oyuncuya minimum 6-7 milyon maaş teklif etmek bir çözüm olmayabiliyormuş. Türk Futbolunda gelinen saçmalık noktası tam olarak budur. Varan 1! Cebimizde tutalım bu konuyu. Çorumspor’u da tebrik etmeden geçmeyelim tabii ki. On kişi kaldıktan sonra bile ne oynadıklarını çok iyi bilen bir takım vardı, helal olsun. Tabii şuraya da değinmeden geçemeyeceğim; Galatasaray yönetiminin transfer politikasının ne kadar kötü olduğu gerçeğine... Okan Hoca skoru değiştirmek için yedek kulübesinden Kazımcan, İlkay ve Kaan Ayhan’ı sokabildi oyuna sadece.

Gelelim Fenerbahçe’ye. Buyurun burudan yakın... Galatasaray puan kaybetmiş, Trabzonspor puan kaybetmiş belki de çıkıp Gençlerbirliği’ne karşı üç-dört gol atarak galip gelsen, Galatsaray’ı iyice paniğe sokacaksın. Fakat o da ne, İsmail Hoca Şampiyonlar Ligi ön elemesini düşünerek rotasyonla çıkmış maça. Akabinde ne idüğü belirsiz, tamamen karmaşık bir oyun ve ortaya çıkan bir mağlubiyet... Gene ayağına gelen bir fırsatı tepen, gene Galatasaray’a bir can suyu olan Fenerbahçe. Henüz ilk hafta demeyin, Fenerbahçe bunu nerdeyse her hafta yapıyor zira. Ayrıca İsmail Hoca’ya bir sorum var. Rotasyon yapıyorsun, peki diyelim Şampiyonlar Ligi’ne kaldık, her Avrupa maçından önce rotasyon mu yapacağız hocam? Senin önce Lig’de şampiyon olman gerekiyor. Şampiyonlar ligini önemsemeni anlıyorum fakat ligi önemsememeni anlayamıyorum hocam. Umarım bir an önce bir çeki düzen verilir. Yoksa Gençlerbirliğini yenebilmek için bir 200 milyon Euro daha mı harcayalım istersiniz? Tamamen karmaşık bir oyun, üst üste binen oyuncular, taktikten uzak bir panik havası... Henüz erken olduğu için İsmail Hoca şanslı, zamanı var fakat hocam, üç-dört hafta daha böyle gitmez, gitmemeli. Gençlerbirliği iki kere geldi, iki tane attı gitti. Sen 33 kere geldin o topu içeri sokamadın, gerisi önemsiz.

Trabzonspor’da ise Salah sahaya indi ve bütün dünyanın gözü Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı’ndaydı. Doğrusunu söylemek gerekirse eşimle beraber ben de televizyon karşısına geçip, çerezlerimizi alıp maçı (Salah’ı) seyretmeye koyulduk. İşte böyle büyük bir oyuncu Salah. Fakat Trabzonspor istediğini alamadı. Çok güzel bir gol bulduktan sonra maçı koparamadı ve saçma (bana göre yanlış) bir penaltı ile iki puandan oldular. Trabzonspor’un oyunu heyecan veriyor fakat bir tek Salah’ı getirince işler çözülmüyor, bunu görmüş olduk. Trabzonspor’a iyi bir orta saha şart; hatta Onuachu’nun arkasında hazır, genç ve Salah ile anlaşabilecek bir forvet de gerekiyor. 

Ve haftanın tek üç puanlı büyük takımı Beşiktaş. Çok da iyi oynamadığı bir Eyüpspor maçını kaliteli ayaklarıyla kazandı diyebiliriz. Kanatlarını çok iyi kullanan ve sürekli savunma arkasına koşu atan Beşiktaş kazanırken zorlanmadı. Fakat yaratıcı oyuncu eksikliği gözüme çarpan ilk konu oldu. Beşiktaş kesinlikle bu sene yarışta olacaktır fakat kötü günleri de olacaktır, büyük bir dominasyon kuracağını düşünmüyorum Beşiktaş’ın. Yeni hocası Vincenzo Italiano’nun Beşiktaş’a kesinlikle bir heyecan katacağını görebiliyoruz.

Bir kelam da Anadolu takımlarına ve yeni nesil hocalara. Öncelikle geçmiş senelere göre çok daha dişli, ne oynadığını bilen Anadolu takımları ve Anadolu takım yeni nesil hocaları görüyoruz. Yani eski nesil hocalarda, “bütün maç kapan, sonra hızlı oyuncuları koştur” anlayışından çok şükür uzaklaşılmış gibi duruyor. Büyük takımları karşılarken savunma dizilimini çok iyi yapan ve topu kazandıktan sonra paslaşmayı iyi yaparak çıkan takımlar izledik. Aslında bu ligimiz için çok iyi bir haber. Sene sonunda şampiyon olacak takımın bile yolu Anadolu’dan geçerken minimum üç-dört maç takılabileceğini öngörüyorum. Uğur Uçar, Selçuk İnan, İlhan Palut, Metin Diyadin gibi yeni nesil hocaların yolları açık olsun inşallah. Anadolu futbolunu değiştirebileceklerine inanıyorum ve inşallah değiştirirler. Fenerbahçe ve Galatasaray’a futbolun laubalilik kaldırmayacağını çok güzel şekilde hatırlattılar.

Evet belki Süper Lig çok dişli, çok rekabetçi bir lig değil fakat hafife almaya gelmez. En ağır terazide tartılırsınız. Kendinizi çok büyük görmeyin, Anadolu’nun tokadı acıtır…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün