Tatil dönemi. Artık birer yetişkin olsalar da çocuklarla mavi turda eskisi gibi zaman geçirebildiğim için şanslıyım. Ülkemizin kıyıları cennetten bir köşe. Ege’nin karşı sahili de öyle. Denizi, kayası, mavisi, yeşili, zeytini, peyniri, saganakisi ve deniz mahsulleri bağımlılık yaratacak kadar güzel. Gerçi ahtapot belgeselleri izledikten sonra birkaç senedir yemeye kıyamıyorum. Hatta en masse tüketildiğini gördükçe üzülüyorum. Bu hızda giderse herhalde yakında ahtapot çiftlikleri kurmak zorunda kalacaklar.
Tatilde insanın ilgisinin kapsama alanı daralıyor. Gündelik ihtiyaçlar, bir sonraki kalacak yerin planlanması, tavla, kitap derken günler tatlı ve yavaş bir tempoda akıyor, siyaset de ekonomi de uzağımızda kalıyor. Politika, piyasalar ve savaş gündemi kendi etrafında dönedursun, bu yazım için gazete başlıklarında dikkatimi çeken haberlere bakıyorum:
Wall Street Journal’a göre Rusya’nın şu aralar en hızlı büyüyen teknoloji şirketi A7 adında bir start-up. Putin’in onayı ile arkasına devlet bankası PSB’nin desteğini alan bu şirketin kurucusu 2014 senesinde Moldova’nın üç bankasını bir milyar dolar kadar dolandıran Ilan Shor adındaki 39 yaşında bir girişimci. Bir şekilde Moldova’dan tüyüp Moskova yakınlarında bir yere taşınmış. Şirketi A7, Batı’nın kontrolündeki banka sisteminin etrafından dolanarak İHA parçalarından meyveye, lüks otomobillerden inşaat malzemelerine kadar Rusya’nın dış ticaret ödemelerinin tahmini 100 milyar dolarlık kısmını yürütüyor. Bu hacmin üçte ikisi yuan üzerinden bir kısmı da kripto paralarla gerçekleşiyor. Şirketin, Kırgızistan, BAE ve Hong Kong’daki iştirakleri üzerinden kurulan bu takas mekanizması, yaptırımlara karşı oldukça düşük maliyetli bir alternatif yaratmış durumda. Şirket deli gibi büyüyor; şimdilerde Nijerya ve Zimbabwe gibi ülkelerde ofisler açıyor. Etme bulma dünyası... Yaptırımların bu kadar uzun sürmesi alternatiflerin güçlenmesini sağlamaktan başka bir işe yaramıyor.
New York Times’daki bir haberde ise ABD’nin New Mexico eyaletindeki bir mahkemenin Meta’yı 567 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum ettiği belirtiliyor. Meta’nın algoritmalarının çocukları uygunsuz/cinsel içerikli neşriyata maruz bıraktığı, bu konuda önlem aldığına dair halkı yanılttığı ve bilmelerine rağmen platformdaki gözetim ve kontrol boşluklarını düzeltmedikleri gerekçeleri ile 2023 yılında bir kamu davası açılmış idi. Geçtiğimiz mart ayında bu davadan Meta’ya 375 milyon dolar ceza kesildi. Bu kararın henüz mürekkebi dahi kurumadan gelen ikinci bir hüküm ile cezanın tutarı 942 milyon dolara fırladı. Bu dava sosyal medya platform sağlayıcılarına yönelik önlemlerin önümüzdeki dönemde artacağına işaret olabilir. Habere göre, davanın açılması için binlerce şikayet yapılmış. Bana ilginç gelen, davaya bakan Hakim Biedscheid’ın Meta’nın kamusal alanda çevre kirliliği (pollution) yarattığını ifade etmesi. Artık sosyal medya içeriklerinin yüzde 40’ının yapay zeka tarafından üretildiğine dair bilgiler doğru ise, sosyal medyada ciddi bir çevre kirliliği yaşandığı tespiti hiç yanlış değil. Meta bu dava sonucunu yüksek yargıya taşıyacağını söylüyor ama bundan sonra internet üzerindeki kısıtlama ve yaptırımların daha da artacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Bakalım bizde bu işin yasal çerçevesi nasıl şekillenecek.
Aynı gazetenin bir diğer haberinde 22-29 Temmuz tarihleri arasında Muğla’nın Yenice köyünde yedi gün - yedi gece boyunca yapılan Sema buluşması hakkında fotoğraflarla birlikte geniş bilgi veriliyor. New York Times gibi bir gazetede bu haberin yer alması harika bir şey. Mutasavvıf Dr. Rahmi Oruç Güvenç’in 1976 yılında kurmuş olduğu TÜMATA (Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma grubu) tarafından organize edilen bu buluşmalara birçok yabancı da iştirak ediyor. Erkekler ve kadınlar bir arada doğa ile bütünleşen bir ortamda musikinin hiç susmadığı yedi gün boyunca semaya çıkıyor, dünyanın çok değişik ülkelerinden gelen insanlarla bir içe yolculuk inzivası yaşıyorlar. Oruç Hoca’nın sözleri ile, “Cenab-ı Allah, ‘Âlemlere sığamam ama inanmış kulumun gönlüne sığarım’ buyurmuştur. İşte o gönül, o tecelliye ayna olabildiği için, dönüş de kalp istikametindedir.”*
Bu haberde bana ilginç gelen şu: genç yetişkinlerin -özellikle kadınların- ruhsal ve spiritüel arayışlarının artması; yurt dışından bu tür bir organizasyona yüksek katılım olması, ücretsiz gerçekleştirilebilmesi ve en önemlisi, Mevlâna’nın mesajının asırlar sonra dahi hem güncel hem de uluslararası boyutta aranan bir nitelikte kalabilmiş olması.
Biraz daldan dala oldu ancak, kapsama alanınızı daraltıp gündelik rutin ve stresinizden uzaklaştığınızda detayları daha iyi fark etmeye başlıyorsunuz. Öyle ki, normal günde dönüp bakmadığınız birçok haber ilginç gelebiliyor ve değerli okuyucularım ile paylaşmama vesile oluyor. Sağlıcakla kalın.
* TÜMATA tanıtım belgesinden