Nereden baksan tutarsızlık

İgal MEVORAH Köşe Yazısı
29 Temmuz 2026 Çarşamba

Evet sevgili okur, hasret bitiyor. Yiğidin harman olduğu yer, Süper Lig başlamadan önceki son yazım. Sonraki yazılarımın hepsinde Süper Lig başlamış olacağından ötürü Süper Lig önü bir ufak özet yapmak istiyorum. Genel olarak ne oluyor, ne bitiyor, ne saçmalıklar dönüyor gibi... Saçmalık tabii. Hatta gelin şu saçmalıklardan başlayalım.

Öncelikle bu sene Fenerbahçe kadrosunu Vedat Muriqi, Nathan Ake, Mason Greenwood gibi yıldızlarla süslerken, Beşiktaş da altında kalmayarak Leandro Trossard, Salih Özcan ve bunların üstüne dünyanın belki de ilk on futbolcusu olarak görülen Muhammed Salah’ın peşinden koşuyor. Bu iş olur olmaz, orası ayrı. Fakat Salah’ın Beşiktaş ile anılıyor olması bile başlı başına harika bir haber bence. Zira Beşiktaşlıların uzun zamandır transferlerde heyecanın en ufak kırıntısını bile yaşamaya hasret olduğunu düşünürsek, Salah ile gündeme gelmek harika bir duygu olmalı. Öte yandan Galatasaray’ın, pazartesi günü Musiala ile ilgilendiği haberi bomba gibi sosyal medyaya düştü.

Yani sözün özü şu, bu insanlar tabii ki saçmalık değil hatta rüyadan bile iyi oyuncular. Hele ki mevcut kadrolarda Asensio’lar, Skriniar, Ederson (performansa değil isme bakalım), Ngolo Kante, Orkun Kökçü, Osimhen, Sane gibi yıldızlar varken, üstüne bu oyuncuların da konuşuyor bile olunması bana kalırsa Süper Lig değerini şimdikinden çok ama çok daha yüksek bir noktaya koyuyor. Peki, İgal saçmalık nerede? İşte geliyorum cevaba. Saçmalık bu oyuncuların Türkiye Süper Ligi’ni seçme nedeninde.

Sevgili okurlar, arkadaşlar, dostlar, ağabeylerim, ablalarım. Bu oyuncular ne kadar gerçek olmayacak kadar iyilerse, bu oyunculara verilen maaşlar da gerçek olamayacak kadar fazla. Bu oyuncuların burayı tercih etmesinin sebebi Süper Lig değeri değil, Arap takımlarından başka kimsenin vermediği paraları vermemizden. Bu paralar nasıl veriliyor? Toplam yayın geliri 150 milyon Euro’yken, Osimhen, Asensio, Ngolo Kante, Sane’nin, Orkun’un, Skriniar’ın maaşlarının neredeyse toplamı 150 milyon Euro’ya geliyor (Vergiler hariç). Diğer oyuncuları saymadım bile henüz. Bizim ligimiz bu kadar değerli bir lig değil; böyle gelirler yok. Fakat üç büyükler bu değerleri hiç görmeden inanılmaz derecede büyük paralar veriyor bu oyunculara. Bonservisler sanki ‘football manager’ oyunundaymışız gibi rahat rahat yazılıyor. Bu arada bu takımlarının hepsinin uçan kuşa dahil borcu olduğunu yazmama gerek yok sanıyorum.

Taraftar olarak bu futbolcuları izlemek elbette büyük keyif. Bu arada taraftar gözümle gerçekten “Bana ne, kim ne harcıyorsa harcasın” diyebilirim. Ki diyorum. Fakat spor yazarı gözüyle bu konuyu yazıya taşımadan edemiyorum. İşin daha büyük saçmalığı da bu transferlerin büyük çoğunluğunun sosyal medyada çıkarılan yangınlarla, baskılarla oluyor olması. Sosyal medyada kendini bilmez, birtakım sosyal medya fenomenlerinin başlatmış olduğu baskı ve yangınlarla normalde belki de sakatlık raporu olan, o paralar asla etmeyecek oyunculara dünya para sayılıyor. Sonra tabii ki de o oyuncu Türkiye’yi tercih ediyor. Elbette gelen her oyuncu için bunu söylemiyorum fakat birçok oyuncu da biliyorsunuz ki taraftar baskısıyla alınıyor, işte burada da suç hem hiçbir şekilde ağzını tutmayan ve bütün isimleri sosyal medyaya salan muhabirlerde, hem de bunlara çanak tutan yöneticilerde. Bu sarmalın tümü saçmalık.

Kimse beni yargılamasın fakat, Skrinara 10, Ederson’a 12, Sane’ye 12, Salah’a 15, Avrupa’da 500 bin Euro’dan fazla verilmeyen Sallai’ye 2,5 milyon, 35 yaşındaki Kante’ye 25 milyon Euro falan verilmesi normal değil; anormaldir hatta saçmalıktır. Bu seni cazibe merkezi yapmaz, tam tersi fırsatçı menajerlerin cazibe merkezi yapar.

Türkiye Süper Ligi, Avrupa’da oynayan, biraz daha fazla taraftar ve futbol kültürü olan bir Arabistan Ligi’dir. Bu böyledir ve yayın gelirlerinden tutun da stadyum zeminlerinde, hakemlerinden tutun da çekim kalitesine kadar her şey didik didik edip değişmedikçe böyle de kalmaya devam edecektir.

Peki bu oyuncuların Türkiye’de oynaması imajımız açısından iyi değil mi? Burada da farklı bir pencereden bakarak kesinlikle evet diyorum. Muhammed Salah denilen oyuncunun dünya çapındaki fan kitlesi inanılmaz derecede fazla. Burada da oklar tabii ki yayıncı kuruluşa dönmek zorunda. Kardeşim, hadi bizim yöneticilerimizi üçe beşe bakmadan bu paraları sosyal medya tabiriyle, yarınlar yokmuşçasına ‘sıkıyor’. Siz de bir nebze olsun şu yayın gelirlerini de arttırın da hem üç büyüklerle makası açılan Anadolu takımları daha az ezilsin, hem de en azından Asensio, Salah, Osimhen, Sane izleyeceğiniz ligin bir değeri olsan.

Nereden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün