Ortak dil: Müzik

Riva DUVENYAZ Köşe Yazısı
5 Ağustos 2026 Çarşamba

Şimdi okuyacağınız yazıda bolca ilk kez duyacağınız terimler olacak. Elinize klasik bir sözlük almanız da durumu çözmez. Ancak sözüm söz, yazının içine girdikçe kelimeler size anadiliniz gibi gelecek, sadece sabırla devam edin…

Bu yaz kendimi Tomorrowland adlı elektronik müzik festivalinde buldum. Sonradan öğrendiğime göre en iyisinden başlamışım!

Tomorrowland, küresel festival ekosisteminin fenomeniymiş. Gizli bir anlaşmanın elçileri gibi dolaşan, bedenleri ile barışık, türlü türlü kılıkları özgüvenle sergileyen ve en önemlisi elektronik müziğin birleştiriciliğini anlamış yüz bine yakın insanla aynı ortamdaydım. Bir gözlemci değildim, tastamam bir katılımcı olmayı seçtim, orada dönüştüğüm sevgi pıtırcığı haller, oranın kucaklayıcı atmosferinin bir sonucu.

Tomorrowland, ana akım ile yeraltı müziğin birleşme noktası. Ana sahnesinde, popüler olmuş, milyar kere dinlenmiş elektronik dans müziği (EDM) üreten DJ’ler ağırlanırken, yan sahnelerinde en sert Hard Techno veya en derin Melodik House sanatçılarına alan açılmış. Elektronik müziğin tüm spektrumu tek bir hafta sonunda, gelenlere yaşatılıyor.

Ve bu bir sosyal etkinlik sığlığı ile yapılmıyor. Katılımcı tamamen izole bir masal dünyasının içine çekiliyor. Hikaye görsellerle ruhlara kazınıyor. Örneğin bu senenin temasına Consciencia adını vermişler: insan varoluşunun temelini oluşturan altı temel duyguyu işlemişler. Siz ben yazmadan düşünün önce…

Merak, aşk, öfke, neşe, arzu ve üzüntü… Ne kadar doğru… Her bir duyguyu canlı tiyatro mantığı ile kendine has bir görsel dil, ritüel ve sembolik evrenle temsil etmişler. Dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılar, milliyetçiliğin, üstünlük veya mağduriyet söylemlerinin çok ötesinde, sadece müzikle buluşmaya ve kaynaşmaya gelmiş… Milliyetlerini, dillerini ve hikayelerini kapının dışında bırakmışlar…

Meğer Tomorrowland bir DJ'i geceden gündüze küresel bir yıldıza dönüştürebilen, müzikte trendleri belirleyen, kendi akademisi olan, elektronik müzik kültürünün ulaşabileceği en görkemli, en kitlesel ve en profesyonel noktayı temsil ediyormuş…

İşte bu festival ertesinde, 35 bin kişilik sahneleri coşturan elektronik müziğin nasıl üretildiğine ve türlerine karşı içimde bir merak uyandı. Tomorrowland gibi festivallerde dinlediğimiz parçaların neredeyse tümü sıfırdan, boş bir ekrandan yola çıkıyor. Buna signature sound deniyor. Telif hakları tamamen sanatçıya ait oluyor.

Signature olmayan üretim şekilleri de var: Sanatçı bazen hazır parçaların üstüne ritim ekliyor. Telifli hazır bir parçayı DJ’in kendi ritmi ile yoğunlaştırmasına, beat deniyor. Şaşırtıcı ve keyiflendirici bir metot da bootleg: Bootleg, bir DJ veya prodüktörün, telif haklarına sahip olmadığı popüler bir şarkıyı yasal izin almadan kendi stüdyosunda yeniden düzenlemesiymiş.

Kısacası, sanatçılar stüdyoya kapandıklarında sıfırdan orijinal parçalar üretiyorlar. Ancak Tomorrowland gibi devasa festivallerin sahnelerine çıktıklarında, setlerini dinamik tutmak için hem bu orijinal parçalarını hem de bilinen şarkıların üzerine kendi beat'lerini ekliyorlar.

Fikrimi söylüyorum: DJ’ler, geleneksel türleri bilmeden de iyi duyulan elektronik müzik üretebilirler… Formülleri uygulayarak… Saf, deneysel, içgüdüsel bir üretim yapabilir. Ancak parçalar basit döngülerden ibaret kalır. Sanatçı bir süre sonra kendini tekrar etmeye başlar. Halbuki müzik hafızası gelişmiş ve kendi de enstrüman çalan dehalar jazz’daki gibi senkoplu (beklenmedik) ritimler yaratır, rock’taki gibi iniş çıkışları ve patlamaları iyi adapte eder, folk’taki gibi yöresel tınıları elektronik ritimlere uyarlar…

Tomorrowland’de ilk defa dinlediğim bir türü de yazmak isterim: Rave. Felsefesi; barış, aşk, birlik ve saygı (PLUR).  Tesadüfen keşfettiğim Rave Cave, Tomorrowland'in en ikonik noktalarından biri olabilir…  Bir köprünün altındaki tünelden dönüştürülen bu ufacık, karanlık sahne, 90’ların basık ve dumanlı depo rave partilerinin atmosferini birebir yansıtıyordu.

Bir ortam düşünün göz göze gelmek doğal, karşılıklı dans etmek keyifli , müziğe eşlik etmek kaçınılmaz…

Bana göre elektronik müzik, kendinden önceki tüm müzik türlerinin dijital olarak yeniden doğma şekli olabilir…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün