Ekev - Silinmesi gereken sözler

Rav İzak ALALUF Köşe Yazısı
29 Temmuz 2026 Çarşamba

Ekev peraşası mitsvalara uyulması karşılığında ödülleri vaat ederek başlar. “Veaya ekev tişmeun et amişpatim aelle… Veşamar Ad… E.loeha et aberit veet ahesed / Bu kanunlara uymanızın bir sonucu olarak... Tanrı atalarınıza söz verdiği antlaşmayı ve iyiliği sizin için koruyacaktır.”

Raşi'nin bu pasuk hakkındaki açıklaması, tüm Tora açıklamalarında yer alan en ünlü pasajlardan biridir. Kendisi Tora’nın burada ‘ekev’ kelimesini, Tora’nın kullandığını yazar. Tora burada, insanların ‘ayaklarıyla çiğneme’ eğiliminde oldukları mitsvaları uygulayanlardan söz eder. Bu mitsvalara uymayı garanti edenlere özel bir ödül vaat edilir. 

Raşi'nin açıklamalarının genel anlayışı, her ne sebeple olursa olsun, insanların genellikle tamamen göz ardı ettiği veya sanki ayaklarıyla ‘çiğniyormuş’ gibi gelişigüzel, düşüncesizce yerine getirdiği mitsvalardan bahsettiğidir. İnsanların genellikle ihmal etme eğiliminde olduğu mitsvalara özellikle dikkat etmemiz tavsiye edilir. Ancak Raşi açıklamalarında bir konuya daha açıklık getirmektedir. Mitsvaları yerine getirmenin üç yolu vardır: Başla, kalple ve ayaklarla.

Mitsvaları başıyla yerine getirmek, kişinin Tanrı’ya hizmet etmenin ve O'nun emirlerine uymanın önemini tam olarak anlaması, dünyadaki hedef ve amacını net bir şekilde algılayarak yaşaması anlamına gelir. Bu, elbette, pek çok insanın ulaşamadığı oldukça yüksek bir seviyedir.

İkinci yol, kişinin ilham ve motivasyonla dolu hissettiği için kalbiyle, duygularıyla hizmet etmesidir. Bu yaklaşımın sorunu, duygularımızın tutarsız ve öngörülemez olmasıdır. Bazen mitsvalar konusunda ilham ve heyecan duyarız. Ancak diğer zamanlarda kendimizi kötü ve moralsiz hisseder ve mitsvalara karşı ideal olarak hissetmemiz gereken hırs ve coşkudan yoksun kalırız.

Üçüncü yol ise, günlük rutinimiz olan, ayağa kalkıp yürümek gibi, mitsvaları alışkanlık haline getirerek yerine getirmektir. 

İdeal olan, elbette, hayatın amacının Tanrı’ya hizmet etmek olduğunu tam olarak anlamak ve her zaman Tanrı’ya sevgi ve bağlılıkla dolu olmaktır. Gerçekçi olmak gerekirse, bunun her zaman gerçekleşmesini beklemek biraz hayalci olmaktır. Bu nedenle Tora, Tanrı’ya alıştığımız ve kendimizi buna alıştırdığımız ‘ayaklarımızla’, tıpkı yürüdüğümüz gibi doğal bir şekilde hizmet etmemiz durumunda bile, bunun büyük bir değeri olduğunu garanti eder. Bunun da ödüle değer olduğunu paylaşır.

Tanrı ile olan ilişkimizde doğru olan, insanların birbirleriyle olan ilişkilerinde de doğrudur. İdeal bir dünyada olsak, insanlar birbirleriyle her zaman ‘zihinleriyle’ ve ‘kalpleriyle’ konuşur, ne zaman, ne söyleyeceklerini ve nasıl söyleyeceklerini çok dikkatli düşünürlerdi. Ancak gerçekte, insanlar genellikle ‘ayaklarıyla’ konuşurlar; nasıl ve ne konuşacakları konusunda yeterince dikkatli düşünmezler. Birçok farklı nedenden dolayı, insanlar genellikle söylememeleri gereken şeyleri söylerler. İnsan olarak yorgunluk, stres, kaygı gibi faktörler buna neden olabilir.  

Sorun, bazen akılsızca söylenen sözleri fazla ciddiye almamız ve onları gerçekte olduğundan çok daha büyük bir şeye dönüştürmemizdir. Pek çok insanın farkında olmadığı şey, zihinlerimizin de tıpkı bilgisayarlarımız gibi, saklamak istemediğimiz şeyleri silen bir ‘sil’ tuşuna sahip olduğudur. 

Ayaküstü söylenen, üzerinde yeterince düşünülmeden söylenen sözler ‘silinmelidir.’ O ebeveyn, çocuk, kardeş, eş, arkadaş veya kim olursa olsun, söylememesi gereken bir şey söylediğinde, mutlaka cevap vermek zorunda değilizdir. Aslında, düşünmemize bile gerek yoktur. ‘Sil’ tuşunu kullanmamız yeterlidir. Sözde ‘incitici yorumlar’ ancak izin verdiğimizde canımızı yakar. Onları sadece ‘silmek’ yerine, aklımızda tuttuğumuzda sıkıntı yaratırlar.

Düşüncesizce, doğaçlama konuşmalar bunu önemli bir mesele haline getirme kararı almadığımız sürece sorun yaratmazlar.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün